TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Başbakan'ın 'büyüklük' yaklaşımı...

Yeni havalimanıyla ilgili yaptığım eleştirilerden birisi büyüklük takıntısıydı. Dünyanın en büyüğü olarak yola çıkılmasını ilk defa gündeme getirip eleştiren bendim. Havacılığın kalbi, dünya genelindeki trafiğin takriben yüzde 45'ine ev sahipliği yapan Amerika'da bile bu büyüklükte meydan yokken, bizimkilerin büyüklük aşkına anlam veremiyordum. Bu büyüklük takıntısını gazeteciler sormuş, Başbakan Erdoğan da makul bir şekilde izah etmiş. "İlla en büyüğü olacak" demediğine göre ben de konuyu bir iki adım daha ileri götürebilirim.
Bu yazıyı Dubai'den yazıyorum. Dünyanın en büyük yolcu uçağı Airbus 380'in en büyük işletmecisi olan (30'u uçuyor, 60 adet de siparişi var) Emirates Hava Yolları'nın dünyada tek olan ve bu uçaklar için özel yaptığı terminal için geldim. İyi bir projelendirmeyle adım adım geliştirilen, büyütülen Dubai Havalimanı, umarım bizimkiler için de referans olur.
Çünkü bizimkiler, büyüklükle, şunla bunla kamuoyunu avuturken Atatürk Havalimanı'nda da kapasite sorun oldu. Türkiye ve Türk Hava Yolları'nın önü tıkandı. Dileyelim, esnek ihale şartnamesi sebebiyle en azından yeni havalimanı, rakipleriyle yarışacak evsafta olur. Hatta daha iyisini, farklı konseptleri barındıran modeli yapılır.
Şimdi ilerleyen yıllarda HUB (transit taşımacılığı destekleyen büyük meydanlar) sayılarının artacağı, ama HUB'ların daha fazla büyümek yerine küçülebileceği gerçeğinin altını çizelim. Ayrıca uçakların teknolojik gelişmeleri birçok şeyi etkileyecektir. Uçuş maliyetlerinin de düşmesi noktadan noktaya uçuşları artıracak
Başbakan Erdoğan, çok yerinde, takdire şayan bir yaklaşımla "Atatürk Havalimanı yeşil alan olacak" dediği için artık ihale sürecine giren havalimanının da 3'üncü değil yeni havalimanı olarak anılmak durumunda olduğu notunu da düşelim. Ve Başbakan'a kulak verelim: "Açık, net söyleyeyim: 150 milyon diye bir şey söz konusu değil." Bitti. Önemli olan etrafının rant alanı yapılıp doldurularak büyüme imkânlarının kısıtlanmamasıdır. Atatürk'ün dibine Ataköy Konakları'nı diken Bakan Erdoğan Bayraktar'ın hassaten uyarılması gerekir!
Başbakan, yeni havalimanı ihalesi için "Dosya alma noktasında iş iyi gidiyor, 15 firma dosya aldı" demiş. Ben de 15 gün önce bu durumu yazdım. Ancak dosya alanlar arasında Türkiye'nin en büyük holdingleri, mesela dün THY'nin kapısını çalan Sabancı da var. Fakat çeşitli sebeplerden şartlar, mali rasyolar Sabancı'yı zorluyor. Dosya alan 3 ayrı grup da ihaleye beraber girmenin çalışması içinde. Türkiye'nin en önemli Yap-İşlet-Devret (YİD) projesinin ihalesine kaliteli bir ilgi söz konusu. Yani kredi bulamadığı için iptali bekleyen İzmit Körfez Geçişi gibi değil. Çünkü ihale şartnamesi de onlarla kıyas dahi kabul etmez. Hazine garantisi de yok, ama ihale şartnamesinde kurulan cümlelerin esnek yapısından Devlet Hava Meydanları İşletmesi'nin (DHMİ) ilave garantiler vereceğine dair bulgularım var, ama büyüklük bende kalsın!

'Poskasa'nın postuna kim oturuyor?

Poskasalarda durum yazdıklarımdan daha karışık, ama ne olacağı hususu daha da karışık. Neden? Birincisi; Maliye Bakanlığı yetkililerinin tüm şirketlere eşit ve adil yaklaşan kriteri ve takvimi yok.
İkincisi; ürünü geliştiren bakanlığa veriyor, ancak onay tarafının karışıklığı netice alınmasını engelliyor. Mesela, daha önce onay sistemi içinde ODTÜ'lü hocaların yer aldığı bir heyet varken, kısa süre önce bu sisteme TÜBİTAK da "Konu neydi" diyen bir ekiple eklenmiş.
Ama sıkı durun. Bazı girişimciler ise bu süreçlerden muaf tutulmuş. Çünkü onlar daha önce ürünü geliştirmiş, daha önceki eski sisteme göre izin almışlar. Bu heyetlerle uğraşma dertleri yok. Adeta pazara dalmak için ellerini ovuşturuyorlar. Şimdi çıta yükseltilmiş. Rekabet edecek rakip şirketler yeni kriterlerle boğuşuyor.
Çünkü ürün daha piyasada kullanılmadan, Maliye Bakanlığı'nın Ödeme Kaydedici Cihazı (ÖKC) "eski nesil" ve "yeni nesil" diye sınıflandırılmış. Tuhaf olan eskilere tamam denilerek yenilerin önünün kesilmeye çalışılması. Ama yeni nesil takipte, haberiniz olsun.

Yukarı