TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

THY neden gergin günler yaşıyor?

Dönüp 10 yıllık geçmişe bakıldığında, ciddi bir başarı, baş döndüren bir yükseliş ve arada bir yönetimde meydana gelen tartışmalar nazarımıza geliyor. Ancak yönetim kademesindeki tartışmalar da bu denli büyüyen, riskli kararlar alan, hatta devasa bütçeli bir yapı içinde normal görülebilir. Evet, Türk Hava Yollarında (THY) periyodik aralıklarla gündeme gelen ve dışarıdan anlaşılması zor argümanlar içeren yönetim yapısı içinde zaman zaman gündeme gelen ve 'Şimdi kavga çıktı, ayakları sürtmeye başladı' beklentisindeki bir kesimi merakla izlemeye sevk eden süreçten bahsediyorum.
THY'de sadece AK Parti Hükümeti zamanında değil, benim takip ettiğim 23 yıllık zaman diliminde bu tarz tartışmalar hep oldu. 'Yönetim Kurulu Başkanı' ve 'Genel Müdür' ayrı kişilerden teşekkül ettirildiği dönemlerde, ister iktidarda ANAP olsun, ister DYP olsun tablo fazla değişmedi. Alınan kararların icrasından sorumlu genel müdür ile yönetim kurulu üyeleri ve başkan arasında sık sık sorunlar yaşandı. Bazı durumlarda bu sıkıntılı süreç, iki isimden birisinin ayrılmasıyla son buldu.
Aslında bu tarz tartışmaların neden çıktığını kamuyla ilintili şirketlerin işleyiş yapısını bilenler tahmin edecektir. Zira yönetim kurulunun, genel müdürü atama, tayin etme yetkisi yok. Kurul üyelerini atayan irade, 'Bu da sizin genel müdürünüz' diyerek bir de yönetici atıyor. Dolayısıyla bir noktada başkanın, kurulun ve genel müdürün de üzerinde başkanlığını yapan otorite oluyor. Diğer bir ifadeyle tüm zamanlarda olduğu üzere TC Başbakanı ve dolaylı olarak ilgili bakan, sürekli olarak ülkenin gözbebeği konumundaki THY'yi yakından takip eder durumda olmuştur.
AK Parti döneminde ise Abdurrahman Gündoğdu'nun THY Genel Müdürlüğüne, Candan Karlıtekin'in Yönetim Kurulu Başkanlığı'na getirilmesiyle başlangıçta iyi giden, uyumlu olan yönetim yapısı, şirketin geleceği planlanırken alınan kararlar, yapılan stratejiler sebebiyle iki isim arasında seri karar alma, vizyon belirleme noktasında tartışmalı bir döneme girdi. Gündoğdu, 2005'te THY'den ayrıldı. Yerine ise 2003 yılında THY Teknik Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başlayan Temel Kotil atandı.
Kotil'in atanmasıyla ikili yönetim yapısının getirdiği tartışmalı yönetim şekline uygun bir çözüm bulundu: 3 kişilik İcra Komitesi. Üyeleri, THY Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin, Başkan Yardımcısı Hamdi Topçu ve Genel Müdür Temel Kotil oldu. Kararlar da oyçokluğuyla alınmaya başlandı. Böylece bu tartışmalı yönetim şekline önemli derecede çözüm bulundu. Zira karar alan ile uygulayan makamlar tek çatı altında toplanmıştı.
Ancak bu yapı da uzun sürmedi. İkinci defa gündeme gelen THY'deki tartışmada Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin görevinden ayrıldı. Temel Kotil genel müdürlüğe ve yönetim kurulu üyeliğine devam etti. THY Yönetim Kurulu Başkanlığı'na ise uzun süre Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği yapan Hamdi Topçu getirildi. 3 kişilik THY İcra Komitesi'ne başkan vekili olarak Prof. Dr. Cemal Şanlı
eklendi.
Bu esnada başta filonun büyütülmesi, yeni iştiraklerin oluşturulması, yeni hatların açılması gibi THY'yi büyüten ciddi kararlar alındı. Ne zaman TBMM'de, THY çalışanlarına grev yasağı getiren madde kabul edildi, işte o günden sonra milli havayolunda bazı şeyler ters gitmeye başladı.
Mayıs 2012'de AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk'ün, yasa teklifiyle kabul edilen grev ve lokavt yasağı kapsamına havacılık hizmetlerinin de alınmasıyla Hava-İş Sendikası, THY'de iş bırakma eylemine gitti. TBMM'nin aldığı karar ne kadar tartışmalı idiyse, sendikanın şirkete zarar veren hukuksuz iş bırakma eylemi de o derece yanlıştı. Ve bu eyleme katılan 305 çalışanını THY yönetimi tespit edip, işten attı. Ve TBMM'deki o yasa teklifi milli havayolunun moralini ve gidişatını bozan unsurlardan birisi oldu. Sonrasında, 305 çalışan, forma ve kırmızı ruj tartışması gibi konularda yapılan farklı açıklamalar da THY'de yeni tartışmalı bir döneme kapı araladı.
Grev geçsin bakalım, ne olacak?

Yukarı