TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İlaç neden bulunmaz?

Bazı ilaçlara ulaşmada yaşanan sıkıntılar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sağlık Bakanlığı bürokrasi kademelerinin ödevlerini iyi yapmamaları nedeniyle gündeme geliyor. Topu taca atmanın, ilaç sanayicilerini ve Türkiye mümessillerini suçlamanın mantıklı bir tarafı yok. Zira kamunun bugün ilacın yüzde 95’ine yakınını tüketen olarak sektörde ciddi hâkimiyeti ve kontrolü var. Yani sektöre hâkimiyetinde bir sorun yok, regülasyonda problem olması söz konusu bile değil. Ancak bunu nasıl kullandığı ciddi tartışma konusu. Eğer işin endüstri tarafında yapısal değişikliklere imza atılmaz ise bu bürokratik bakış açısıyla “İlaç yok” kısırdöngüsü devam eder. Peki ilaçlar neden yok? Eğer Türkiye’de ilaç temininde zorluk yaşanıyorsa, hesap sorulması gereken en önemli adres belli: İlaç sanayiini veya daha doğru ifadeyle sağlık sektörünü düzenleyen, kontrol eden, ruhsat veren, şirketlere ve kuruluşlara hesap soran kamu tarafıdır. Hatta son 10 yıldır sağlık endüstrisinin (ilaç ve tıbbi cihaz) ihmal edilmesi, kamu tarafının derslerine çalışmadan buyurgan davranması ve dahi vizyoner olmamalarından kaynaklanmıştır.

İlaçta fiyat sorunu ve ruhsat sıkıntısı
Türkiye’de ilaçlar iki nedenden bulunmuyor. Birinci sebep; SGK ve Sağlık Bakanlığı‘nın yürüttüğü çalışmalar sebebiyle ilaç fiyatlarının çok aşağı çekilmesi yüzünden şirketler fazla zarar ettikleri ürünleri getirmiyor. AK Parti Hükümeti‘nden önce ilaç fiyatlarının kontrolü gibi bir meselemiz yoktu. Bugün 5 liraya aldığımız bazı ilaçlara 50 lira gibi rakamlar ödüyorduk. Ancak referans fiyat uygulamasıyla gerçek değerler yakalandı. Devrim gibi yeniliklerle doktor, hastane ve ilaç tüm vatandaşlar için daha ulaşılır oldu. Fakat bizim bürokrasi, yılların ilaç ihmalini çözdüğü modeli daha ileri boyutlara taşıyıp ilaç endüstrisine baskı unsuru haline getirdi. Kolaya kaçtı. Bir ilacın maliyetini hesaplama gibi zahmete girmediği gibi Türkiye’de üretim için neler yapılması gerektiğine de kafa yormadı. Masa başında oturup, referans fiyat modeliyle daha fazla indirim baskısı yaparak, “Şu ilacı, bu fiyattan alırım” kolaylığıyla sektöre hükmetmeye başladı. Böylece Türkiye’nin ilaç sanayiinin geleceği de karardı. Milli ilaç sanayii şirketleri el değiştirirken, yerlileşmiş yabancı müteşebbisler de kamunun bakışına göre pazara yönelik modeller aramaya başladı. Bugün ilaçta yatırım yapılacak ilk 50 ülke arasında Türkiye 49. Temininde fiyat sebebiyle sıkıntı çekilen bazı ilacın üreticisi zaten Türkiye’de faaliyet göstermiyor. Temsilcileri kanalıyla gelen ilaçları da fiyatların düşük olması nedeniyle kimse getirip zararına satmıyor. İkinci hususa gelince... Son yıllarda ekonomimizin iyi olmasına rağmen, ilaç sanayiimizin geri gitmesi ve pazarda yabancı ağırlığının artması yanlış sağlık politikaları nedeniyle oldu. Bir ilacın yerli üretimi için ruhsat alma dönemi ciddi sorunlu. Hazır ilaçların SGK “Geri Ödeme Listesi”ne girmesi, yani kamunun “Bu ilacı da kullanabiliriz” diyerek listesine alması da zaman açısından problemli. Mesela ilaç üretmeye kalktığınızda, İyi Üretim Sertifikası (GMP) ve ruhsat süresi 5 yıl. Singapur‘da ise 6 ay. Dışarıdan yeni ilacı ithalat etmek de aynı şekilde sıkıntılı. Mesela Amerikan FDA, 5 yılda 150 ilaca ruhsat vermiş, ancak bunun sadece 39 adedi Türkiye’ye gelebilmek için bürokrasi duvarın aşabilmiş. Yani yenilikçi, daha hızlı tedavi eden, yan etkileri az olan ilaçlara ulaşmada da sıkıntılar var.

Chicago’dan biyoteknolojik selam
Bu satırları Chicago’dan, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı İlker Aycı‘nın davetiyle katıldığım Uluslararası BİO Fuarı‘ndan yazdım. Sağlık Bakanı, önümüzdeki 10 yılı sağlık endüstrisinin gelişimine ayıracağını söyledi. Aycı’nın bu fuarı koordine etmesi bu açıdan önemli. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, İlaç Endüstrisi İşverenler Sendikası (İEİS) gibi sektörün öncü kuruluşlarının ve Türkiye’deki diğer biyoteknoloji firmalarının katılımı ilaç endüstrisi adına önemli...

Yukarı