TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Uçak indirme işi kötü bitmemeli!

Rusya'nın havacılıkla imtihanı yeni değil. Bu konuda oldukça tecrübeliler. Hatta 1983'te Kore Havayolları'na ait bir Boeing 747 yolcu uçağının Sovyet hava sahasını ihlali nedeniyle düşürülmesinden dolayı Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ICAO, toplanıp yeni karar aldı. Bu olay sonrası 1984 yılında Chicago Sözleşmesi'ne yolcu uçaklarının ulusal hava sahası ihlali durumunda neler yapılması gerektiği hususları detaylandırıldı. Kısacası 'havacılıkta kurallar kanla yazılır' sözü bir kez daha tekrarlandı.
Bu hatırlatmadan sonra şu an yaşadıklarımıza dönelim. Suriye'nin uçağını indirip, Rusya ile müzakerelere başladığımız kargoya el koyma eylemi, egemenlik haklarımız çerçevesinde iyi başladı, ancak krizin iyi yönetilememesi sebebiyle kötü bitecek gibi görünüyor. Çünkü olay gereğinden fazla teknik detayları aşıp, siyasileşmeye doğru gidiyor. Bürokratların veya teknokratların devrede olması gerekirken, her bakanın ayrı ayrı ve yanlış, birbiriyle çelişen beyanlarıyla dahil olduğu, hatta Başbakan Erdoğan'ın bile açıklamalarıyla renklendirdiği hadisenin nasıl biteceği merak konusu. Çünkü el koyduğumuz malzemelerin ne olduğunu anlamakta geç kaldığımız gibi tanımlamasını yapıp, mevzuatlara uydurma konusunda da zorlanıyoruz.

 

Lavrov bizim kanunları da biliyor

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, "Hiç kimsenin Türk-Rus ilişkileri üzerine endişelenmemesi gerekiyor. İki ülke ilişkileri istikrarlı ve sağlam bir şekilde gelişiyor. Uçak olayı, ilişkilerimizi etkilemeyecek" derken aslında kendilerini savunup, Türkiye'nin yanlış demeyelim, ama hatalı davrandığına dikkat çekiyor.
Uçaktaki kargonun Rus firmasına ait olduğunu ve Suriye'ye gönderildiğini hatırlatan Lavrov, "Yasal bir kargoydu ve yasal bir şekilde gönderildi" iddiasının arkasında duruyor. Çünkü Lavrov, sadece uluslararası mevzuatları değil bizim 2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu'nu da iyi biliyor olmalı. Bizim kanunumuzda da bu kargonun suç sayılabileceğine dair hususlar muğlak.
ilgili kanunun, 'Yasaklar' başlığı altındaki 93. maddenin 'g' bendi aynen şöyle:
"Silah, cephane, her nevi harp malzemeleri, patlayıcı, yanıcı, tahrip edici ve aşındırıcı madde, zehirli gaz, nükleer yakıt, radyoaktif madde, can ve mal güvenliği yönünden tehlikeli olduğu saptanmış her nevi katı, sıvı ve gaz halinde madde taşımak."
Şimdi bu madde kapsamına el koyduğumuz kargoları sokmaya çalışın bakalım sığacak mı? Ya da yarın Rusya, elektronik malzemeyle Güney Kore seferi yapan bir Türk Hava Yolları uçağını kendi hava sahasında, benzer gerekçeyle indirirse ne olabilir, iyi düşünmemiz gerekir.

 

Rusya neden kargosunun arkasında

Aynı kanunun 'Devlet hava araçları' başlığının altına bakalım.
"Madde 90 - Türk hava sahasında uçuş yapacak yabancı devlet hava araçları; Türk kanunlarına ve bunlara bağlı kurallara uymak zorundadırlar. Türk devlet hava araçlarının, Türk hava sahasında ve uluslararası hava sahasında yapacakları uçuşlarla ilgili kurallar koyma yetkisi Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne aittir. Chicago Sözleşmesi 3'üncü maddesi hükümleri saklıdır."
Bu madde, Türkiye'yi uçakları indirip araması konusunda son derece haklı kılarken, maalesef uygulamalar, yanlış tanımlamalar, abartılı yaklaşımlar, çelişkili açıklamalar ve şu ana kadar yaşananlar neticeyi etkileyebilir. ilgili bakanların ve bürokratların dikkatli davranması durumunda da konu Rusya ilişkileri daha fazla tırmandırılmadan suhuletle kapanabilir.
Çünkü Türkiye, işi şu ana kadar abarttı. indirip aramak hakkımız, ama biz curcunaya çevirdik. Krizi iyi yönetemedik. Hukukçular ve askeri uzmanlar anında uçak indirildiğinde orada bulunup, kısa sürede taşınan kargonun aydınlatılmasına katkı sağlaması gerekirken bu yapılmadı, yapılamadı. Türkiye'nin prestiji açısından da kargoların uzun sürede açıklığa kavuşturulamaması hoş olmadı. Bu sebeple Rusya, "Malzemeleri sergileyin görelim" şeklinde talepte bulunuyor. Ben de bir daha böyle bir yaklaşım dilerim sergilenmez arzusundayım.

Yukarı