TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Askeri harcamalardan kimler nemalanıyor?

Tanzimat Dönemi'nin önemli devlet adamı ve şair Ziya Paşa'nın ‘Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde' dizeleri darbımesel haline gelmiş olsa da bizimkiler halen daha bildiği yolda sloganlarla ilerlemeye devam ediyor. Özellikle savunma sanayiindeki söylemlere ve ortadaki icraatlara bakınca can sıkıcı bir tablo ortaya çıkıyor. Beyanatlara göre dünyayı fethedecek, etrafımıza korku salacak her türlü taarruz ve savunma ekipmanlarını geliştiriyoruz. ‘Elde avuçta ne var?' diye baktığımızda ise bambaşka gerçekler karşımıza çıkıyor. Öyle ki, ihtiyaç duyduğumuz bazı araç ve gereçlerin teminini bile müttefiklerden sağlamakta sıkıntılar çektiğimizi göremiyoruz. Bu kadar olsa, gam değil.
Savunma sanayiinde halen daha kendi özel sektörüne tam anlamıyla açılamayan, onlara güvende sıkıntı yaşayan ve araştırma-geliştirmeye (Ar-Ge) objektif kriterlerle ve ülke menfaatine olacak şekilde kaynak ayırmayan bir yapı henüz kırılmış değil. 'Şunu yapacağız, bunda son noktaya yaklaştık' tarzı arzı endamlar, aslında sektörün önünü tıkayan şirketlerin, devletin kendilerine kaynak aktardığı kurumları baskı altında tutma girişiminden başka bir şey değildir.


Adrese teslim sipariş modeli...

Son yıllarda bir ilerleme kaydettiğimiz gerçeğini elbette göz ardı etmemek gerekir, lakin bunun da nasıl olduğu ciddi bir incelemeye ihtiyaç duymaktadır. Çünkü son 10 yılda hükümetin her alanda sağladığı ekonomik büyüklükten savunma sanayiinin devlet çatısı altında yer alan, ancak profesyonel bir şekilde yönetilmeyen Türk Silahlı Kuvvetleri'ni Güçlendirme Vakfı (TSKGV) şirketleri de nasiplendi. Asıl sorgulanması gereken sağlanan imkânları ne derece faydaya dönüştürebildikleridir.
Savunma sistemlerinin yekûn tutan tarafını başta Amerika olmak üzere müttefik ülkelerden bazen de tek kaynaktan temin eden bir sistemimiz var. Bu ticaretten ciddi anlamda nemalanan önemli bir kaymak tabakası da oluşmuş. Durum böyle olunca ülkeyi ve imkânları düşünenler değil, kendine çalışanlar kimseye rol kaptırmak istemiyor. Bir de hariçten gazel okuyup askeri harcamaların kısılmasına yönelik eylem koyan güruh var. Onların derdi denetim falan değil, direkt kontrol edilebilir bir savunma sanayii. İçeride ise ASELSAN gibi şirketlere sağlanan adrese teslim sipariş modeli bir türlü terk edilmeyip, alternatif yerli bir firma oluşumunun önü kesiliyor. TAI veya TEI gibi vakıf şirketlerinin üzerinde çalıştığı geliştirdiği ve görev üstlendiği ürünlerle bazı istisnalar hariç ASELSAN'ın durumu aynı noktada olmadığına göre tek bir şirkete mahkûm olunması doğru olabilir mi?


Rant varsa Ar-Ge olmaz!

Hesap veremeyen savunma sanayii şirket yapısının en azından Sayıştay denetimine açılması gerekmez mi? Ama böyle bir denetim bile Meclis'e belli prosedür çerçevesinde başvuruyu öngörüyor. Türkiye bulunduğu coğrafya itibarıyla siz bunu daha süslü laflarla da algılayabilirsiniz. Mesela, 'Jeopolitik konumu gereği, savunma harcamalarını kısamaz' falan diyebilirsiniz. Ancak bu savunma harcamalarından, asker ve siyasilerin hangi yakın çevresi kimler nemalanıyor? Sorgulanması icap ediyor.
Kısa süre önce iş dünyasından bir isimle, sınırlı sayıda davetliyle aynı ortamı paylaştık. Farklı bir işkoluna daha girdiğini kartını uzatarak anlatmaya başladı. Bahsettiği işkolu, TSK'nın en önemli ihtiyacı olan bir kalemin ithalatı. Hatta ithalatı da denmez. Zaten Savunma Sanayi İcra Komitesi'nde alımına karar verilen bir ürünün Türkiye temsilcisi olmuş. Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayi Müşteşarlığı'yla işini tatlı tatlı götürüyor. Dönemsel yükseliş göstermiş bu müteşebbis kardeşimizin, temsilciliğini yaptığı ürünün katoloğuna bakmadan ismini bile tam yazacağından emin değilim. Ama işkolları arasına savunma sanayiini eklemiş.
Atak, Hürkuş, Altay, Milgem gibi telaffuzu güzel, kulağa hoş gelen projeler bir yandan yürüyor, ama diğer yandan da başka işler yürüdüğünden savunma sanayimiz sırf rant yeme kavgasından rayına giremiyor.
Özetle, savunma sanayiinde Ar-Ge harcamamız Avrupa'nın çok gerisindeyse sebebi ranttır....

Yukarı