TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Atık yağı atalım, denizlerde tutalım

Yasa ve yönetmelik çıkardığımız kadar bunları pratik hayatta uygulama başarısını da gösterebilsek önemli mesafe kat edeceğiz, fakat bu tarz düzenleme çalışmaları adeta işin önünü kesmek üzere yapılıyor. Görüntü böyle. Mesela "Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği" diye bir düzenleme var, lakin hiçbir icraat yok. Halbuki aklı başında bir çocuğa bile bugün anlatsan yarın tedbirini alacak kadar sarih bir konu. Zira atık bitkisel ve hayvansal yağlar, bu mevzuat çerçevesinde toplanıp milli ekonomiye kazandırılmadığı takdirde, ülkenin geleceğini ipotek altına alan bir kirliliğe sebep oluyor.
Bu konulara ilgi göstermesi gereken icraatsız bir Çevre ve Şehircilik Bakanlığı var, ama Maliye Bakanlığı'nın mevzuatları, bu atık yağların toplanıp milli ekonomiye kazandırılmasına engel. Ancak yolunu bulanlar çeşitli isimler altında kaçak olarak piyasaya sokuyor. Kaçağın vergisi olmadığına göre havayı kirletiyor ve araçların erken bozulmasıyla birlikte ciddi kazalara da neden oluyor.
Maliye Bakanlığı, azıcık vizyoner olsa atık yağ toplama işini teşvik ederek hem vergisini toplayacak hem de yeni bir işkolu nedeniyle istihdama katkı sağlayıp çevremizin kirlenmesini önleyecek. Ancak "biyodizel" üretiminin en kolay ve en hızlı şekilde yapılabileceği "bitkisel atık yağlar"dan üretilen "biyodizel" hakkında yerli tarım ürünlerinden elde edilip edilmediği konusunda bir belirsizliği ortadan kaldırmadıkları için bir mesafe kat edilmiş değil.
Halihazırda mevzuat olarak motorine yüzde 5 oranında "biyodizel" karıştırılmasında herhangi bir kısıt yok. Fakat yerli üretim konusu netleşmiş değil. ÖTV Genel Tebliği'nde ve 22 seri No'lu Akaryakıt Tebliği'nde bu işi hareketlendirecek "Atık bitkisel yağlardan üretilenler dahil" ibaresi
eklenerek gerekli düzenlemelerin yapılması gerekiyor.


3G'miz Amerika'nın 4G'sinden hızlıymış!

Türkiye cep telefonu rekabetinde taşları tam yerine oturtamadığından olsa gerek Amerika ile yarış tartışmasına giriliyor. PCnet ve CHIP dergileri, ABD'de hız testi gerçekleştirdi. Türkiye'den övgüyle bahsedilerek ABD'nin 4G bağlantı hız testlerinin Türkiye'deki 3G hızlarının altında kaldığı bilgisi paylaşıldı. Bu durumda "Türkiye'nin 4G'ye geçmesine gerek yok" mesajı mı verilmek isteniyor, anlamadım. Ama Türkiye'nin 3G'ye diğer ülkelerden sonra geçerek en son teknoloji altyapısını kullanması bu tabloyu ortaya çıkarmış. 4G için de beklememiz faydalı olacak anlaşılan!
İki dergi ABD'de 4G rüzgârını Verizon, AT&T, Sprint ve T-Mobile şirketlerinin hızlı mobil modem üzerinde test etmiş. Cep telefonlarında değil. Fakat Türkiye'den kiminle kıyasladıklarını tam anlayabilmiş değilim. Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) 3G ihalesi esnasında şart koştuğu yeni teknolojik altyapı getirilmesi hususunun etkili olduğu söyleniyor, ancak zaten geç yapılan bir ihale için başka teknolojinin böylesine rekabeti yüksek bir pazara getirilme şansı yoktu. "3G'miz Amerika'nın 4G'sinden hızlı" sloganıyla pazarlama yapılıyorsa, BTK Başkanı Tayfun Acarer'den bu işe bir açıklık getirmesini beklememiz gerekir. Çünkü bu haber ve reklamlar öncesinde PCNet, mayıs ayında 3G hız testiyle ilgili bir haber yayınlayarak Türkiye'de Turkcell'in birinci olduğunu haberleştirmiş, Vodafone da bu habere itiraz etmişti. Bu defa Vodafone, kendi altyapı desteği aldığı şirketlerden birisi olan Nokia Siemens Network'e (NSN) kendi hızını test ettirdi. Bu defa dergiler değil, bağımsız olmayan taraflı bir kurum rekabete dahil edilmiş oldu. Turkcell de bu araştırmanın Vadofone hizmet verenler (NSN) tarafından yaptırıldığı için 46. Ticaret Mahkemesi'nde tedbir davası açmış. Şimdi, "Vodafone'un 3G'si Amerika'nın 4G'sinden 2.5 kat hızlı" sloganı veya reklamı kime ne anlatıyor? Bu durumda "Avea'nın 3G'si 3.5 kat, Turkcell'in 3G'si de Amerika'dan 4.5 kat hızlı" şeklinde mi anlayacağız? Veya bize ne Amerika'dan. Türkiye'deki 3G hızından, yarışından haber verin.

Yukarı