TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Mekik motoru lazer silah ve ilaç...

Dünyada sadece Amerika, Çin, Rusya ve Fransa'nın ürettiği uzay mekiği motoru için TÜBİTAK 13 milyonluk yatırım yapmış. Böylece Türkiye artık, "Uzay teknolojisinde de varım" diyormuş. Şu an tek koridorlu bir uçak motorunun ortalama 12-13 milyon dolar olduğu notunu düşeyim ki gelişmeleri daha iyi tahayyül edebilesiniz.
Farz edelim uzay mekiği motorunu yaptık, nereye takacağız? Madem o kadar motor yapma arzumuz ve altından kalkacağına inandığımız kadrolarımız var, TAİ'nin de ortağı olduğu TUSAŞ Motor Sanayi -Turkish Engin Industry (TEI) neden daha iyi kullanılmıyor. Uçak motoru üzerine ortağı Amerikalı GE ile uzun süredir çalışıyor, bunlar bir şey beceremiyor mu?
Mekik motoru kesmemiş olacak ki, Amerikan Donanması'nın tanıttığı lazer silahın benzerini üretmek içinde ilk adım atılmış. Amerika ürettikten sonra açıklıyor, bizimkiler ne yapıp, yapmayacakları belli olmayan işleri bile yapmış gibi anlatıyorlar. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün'ün Amerika'da bu projelere ayrılan bütçelerden ne derece haberi var bilmiyorum. Ancak Ar-Ge aşamasında fazla konuşulmaz, arz-ı endam edilmez ki, yeterince bilgi toplanabilsin, projeler sağlıklı yürütülsün. Netice itibarıyla Bakan Ergün'ün iyi niyetli girişimlerinde bir yöntem hatası söz konusu. Sadece usul değil, bu işlerin nasıl görülmesine dair formülde de problem var. Ancak Bakan'ın ilaç konusundaki yaklaşımı geç de olsa yerinde bir adım.
Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) ilaç sektöründe yüzde 90-95 oranındaki alımla tek alıcı olduğunu belirten Bakanı Nihat Ergün, artık kamunun, şirketlerin Türkiye'de ilaç üretimine yönelmesi için bu gücünü kullanması gerektiğini açıklamış. Ben kaç yıldır bu konuyu gündeme getiriyorum. 'Milli ilaç endüstrisi kalmadı' şeklinde kaç yazı yazdım. Cevap veren bile çıkmadı. "Bu aşamadan sonra artık bu gücün ilaçların Türkiye'de üretilmesi ve Ar-Ge'nin burada yapılması için kullanılması gerekir" şeklinde Bakan Ergün'ün açıklamasını yazılarıma geç verilmiş cevap olarak görüyorum.
Evet, yüksek ilaç fiyatları mazide kaldı, ama şu anda aşırı ve mantıksız ucuzluktan bulunmayan ilaç sıkıntısı var. Sürdürülebilir politika gerekli. Özel hastaneler tarafında ise ciddi sorunlar, yüksek fiyatlar, usulsüzlükler, kamuya fatura edilen haksız kazançlar söz konusu. Son 5 yılda ilaç endüstrimizin önemli oyuncularından bazılarının kapandığı, bir kısmının da hesapsız düzenlemeler yüzünden yabancılara satıldığı biliniyor. İlaç ithalatımız 4 milyar, ihracatımız da 400 milyon dolar seviyesindeyse, fazla söze gerek var mı?


'Gezi Parkı' olaylarına Irak desteği!

Son yaşanan hadiselerin Türkiye'nin dışarıdaki imajına ne tür katkılar yaptığı medyada tartışıldı, çeşitli açılardan ele alındı. Ben de bu dönemde sürekli yurtdışında olduğumdan Türkiye'ye yönelik yaklaşımların nasıl negatife dönüştüğünü, yaşayarak gayet net gördüm. Ancak Irak'ta müteahhitlik yapan bir tanıdığımla karşılaşınca pozitif etkilerinin de olabileceğini biraz şaşkınlıkla olsa not ettim.
Güney Irak'ta iş yapan tanıdığımın şirketleri, Türkiye'nin Kuzey Irak ile yakınlaşması sonrası ciddi maddi sıkıntıya girmişler. Önceden 20 milyon dolar ön avansla çalışırlarken, sonraları hak edişleri 5'er milyon dolar şeklinde işler bittikten sonra almaya başlamışlar. Daha sonra bu rakam 20-25 milyon dolara alacak pozisyonuna çıkmış. Diken üzerinde işi yapıp, devletten hak ediş ödemelerinin peşlerine düşmüşler. Gezi Parkı olayları olunca, merkezi Irak Hükümeti'nin yetkilileri, bu hadiseleri hangi açıdan okumuşsa, bizimkilerini çağırıp, "Türk halkı, Türk hükümeti gibi değilmiş" açıklamasını
yaparak eski hak ediş düzenine dönmüşler. Siz bu yaklaşımı 'Gezi'ye Irak desteği de diyebilirsiniz.
Merkezi Irak yönetiminde bu ışığı görenler bizimkiler, konumlarını güçlendirmek için de AK Partili olmalarına rağmen, "Bu hadiselerde başrol oynayan en önemli şehrin İzmir'in firmasıyız" ifadeleriyle kendilerine yönelik negatif tabloyu daha da pozitife çevirmişler.

Yukarı