TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Bu ihalelerde bir terslik yok mu?

En son söyleyeceğimi yazının başında ifade edip detaya geçeyim. Yapılan bütün ihalelerin sektörleri, işkolları farklı olmasına rağmen hep aynı şirketler ve işadamları buralarda boy gösteriyor. Önemli bir kısmı Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle ve kamunun mali sorumluluklarını özel sektöre yükleyen finansman yöntemiyle yapıldığına göre bu şirketler ve şahıslar bu işlerin altında kalkabilecek özsermayeyi nasıl temin edecek? Veya birçoğu edemediğine göre neden ihalelere müdahale edilerek hukuki sıkıntılar oluşturması adına Hazine garantisi veriliyor?
Bir işadamı veya holding köprü, yol, elektrik santralı, baraj, elektrik dağıtımı, tünel gibi vesair büyük projelerin ihalelerini aynı dönem içinde kazanırsa bunun altından nasıl kalkabilir? Kredi çalışmaları yapan bazı banka yöneticilerine ve büyük ihalelerde imzası olan işadamlarına sordum, cevap alamadım. İhalelere mali, teknik kriterler boşuna mı konuyor? Yoksa çok esnek mi davranılıyor?
Mesela Çukurova Havalimanı ihalesini kazanan Koçoğlu Grubu, yüzde 20 özkaynakla yapacağı proje için gerekli olan yüzde 80'lik bölüme kredi bulamadı. Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) de aynı bakanlığa, Karayolları Genel Müdürlüğü gibi Ulaştırma Bakanlığı'na bağlı, ama ihaleyi kazanana krediyi bulmadan işe başlama izni vermediği için Koçoğlu, "Özkaynağımla yapayım" diye yalvarıyor. Karayolları Genel Müdürlüğü'nün uhdesindeki birçok ihaleden, buranın yetkilileri bile haberdar olmadan müteahhitler yukarılarla işi bağlayıp sahaya girerek işe başlayabiliyor. Bazıları 2-3 yıldır kredi bulamamış, ama ellerindeki imkânlarla 2-3 yıldır sahadalar. Üstelik işletme süresinde yarışarak aldıkları ihalede en önemli kazanımı usulsüz şekilde işe başlayarak elde ediyorlar. Finansman bulamadıkları için işin onayını almıyorlar ve süre de başlamamış oluyor, ama inşaatı devam ediyor. 22 yıl süreyle alınan işin 5 yılı inşaat ise ne kadar erken bitirilmesi halinde işletme süresine ekleneceği için bakanlığın göz yummasıyla bu avantajı kullanıyorlar.
Nurol'un liderliğini üstlendiği İzmit Körfez Geçişi'nde ise özkaynak sorunu sebebiyle yurtdışından gerekli olan yaklaşık 4-5 milyar dolar kredi bulunamadı. Zorlamayla ve büyük proje bölümlere ayrıştırılarak bazı etapları için yurtiçinden yerli bankalardan 1 milyar 350 milyon dolar kredi bulunduğu açıklandı.
Daha önce bu köşeden duyurduğum "Büyük projelere kredi bulunamıyor" yazıma henüz doğru dürüst bir cevap gelmiş değil. Yanlış anlaşılmasın, yazım nedeniyle başta Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım olmak üzere ihale kazanıp finansman derdine düşen bazı işadamlarımız da aradı. Ancak ne kamu tarafından ne de iş dünyasından tatmin edici bir cevap almış değilim.
Büyük projeleri ihaleyle üstlenen hiçbir grup veya işadamı veya patrondan, "Özkaynak ya da işlerimizi döndürmeye engel bir sermaye problemimiz yok" diyen olmadığı gibi, "Biz projemize finansman bulduk" açıklamasıyla dönen de olmadı. Önce Ulaştırma Bakanı Yıldırım, büyük projelerin kredi sorunu olmadığını, ancak Hazine'den onay sürecinin bazı teknik detaylar sebebiyle uzadığını söyledi. Ardından işadamları da mantığımın kabul etmediği, ihale şartnamesinde de karşılığı olmayan Hazine garantisi, borç üstlenim kefaleti gibi hususlardan bahsettiler. Fikri takipte kaldım, ama henüz kredi bulanı göremedim. Kamunun baskısıyla Hazine garantisiyle Hazine'nin bankalarından finans temin edenlerinki de onay sıkıntısı yaşıyor.
Üstelik "dev ihalelerin gizli kahramanı" İbrahim Çeçen bile henüz üçüncü köprü için kredi bulmuş değil. Ama o da süreyle yarıştığı için üçüncü köprünün bağlantı yolları ve diğer işlemler için inşaat başlamış, sondajları çoktan vurmuş.
Ben de Bloomberg-Businessweek Dergisi'nin yalancısıyım...

Yukarı