TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Bu hızla ihracatta 2023 hedefi tutar mı?

Türkiye'de ithalatın başı boş. İhracat rakamları ithalatın yansına denk gelmesine rağmen övüneni çok. Ülkenin dış ticaret açığına üzülen de yok çare üreten de. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun dediği gibi üç yiyip, bir gol atınca sevinilir mi? Ama seviniyoruz.
Çünkü hükümette ihracatın patronları, ithalatın istatistik tutanları var. İhracat rakamları biten ayı takip eden hafta, ithalat rakamları ise tam bir ay sonra geliyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) "Rekor kırdık" açıklaması yaptığı günlerde, o ayın ithalat rakamları gelmediğinden kıyaslama yapılamıyor.
Halbuki durum gerçekten ortaya atılan bahanelerle Avrupa Birliği'ne (AB) yapılan ihracatın düşmesi gibi gerekçelerle tek başına izah edilecek şekilde değil. Hadi ihracata bahane bulduk, peki ithalat neden katlanarak artıyor?
Bir alışveriş merkezine (AVM) girin, yerli-yabancı markaları ve mağazaları sayın, tablo ortaya çıkacaktır. Üretmeden yemeye başlayalı epey oldu. Hatta Türk markası olduğunu zannettiğiniz bir mağazaya girin bakalım o ürünlerin ne kadarı Türkiye'de üretiliyor? Ne kadar beyin sermayesi konmuş, ne kadar yerli hammade ve işgücü kullanılmış?
Özellikle Çin'de mutfak eşyaları ürettirip satanlar şu günlerde revaçta. Mesela bunlardan birisi Semih Şeftali'nin sahibi olduğu Esse mağazaları. Mağazadaki çoğu ürün Çin veya başka ülkede fason üretilmiş. Bu mağazaların kestirme yoldan marka olduklarını zannetiklerinden çoğunda mevcut yasalara göre ticaret bile yapılmıyor. Her şeyin çok çabuk değiştiği ülkemizde tüketici haklarına bile saygılı değiller. Gittikçe kalitesizliğin hâkim olduğu bir Türkiye'de ihracatın düşmesi, ithalatın artması hak değil mi?
Kendi vatandaşına kabul ettiremediğin, beğendiremediğin, hesaplı yapıp satamadığın bir ürünü ihraç edemezsin. Markaların olmazsa ameleliğe devam edersin. Daha iyi amele çıktığında da terk edilirsin.
Rakamlar ortada. İthalatın istatistik patronları, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın raporlarına göre nisan ayında ihracat yüzde 0.9 azalırken, ithalat yüzde 18.4 artmış. İhracatın patronları TİM ve Ekonomi Bakanlığı'na göre ise rekorlar kırarak 2023 hedefine doğru ilerliyoruz. Halbuki ihracatın ithalatı karşılama oranı, yüzde 65.5'ten, yüzde 54.9'a gerilemiş. İthalatın artması içerideki tüketimi de vuruyor; ihraç edilen mallardaki ithal ürünün oranının yükselmesine de katkı sağlıyor. Sanayici yok, üretici yok, bol tüccar olunca dışardan getir sat modeli yaygınlaşıyor. Bu sene ihracatta160 milyar, 2014'te ise 170 milyar dolar hedefleniyor. Geriye kaldı 9 yıl. Her şey iyi giderse 500 milyar hayal, bu hızla 2023'te 350 milyar dolan bulmamız bile zor!


Koç, beyaz eşyadan çekiliyor mu?

Yapı Kredi Sigorta'da tüketiciyi ikinci plana atan tespitlerimden sonra, "Burada bir şeyler olacak" demeye kalmadan şirket satıldı. Aynı durum şimdi Koç Grubu'nun dayanıklı tüketim ürünleri cephesinde Arçelik ve Beko'da yaşanıyor. Geçen yıl, yerli markanın servis ağına güvenerek çoğu tüketici gibi aynı saikle yola çıkmış, tercihimi yerli malı diye algıladığım LG Beko'dan yana kullandım. Önce sipariş verdiğim ürünün kodunda yanlışlık yapmış Koçtaş pazarlamacıları. Gel-git ve istemediğin ürünü alma ya da bir numarayla ellerindeki ürünü satma durumu. Sonra montaj aşamasında koca camı kırma vaziyetleri. Duvarda büyük ve çirkin bir gedik açma eylemi. Sorunları düzeltmek için Beko'dan beyhude gelip-gitmeler. Çalışmayan klimadan gelen rahatsız edici sesler. Merkezden gelen mühendislerle kısmen de olsa problem çözme, bir yılını doldurmadan bozulma halleri. Beko Çağrı Merkezi'nin ilgili servise yönlendirmesi. Israrlara rağmen ilgisizlik, randevusuz ve yedek parçasız çıkıp gelen elemanlar. Bir hafta sonraya gün verip iki gün evde nöbet tutturma terbiyesizliğine rağmen kimsenin gelmemesi, sorunun giderilmemesi... Yaşadıklarımdan sonra Koç Grubu'nun tüketiciye eziyet çektire çektire bu alandan da çekileceği hissine kapıldım. Bakalım yanılıyor muyum?

Yukarı