TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

'YÖK ve başkanı neden SGK kadar başarılı değil?'

Yurtdışında üniversite eğitimi gören öğrencilerin sorunlarını 'YÖK'ten SGK'ya ilginç bir hikâye' şeklinde yazdım. Ve beklemeye koyuldum. Hatta yazımın yayınlandığı gün, Yüksek Öğretim Kurulu'nu (YÖK) çok yakından tanıyan etkili, yetkili, nüfuzlu önemli bir okurum, "aramıza hoş geldin" diyerek bana takıldı. Ama ben takılma sebebini anlamakta geciktim. Meğer YÖK, bu ülkenin vurdumduymazlıkta, madalyalı kurumları arasında yer alıyormuş. Nereden bilebilirdim, yükseköğretimli şahsiyetlerin, sevk ve idaresinden sorumlu olan YÖK'ün eğitimli insanların problemleriyle uğraşırken, onlara adeta işkence ettiğini, kurumu bir türlü modernleştiremediğini, işçi sınıfının hizmet aldığı Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) hizmet vermekte çok gerilerde olduğunu...
Öğrenciler, hocalar, üniversite camiasını geçtik. Mesela birisi çıkıp YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya'ya dese ki: "Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile hiç görüşme şansınız oldu mu?" Yükseköğretime yönelik yaptığınız hangi hizmetle, yenilikle veya değişimle Başbakan Erdoğan'ın huzuruna çıkıp kendinizi anlatabilirsiniz? Ya da şimdiye dek böyle bir imkânı yakalayamadıysanız
nedeni nedir?
Bütün bunları neden tarihe not olarak düşüyorum biliyor musunuz? Birincisi; nüfuzlu dostuma karşı iddiamı kaybettim, ikincisi ise YÖK'Ü yanlış tanıyormuşum. Tek satır cevap vermeyerek dostumu haklı çıkardılar.
Ancak SGK Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Yavuz Selim Ayaz, aynı konuyla ilgili olarak YÖK'ün hizaya gelmesi için çalışmalar yapıldığını, SGK Başkanı Yagidar Gökalp İlhan'ın bu konuda ciddi çalışmalar yaptığını ortaya koyan detaylar gönderdi.
Şöyle ki; yurtdışında eğitim gören öğrencilerin gerek yurtiçinde ve gerekse yurtdışında anlaşma yapılan ülkelerde SGK imkanlarından faydalanabilmeleri için önlerine konulan okul denkliği meselesi, YÖK tarafından kangrene çevriliyor. Ayrıca sadece sosyal güvenlik imkânları olarak değil, yurtdışında eğitim almaya çalışırken veya eğitim sonlandırıldığında da kazanılan belgelerin YÖK'e onaylatılması, tescili de deveye hendek atlatmaktan daha zor. Denkliği tanınan ve tanınmayan bir üniversiteler, kolejler, okullar listesi yapmıyorlar. İlla ilgili şahıslar, elindeki orijinal belgelerlerle gidip YÖK'ün kapısında tapınır gibi rica minnette bulunacak.
Bu sebeple SGK'dan gelen şu açıklamayı önemsiyorum: "YÖK'ten denkliği tanınan okulların listesinin kurumumuzca görüntülenebilmesine yönelik yürütülen çalışmalarda son aşamaya gelinmiş olup yurtdışında eğitim görülen okulun ülkemizde hangi eğitim seviyesine karşılık geldiğinin kurumumuzca öğrenilebilmesine yönelik uygulama başlatıldığında, yurtdışında eğitim gören öğrencilerimizden denklik belgesi istenmeyecektir."
Görüldüğü gibi çalışan YÖK değil, başka kurumlar.

 

SPK bu işe ne diyor?

Türk Telekom (TT) Genel Müdürü Tahsin Yılmaz'ın geçen haftanın ilk işlem gününde Borsa İstanbul'da başında olduğu şirketin hisselerinden, şahsi portföyüne yaptığı 269 bin liralık alımla ilgili olarak etkili ve yetikili cephelerden bir açıklama gelmiş değil. TT Genel Müdürü üzerine yatmaya çalışıyor, ama Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) ve başkanı Dr. Vahdettin Ertaş'a bir sorumluluk, görev düşmüyor mu? Eğer bu konuda bir açıklama, izahat yapmayacaklar ise o makamda niçin bulunuyorlar?
Hiç kimse Tahsin Yılmaz'ın bu hisseleri alırken, TMSF'nin el koyduğu Çukurova Grubu'na ait varlıklardan birisi olan Digiturk'e kendi şirketi TT tarafından teklif verileceğini bilmediğini iddia edebilir mi? Dolayısıyla TT Genel Müdürü Yılmaz'ın yaptığı su götürmez bir şekilde 'insider trading'tir ve cezasız kalmaması gerekir.
SPK'nın 'bilgi suiistimali' olarak tanımladığı 'insider trading' burada greçekleşmiştir. Dün beni TT adına arayanlar "Ama genel müdür aldığı hisseleri satmadı. Dolayısıyla bir kazanç, karın realizesi de söz konusu değil" mealinde savunma yaptılar. Böyle savunmaya ne denir? Bir gün sonra duyuldu ve yazıldı. Adam yeni işlem yapmaya fırsat bile bulamadı ki...

Yukarı