TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

'Gezi' AK Parti'nin oylarını ne yönde etkiler?

LONDRA - Dün sabah Atatürk Havalimanı'ndan Londra'ya uçmak üzere uçağa giderken iki kişi otobüste Gezi Parkı'ndaki eylemleri tartışıyoruz. Ekranlardan tanıdığımız bir hanım siyaset bilimci, biraz değil epeyce gergin ve sinirli bir şekilde 'Gezi Eylemleri Müdavimi' penceresinden tartışmamıza müdahil oldu. Daha doğrusu, biz kendi aramızda iki tarafın da fazla sivrildiğini, keskinleştiğini, gri alanlar bırakılmadığını konuşurken, o saldırgan bir üslupla araya girdi ve yanlış düşündüğümüzü söyledi. Yanlış değerlendirmeler ve çıkarımlarda bulunduğunu, keskin doğruların ve yanlışların olamayacağını söyleyince, "Ben siyaset bilimciyim" diyerek, kendine ve tespitlerine inanmamız gerektiğine bizi ikna etmeye çalıştı. Ancak iki tarafı da eleştiren farklı fikirler söyleyince daha da gerginleşti.
Halbuki, "Eylemcilerin yaptığı her şey doğru, Başbakan'ın her yaklaşımı yanlış veya tersi bir durum" diye bir şey olabilir mi? Mesela üçüncü köprüye konulan Yavuz Sultan Selim isminin veriliş şekline benim de itirazım var. Keşke bir yöntem ve modelle isim konsaydı. Ama bunun yerine bazıları direkt 'Yavuz Sultan Selim ismine itiraz edince, durum değişti.
Siyaset bilimcimizle bunları konuşurken, "Önce bu eylemlerle neyin amaçlandığının netleşmesi lazım. Her gün yeni bir talebin eklendiği eylem mi olur? Meşru bir zemin kazanması gerekir. Gideceği yerin, varacağı menzilin belli olması icap etmez mi?" sorularıma cevap alamadım. Ancak AK Parti'nin Gezi olayları sonrası ciddi oy kaybettiğini ve kaybetmeye devam edeceği iddiasında bulundu. "Bu durumda bekleyelim, seçimde nasıl olsa dersini alır" teklifime de "Beyefendi demokrasi sadece seçim veya sandık değildir" diye cevap verdi. Ne yapacağız o zaman? AK Partili bazı bakanların uygulamalarından, çalışmalarından, söylemlerinden ben de rahatsızım. Ama torba yasa gibi her şeyin içinde olduğu 'Gezi' tarzı eylem de pek sıcak gelmiyor. Başlarda çevre, ağaç, şehir falan söylemler güzeldi. Destekledik. Lakin daha sonra bu yaklaşımlar, AK Parti rahatsızlığına, sağa sola saldırıya dönüştü. Meşru yoldan iktidar olan bir partiye gayri meşru yollarla tepki koymak bize ne kazandırır? Yüzde birlerin haklarını savunacak gelişmişlik ve olgunluk düzeyinde değiliz, geçmişte de böyleydi, şimdi yavaşa yavaş yüzde ellilerin hak ve hukukunu tartışır, fark eder duruma geldik. İyi yolda sayılırız.
Neticede bu olayların, AK Parti tabanında safların sıklaşmasına sebep olduğunu, hatta bir miktar düşen oylar varsa onların da geri kazanılmasına sebep olduğunu düşünüyorum. Tanınmış siyaset bilimcimiz ise önümüzdeki seçimlerde AK Parti oylarının yüzde 30'un altına düşeceğinden emin. Sorun da bu. Aydınımız bile bana göre mevcut tabloyu iyi okuyamıyor. Kendi arzuladığını, kendi çıkarımlarıyla bilimsel yaklaşım olarak sunuyor. Aksi olunca da agresifleşiyor. Bence Başbakan Erdoğan, kendi tabanını toparlamak için süreci gererek yönetiyor. Gezi eylemcileri de buna zaten destek oluyor.
Yaşananlar sonrası toplum tam anlamıyla ikiye bölündüğünden, eylemi savunanlar direkt Başbakan Erdoğan'a ve söylemlerine olan kızgınlıklarını gündeme getiriyor. Eylemleri yapanları suçlayan AK Partililer ise Cumhuriyet Mitingleri'ne işaret ederek, aynı grupların sahnede olduğunu, isteklerini genişleterek ve zorla hükümete kabul ettirmeye çalıştıklarının altını çiziyor. İki tarafın da savunucusu durumundaki iki isimle konuştuğumda böyle bir manzara net bir şekilde ortaya çıktı. Ancak benim asıl rahatsızlığım gri alanların kalmamasına...
Eylemlerin başından beri kahramanı olan BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder dün Hürriyet'te buna yeni bir halka daha eklemiş: "Kürtlerle barışı Gezi deki irade getirecek." Ne demek istiyor! Hatta bu mevzular bitsin Önder, yeni bir süreç bile başlatabilir.
Neticede yaşananları yanlış okuyanlar, AK Parti'nin oylarının düştüğünü, düşeceğini zannediyor. 'Gezi' kalabalıklaştıkça, AK Parti safları sıklaşıyor. Tablo ülke için iyi değil, ama olan budur...

Yukarı