TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Atatürk Havalimanı ne olacak?

Daha önce 3. havalimanı ihalesi hakkında yazdığım bilgilerin önemli bir kısmını Zaman'a yaptığı açıklamada teyit eden Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 3. havalimanının işletmeye alınmasından sonra Atatürk Havalimanı'nın durumunun ne olacağına dair net bir ifade kullanmamış. Çünkü mevzu sanıldığından daha çetrefilli ve Türkiye'nin kredibilitesini sarsacak detaylar içeriyor. Bakan, benim gündeme getirdiğim Atatürk Havalimanı'nın yolcu trafiğine kapatılacağı yönündeki iddialara net bir cevap da vermemiş, hatta 3 alternatif üzerinde çalıştıklarını söylemiş. Bakanın açıklaması aynen şöyle:
"Bunlardan biri, 3 havalimanının da çalışması yönünde. Nereye, ne kadar trafik yönlendireceğimizi biz biliyoruz. Onun hesabını biz yapacağız. Diyeceğiz ki, şurada şu kadar trafik olsun, burada bu kadar. Ayarlamayı biz yapacağız. Bunu düzenlediğimiz zaman 3 havalimanını da aktif hale getirmiş oluyoruz. Biz çerçeveyi çiziyoruz ve diyoruz ki, mevcut işletmecinin sözleşmesinden doğan hakkını hukukunu zayi etmeyecek bir düzenleme yapılacak. Mevcut işletmeci mağdur olmasın ama yeni havalimanına girecek işletmeciler için de cazip olmaya devam etsin. Bu dengeyi kurmak lazım."
Bakanın bahsettiği dengeyi bu yaklaşımla kurması zor değil, imkânsız. Özellikle bakanlık bürokrasisi nereye, ne kadar trafik olacağını belirleyecekse, sektör yandı demektir. Daha önce benzer tartışmalar Antalya Havalimanı'nda iki ayrı terminal varken yaşandı. Ayrıca Atatürk-Sabiha Gökçen, Antalya-Gazi Paşa arasında bürokrasinin yaptığı trafik yönlendirmesi konusunda yaşananları gayet iyi biliyorum. Bir de trafik ayrıştırma işinin başına eski Sivil Havacılık Genel Müdürü Ali Arıduru getirilirse "dadından"yenmez. Maliyetler direkt artacağından sektör de iflah olmaz.
Ayrıca 3 havalimanı aynı anda kullanılacaksa, bu mantıkla ihaleye çıkmak demek, 3'üncüsü için yolcu garantisi veya başka garantiler anlamına gelecektir. Atatürk'ü önemli bir aset gören TAV ve Fransız ortağı ADP'de, "Biz bu işe girerken yeni meydan söz konusu değildi. Atatürk Havalimanı'nın halihazırdaki büyüme oranında bir dengeleme istiyoruz" derse maliyetler iyice artacaktır. Daha da önemlisi, trafik kamu eliyle 3 meydana ayrıştırılacaksa, bu ihaleler nasıl yapılacak, mantığı ne olacak? Bu durumda Atatürk'teki fazlalıkları Sabiha Gökçen'e kaydıralım, yenisine ihtiyaç kalmadan toptan havalimanı ihtiyacı çözülmüş olsun.
Kamunun trafik ayrıştırması her kesimi rahatsız edecek bir olay. Buna kamunun hiç girmemesi gerekir. Havalimanları arasındaki rekabetin, bürokraside adam kayırmaya kayması gün gibi ortada. Atatürk Havalimanı'nı yıllardır kullanan şirketlerin, burada yatırımı, teknik ve bakım hizmetleri olanların durumu ne olacak? Ayrıştırma hangi kriterlere göre yapılırsa yapılsın rahatsızlığa neden olacaktır. Bu ince detayların TAV CEO'su Sani Şener de farkında olmalı ki, en temiz yolu Atatürk'ün kapanmasında görmüş.
Avrupa yakasında iki meydanda bir şirketin faaliyet göstermesine Rekabet Kurulu'nun engel çıkaracağına dair tartışmalar da ayrı mesele.
2005'te Türk Hava Yolları'nın büyüme hamlesini iyi değerlendiremeyen, yeni bir vizyon koyup havalimanı projelerini buna göre şekillendiremeyen Ulaştırma Bakanlığı'nın çaresizliğini elbette anlıyorum. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'ın iyi niyetle birden fazla alternatiflerle çözüm üretmek istediği de ortada, ama vaziyet gerçekten çıkmaza girmiş durumda...


Kirpi'ye bu eziyeti çektirmeyin!

Zırhlı araç "Kirpi"lerin üretimi mali problemler sebebiyle sıkıntı yaşıyor. Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın (SSM), asker ve polisin mayınlı tuzaklardan korunması için 2009 yılındaki ihalesini BMC kazandığında bu riskleri dikkate alınıp ona göre sözleşme yapılmış olsaydı, şimdi bu sıkıntılarla karşılaşılmazdı. Mesela SSM uhdesindeki ASELSAN böyle bir problem yaşıyor mu? Hayır. Çok mu iyi yönetiliyor da finansman sıkıntısı yaşamıyor; elbette hayır. O zaman kritik ürünlere imza atan milli özel şirketlere yönelik de riskler dikkate alınarak bir düzenleme yapılması gerekir.

Yukarı