TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Mısır'la nereden nereye...

Türkiye-Mısır ilişkilerine baktığımızda tuhaf bir tablo ortaya çıkıyor. 3 Temmuz'da darbe gerçekleştikten sonra, geçen hafta ordu, darbe karşıtı göstericilere ateş açarak çok sayıda insanın ölümüyle en ağır tabloyu dünyanın önüne koydu. Sesini çıkaran olmadı. Türkiye ise darbeden sonraki bu gelişme karşısında, Mısır ile imzaladığı bazı anlaşmaları iptal ettiğini açıkladı. Bir nevi kendi çapında yaptırım için harekete geçti.
Fakat, iptal edilen anlaşmalar, Mısır'dan çok bizim için değeri olan anlaşmalardı. (Son yıllarda Mısır-Türkiye ilişkilerinin iyi bir boyut kazanmasının da darbedeki rolünün tahlil edilmesi gerekir.) Bizim iptal ettiğimiz anlaşmaları veya bizden kaynaklanacak açığı Mısır başka ülkelerle birazcık gecikmeyle de olsa rahatlıkla kapatabilir. Ancak Türkiye'nin yaptığı anlaşmaların yerine yenisini koyması o kadar kolay olmayacaktır.
Denebilir ki, Mısır'da yaşanan askeri darbe ve yüzlerce insanın ölümünün arifesinde bu mevzular bu şekilde ele alınır mı? Maalesef uluslararası ilişkiler, devletlerin var olma mücadelesi, milletlerin bölgesinde etkinliği duygusallık kaldırmaz. Aslında bu geçiş dönemlerini iyi idare etmek, normal zamanlardan çok daha önem ifade ediyor. Mısır ile geçen yıl imzalanan 27 anlaşmadan bazıları önceki gün askıya alındı. Bu anlaşmalar arasında ulaşım, eğitim ve sağlık alanlarında kritik işbirliği öngören protokoller de bulunuyor. 11 Haziran'da ise Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım da Mısırlı meslektaşıyla iki ülke arasında Karayolu, Denizcilik ve Demiryolları İşbirliği Mutabakat Metni imzalamıştı.
Anlaşmaların üzerinden 2 ay bile geçmeden bu kadar fevri hareket edilmesinin zararını maalesef Türkiye çekecektir. İptal edilen anlaşmalardan birisi de Türkiye'nin milli imkânlarıyla ürettiği insansız hava aracı ANKA'ydı. Halbuki ANKA'yı 'ilk yabancı müşteriye pazarladık' diye bayağı keyiflenmiştik. Bölgenin önemli ülkesi Mısır'a ANKA satışının çok farklı etkileri de olmuştu. Şimdi hem o sevinci, hem de o etkileri kendi arzumuzla mevta ettik.
Not: Dışişleri Bakanlığı, Mısır'la imzalanan bazı anlaşmaların Türkiye tarafından iptal edildiği haberinin asılsız olduğunu açıkladı. Doğru olan da zaten buydu.


Elektrikte kayıp/kaçak oranı düşer mi, düşmez mi?

ODTÜ hocalarından, EPDK'nın eski üyesi Prof. Dr. Osman Sevaioğlu'nun esprili bir üslubu var. Global Enerji Dergisi'ni de beraber planlayıp, hayata geçirdiğimizden hocanın bu yönlerini iyi biliyorum. Dün, baktım hoca daha önce defalarca tartıştığımız elektrikte kayıp/kaçak mevzusuna kendi üslubuyla açıklık getirmiş:
"Bu ülkede siyasetin eli enerji sektöründe olduğu sürece 'Kayıp Kaçak Oranı' düşmez kardeşim. 'Kayıp Kaçak Oranı'nı düşürmek demek, jandarma, polis, kapıya baskın, tutuklama, ceza, mahkeme, hapishane demektir.
Toplu olarak kaçak elektrik kullanımı yapılan bölgelerde bunu hiçbir siyasi iktidar yapamaz. Yaparsa bölgeyi ve oy tabanını kaybeder. 'Kayıp Kaçak Oranı' düşmez, sadece makyajlanır, 'gibi' imiş gibi yapılır.
Hani şarkısı da var ya: 'Gibi, gibiyim, gibi gibiyim... '
Ey millet duyduk duymadık demeyin. Bu ülkede kaçak elektrik kullanabilmek için birkaç km uzunluğunda OG hattı çeken, bunun için ihale açan, hattın inşaatı ihalesini kazanan müteahhide veren ve tek başına bir kasaba kadar elektrik tüketen (çalan) fabrika var.
Bu hat TEDAŞ'çılar tarafından görülüp söktürülünce yerine bu defa da aynı güzergâhtan OG kablo (kırmızı kablo) çeken fabrika var. İşadamı var."
Osman Hoca'ya katılmamak mümkün değil. Gerçekten de oranın nasıl düşürüleceği noktasında elde somut bir formül yok. Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Limak Holding Başkanı Nihat Özdemir, bu yıl yüzde 13 civarında olan 'Kayıp Kaçak Oranı'nın, üç yıl içinde tek haneli rakamlara ineceğini, böylece yıllık 2 milyar TL'lik zararın önüne geçileceğini söylemiş. Nihat Bey, bu açıklamayı hangi parametrelere göre yaptı bilmiyorum. Elektrik dağıtımının kamudan özel sektöre geçerek, piyasanın liberalleşmesi sonrası özel sektörün alacağı önlemlerin mutlak etkisi olacaktır. Ancak bu konuda devlet devreye girip, yasal düzenlemeler yapmadıktan sonra ne kadar düşeceğine dair bir oran vermek çok zor...

Yukarı