TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Enerjide Azeri-İngiliz düellosu

Gelişmelerin önüne arkasına bakmadan üzerine atlayıp kısa günün flaş kârı şeklinde sunulan haberlerden birisi "Askeri helikopter eskiydi, metal yorgunluğundan düştü" diğeri de "İngiliz enerji şirketi BP (%12), Norveçli Statoil (%12) ve Fransız Total (%5), SOCAR'ın Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı'nın (TANAP) yüzde 29 hissesini aldı" açıklamasıydı. Henüz ortada alınıp-verilen bir hisse yok. Ancak, Azerbaycan (yüzde 80) ve Türkiye'nin (yüzde 20) ortak geliştirdiği proje olan TANAP'da Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi (SOCAR) kontrolünün yüzde 51 'in altına düşmesini istemiyor. SOCAR, geriye kalan yüzde 29'u da BP, Statoil ve Total'e teklif etti. İşte bu bilgi, her şey bitmiş gibi verilerek, asıl sıkıntılı sürecin şimdi başlayacağı atlandı.
Çünkü SOCAR'ın makul, mantıklı ve yerinde olan bu teklifine ilk tepki bu boru hattından geçecek doğalgazın geliştirilip, üretildiği bölgenin operatörü İngiliz BP'den geldi. BP diyor ki: "Doğalgazdaki hissemiz kadarıyla ortak olalım." Bunun anlamı yüzde 25 BP, yüzde 25 Statoil'in hisse alması. Total'i saymıyorum bile. Bu durumda, bu hattın kontrolü de Batılı şirketlerin konsorsiyum lideri olan İngiliz BP'ye geçeceğini söylemeye gerek var mı?
Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı'nda (BTC) ağırlıklı konumlarıyla oynadıkları oyunu, Azerbaycan ve Türkiye'nin güçlü konumda oldukları bugünlerde bile düşük profilde bile olsa becerirlerse, tekrar etmek istiyorlar. Türkiye uzun yıllar BTC'den tek damla petrol alamazken BP'nin taktikleriyle de boru hattının işletmeciliğinden de zarar etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yakın zamanda bu saçmalığı düzeltti, ancak yetmez. Türkiye'de 100. yılını kutlayan BP'nin törenlerine iştirak etmeyerek, tepki koyarak olmaz. Dilerim SOCAR geliştirdiği stratejik projesi TANAP'da ağırlığını kaybetmez.
Bu satırları Bakü'den yazdığım için buradaki havayı da az çok teneffüs ettim, gördüm. SOCAR kararlı ve BP de burada uzun vadeli iş yapmak istiyor. Yani SOCAR'ın teklifini kabul etmek zorunda. Ayrıca 6-7 yıl sonra da Azerbaycan'ın ihraç edeceği doğalgaz, petrolü geçecek. Rezervler bunu gösterdiğine göre "Azerbaycan, TANAP için doğru yolda ilerliyor" demek mümkün, ama enerji oyunu bu her daim dikkat!..

 

Havada THY-Lufthansa değil, Almanya-Türkiye yakınlaşması

Dün Türk Hava Yolları (THY) açısından tarihi bir gündü. Artık 200 adetlik bir uçak filosunun operatörü olarak ciddi bir konuma yükselmiş durumda. Tek merkezden uçtuğu nokta sayısıyla 200'ü devirmişti, ancak asıl 200'ler ligine şimdi girmiş oldu. Ayrıca uçuş ağının kemiyetinden ziyade keyfiyeti öne çıkacak, frekansları artacak, yoğunlaşma sağlayarak uluslararası transferde daha fazla akıllarda yer ederek, söz sahibi olacak. Bundan böyle THY, ikinci merkez için kendine yer arayışına da mecburen girecektir. Yıllardır ihmal edilen Atatürk Havalimanı, yenisi yetişene kadar ne derece genişlese de THY, 200 adetlik filoyla kendini yeni üsse hazırlamalıdır. United Airlines'ın bin 257 adet uçakla 11 merkezi olduğu düşünülürse, THY'nin de 200 filo sonrası ikinci HUB için düşünmesi gerekecek. Ancak bunu Lufthansa ile mi yapar, tek başına mı zaman gösterecektir.
Başbakan Erdoğan'ın estirdiği THY-Lufthansa rüzgârı sebebiyle Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de soru yöneltilince, açık pozisyonda kalmamak için iki şirket arasında işbirliğine ilişkin bir çalışma bulunduğunu söylemiş. Bence bu işbirliğini THY-Lufthansa söyleminden ayıklayıp, "Havada Almanya-Türkiye işbirliğine doğru" şekline dönüştürmemiz daha faydalı olacaktır. Çünkü en yakın işbirliği için yeni havalimanı ihalesi görünüyor. Fransızlar, TAV'ın ortağı olan Aeroports de Paris ile hazırlandıkları üçüncü havalimanı için Almanlar da Antalya Havalimanı'nda işbirliği yaptıkları İbrahim Çeçen Holding - Fraport Ortaklığı ile hazırlanıyor. Japonlar, Koreliler, Çinliler, Malezyalılar, Hintliler ve diğer yabancılar, bakalım toplam yatırım değeri 8 milyar Euro olacağı tahmin edilen projeye ne derece ve hangi ortaklıklarla ilgi gösterecek?

Yukarı