TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Azeri petrolü Ceyhan'a akar, Türk bakar

Muhtemelen bugün gazetelerde şaşaalı ifadelerle okuyacağınız şu haberi öncelikle dikkatlice inceleyin.
"Bakü- Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı'nın Ceyhan deniz terminalinden yüklenen 2000'inci tanker yola çıkmış. ALEXIA isimli tanker, Azerbaycan'ın Azeri-Çırak-Güneşli (ACG) sahasından BTC boru hattı ile gelen 632.000 varil ham petrolü dünya pazarlarına taşımak üzere hareket etti. 2000'inci tanker, bu petrolü İtalya'ya taşıyor. BP'nin ana hissedarı ve işleticisi olduğu BTC Boru Hattı, hizmete açıldığı 4 Haziran 2006 tarihinden beri 1.55 milyar varil (yaklaşık 206.24 milyon ton) ham petrolü güvenli ve emniyetli bir şekilde taşımış bulunuyor."
Bu haberde Türkiye'yi ilgilendiren ve ülkemize faydası dokunan bir cümle, bırakın cümleyi kelime var mı? Yok. Aslında tam bir "Petrol akar, Türk bakar"durumu söz konusu. Hep suya bakacak değiliz.
Azerbaycan-Türkiye ilişkilerini Ermenistan'dan soyutlayıp petrol ve doğalgaz boru hatları çerçevesinde baktığımızda, ibre başka şeyler gösteriyor. Gerçekleşen projelerde Azerbaycan ve onun ortağı dev enerji şirketlerinin menfaatleri söz konusu. Hatta bu projelerden Türkiye maddi olarak zarar ederken, kardeş ülkeye bir açılım sağladığı için de manevi olarak haz alıyor. Fakat nereye kadar?

ANLAŞMA İSVİÇRE HUKUKU, KAZANÇ DOLAR
Bakü-Tiflis-Erzurum Doğal Boru Hattı'ndan gelen gaz için Azerbaycan tarafı epeyce bir süre "Türk kardeşlerimize ucuza satıyoruz" propagandası yaptılar. Halbuki bu hattın hayata geçmesi ve yeni bir pazara arz edilmesi sebebiyle yapılan anlaşmalar çerçevesinde Azeri gazı alınıyordu. Sonra fiyatlarda düzeltmeler yapıldı. İki ülkenin de menfaatine olacak bir şekil aldı. Ve ardından tamamıyla Azerbaycan ve Hazar Bölgesi'nde faaliyet gösteren dev enerji şirketlerinin de katkılarıyla Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP) ortaya çıktı. Türkiye'nin de yeşil ışık yakıp % 20 ortak olmasıyla yol almaya başladı. Ama bu esnada tartışılan Türkiye'den geçen boru hattının hangi ülkenin hukuk mevzuatına tabi olacağı meselesinde, önce İngiltere hukuku telaffuz edilip sonra Türkiye, İsviçre hukukuna razı edildi. Bu noktada hangi enerji şirketlerini devreye girdiği ayrı bir husus.
Geçen hafta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile yaptığım röportajda, "Neden BTC ile üzerimizden geçip Akdeniz'e gelen petrolden bir damla dahi alamıyoruz?" sorusunu yöneltim. Ve Bakan Yıldız, haklı olarak BTC sözleşmesini yapan eski hükümetlere topu attı, ancak AK Parti Hükümeti döneminde bu hususun neden düzeltilemediğini de anlayabilmiş değilim. Çünkü Azerbaycan ve bu hatları kullanan enerji şirketleriyle bir sürü müzakereler yapıldı, yapılıyor.
Yılda yaklaşık 50 milyon ton olarak BTC'den gelen petrolün Ceyhan'da 15 milyon tonunu Türkiye alabilmiş olsa en azından petrol taşıma bedelinden, navlundan kârı olur. Türkiye'nin 30 milyon ton petrol ithalatının yarısını bırakın tek damlası bile Azeri petrolü olmaması hangi kardeşlik hukukuna sığıyor. Kardeşlik de bir kenara bunun neresi makul ve mantıklı bir iş?

TÜRKİYE, BTC'DE ETKİSİZ ORTAK MI?
Türkiye üzerinden geçen BTC'deki pay dağılımı şöyle: BP % 30.10, SOCAR % 25, CHEVRON % 8.90, STATOIL % 8.71, TPAO % 6.53, ENI % 5, TOTAL % 5, ITOCHU % 3.40, INPEX % 2.50, CONOCOPHILLIPS % 2.50, AMERADA HESS % 2.36.
"İran'dan petrol almayın" diyen Amerika, BTC'den neden Türkiye'nin petrol alması için lobi yapmaz? Türkiye'nin BTC Projesi'nden tek beklentisi, taşınacak petrol kapasitesine bağlı olarak dolaylı kazançlardı. Ancak geçen sürede görüldü ki İngiliz BP'nin öncülüğünde yapılan anlaşma sebebiyle Türkiye kazançtan ziyade her sene zarar ediyor. İşte bu zarar, Enerji Bakanı Taner Yıldız'ın da vurgu yaptığı üzere, Türkiye'ye kazanç getirecek ve sürdürülebilir olacak şekilde AK Parti Hükümeti döneminde düzeltildi. Ancak yetmez.
"Azeri petrolünden neden alım yapamıyoruz?" sorusuna cevap bulunması gerekir. Bütün boru hatları böyle olacaksa, Türkiye'nin bu işlere soyunmasının, "Doğu-Batı enerji koridoru olacağız" diye ortada gezmesinin ne anlamı var?

Yukarı