TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İthalat lobisi faiz lobisini döver

Geçen hafta yine önü arkası belli olmayan ihracatta rekor haberleri okuduk. Bu tarz yaklaşımların ülkemizin hayrına olmadığını anlatmakta dilimizde tüy bitmek üzere, ama muhataplarına iki cümle bir şeyler nakşedebilmiş değiliz. Güzel haberlerle sevinmek şüphesiz iyi bir şey, ancak aldatıcı, yanlış bilgileri güzel haber gibi sunup insanları sevindirmenin birçok açıdan mahzuru var. Mesela; ihracat rekoru haberlerini, ithalat tarafında kırılan daha yüksek rekorlarla kıyaslamadan vermek hatalı bir iş. Şayet ithalat tarafıyla mukayese edip ihracat rakamları açıklanmış olsaydı, rekor haberlerini değil, hangi alanda zayıf olduğumuzu, neler yapmamız gerektiğini konuşur, önlemleri erkenden almak için gayret gösterirdik.
Buyurun bir rekor haberine beraber göz atalım: "Türkiye'nin ihracatı temmuz ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17.3 artışla 12 milyar 629 milyon dolar oldu. Bu rakam aynı zamanda ihracatçı birlikleri kayıtlarına göre ve hurda altın ihracatı dahil edilmemiş istatistiklere göre Cumhuriyet tarihinin en yüksek temmuz ayı ihracatı oldu."
Bu mantıkla, "Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamı, rekoru" gibi yaklaşımlar tutarlı bir şey değil, akılla, izanla tartılacak yanı yok. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) yönetimi yarın değişmiş olsa bile rekor kırma gerçeği değişmez. Gelenler de rekor kırmaya devam eder. Siyasi ve ekonomik istikrar olduktan sonra ülkemiz daha çok rekorlar kırar, ancak kırılan rekorların kesretiyle ilgilenmeyi bırakıp kalitesine, nerde ne şekilde rakamların yükseldiğine odaklanılması icap etmez m? Zira her yükselen oran, kırılan rekor lehimize olmuyor ki. Tıpkı ithalatta kırılan rekorlara, ihracatın çok üstünde olmasına rağmen kimsenin sahip çıkmadığı gibi.
Temmuz ayı ihracat verilerini Çankırı'da düzenlenen basın toplantısıyla açıklayan TİM Başkan. Mehmet Büyükekşi'nin her ay değişik yerde yaptığı rekor açıklama yöntemini değiştirip ithalatla mukayeseli sisteme geçmesi gerektiği kanaatindeyim. Neden böyle düşündüğümü merak edenler otomotiv sektörüne iki yönlü bakınca gerçekleri göreceklerdir. Bunları Başbakan Erdoğan'a etraflıca anlatacak faiz lobisi danışmanları gibi bir de ithalat lobisini ciddi anlamda masaya yatıracak birileri olsa...

TÜRKİYE İHRACATINI NASIL ARTIRIYOR?
Türkiye İstatistik Kurumu ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verileri şöyle: İhracat haziran ayında, 2012 yılının aynı ayına göre yüzde 6 azalırken, ithalat ise yüzde 2.8 artarak 21 milyar doların üzerine çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2012 Haziran ayında yüzde 64.7 iken, 2013 Haziran ayında yüzde 59.2'ye geriledi. Temmuz ayı ihracatıyla bir karşılaştırma yapamıyoruz, zira ithalat rakamları bir ay geriden geliyor. Ama ihracatta rekorlar kınlıyorsa, bilinsin ki üretim, istihdam, mühendislik, tasarım gibi kaygılardan uzak bir mantıkla ticareti tüccarlık şeklinde yapan Türkiye'de ithalat katbekat artmıştır. Her artış oranıyla da içerde bir sektöre, alana darbe vurulmuştur. İhracatımız artıyor, ama nasıl artıyor sorusunun cevabı; "Kontrolsüz ithalat"tır. Bu gidişle de 2023'te 500 milyar dolar ihracat hayaldir. Benim sınırım 350 milyardır. Cari açığın panzehri olacak ihracat için bir modelimizin olması şart. Bunun için de ithalat tarafının sürekli gözetimde tutulması ve kontrol edilmesi gerekir. Aksi halde öne çıkan markası, satacak ürünü olmayan; inovasyonu, markalaşmayı, tasarımı, Ar-Ge'yi önemsemeyen bir Türkiye, ithalatla zehirlenip gider.

OTOMOTİV REKORLARI AMAN DİKKAT!
Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) üzerinden gerçekleştirilen ihracatla sektör; tutar açısından 2008 Eylül ayındaki 2 milyar 145 milyon dolarlık dış satıştan sonra en yüksek rakama ulaşmış. Özetle temmuzdaki rekorda birinci sırada sektör olarak otomotiv var. İçerdeki rekor satışlarında ise ithal otolar var. Bir de bunun üzerine rekor ihracattaki otoların içinde yer alan ithal ürünleri ekleyin bakalım karşınıza nasıl bir tablo çıkıyor...

Yukarı