TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İşyeri hekimleri

Yapılan yeni düzenlemeye göre, 2013 yılının sonundan itibaren 50'den az işçi çalıştıran işyerleri "işyeri hekimi" çalıştırmak zorunda olacak. Kanun çıkarmak, şu konuda bunlar, feşmekan hususta ise şunlar yapılacak demek kolay da, mesela, "Yeterli 'işyeri hekimi' var mı?" diye soran yok. Veya işyerinde sağlığı ve güvenliği bu kadar hızlı şekilde gündeme alacak bir özgüvenimiz vardı da neden Tuzla'daki tersanelerde o kadar insanı ölüme gönderdik?
Sıkıntı şu: Bir defa kanunun öngördüğü şekilde ne "işyeri hekimi" var, ne de kısa sürede bunları yetiştirecek üniversitelerimiz. Durum böyle olunca devreye rahmetli Necmettin Erbakan Hoca'nın deyimiyle, pansuman çözümler giriyor. Sağlık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın uzlaşmasıyla, kamuda çalışan hekimlerin, ayda 30 saate kadar işyeri hekimliği yapması düşünülüyor. Şimdilik çözüm böyle bulunacak. Bu düzenlemeye izin veren kanun teklifinin, ekim ayında yasalaşacağı da Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu tarafından ifade edildi. Hekimlere ek gelir imkânı getirecek bu düzenlemeden, geçerli işyeri hekimliği sertifikası olan tüm hekimler yararlanabilecek. Bu düzenlemeyle "işyeri hekimleri"nin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve sağlıklarının bozulmaması için de ayrı düzenleme gerekecek gibi...

AİLE HEKİMLİĞİ NEDEN OTURMADI?
Öte yandan "aile hekimliği" düzenlemesi rayına girmeden, işyerleri için yapılan bu yasal düzenlemeler, diğerlerinin de işleyişi bozacak, hatta "aile hekimleri" yavaş yavaş paranın çok olacağını sandıkları diğer tarafa kayacaklardır. İlgili çevrelerden ve bu konuda çalışanlardan edindiğim izlenim bu yönde...
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası'yla ve yasaya bağlı çıkarılan mevzuatlarla ciddi işyeri hekimi açığı oluşmuş durumda. Kamu dışında çalışan hekimler de bu talebi karşılayacak sayıda değil. Çünkü basit bir hesapla, şu an Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) kayıtlı 16 milyon çalışanın yaklaşık 10 milyonu işyeri hekimliği hizmetinden yararlanamıyor.
Devreye açığı kapatmak için "aile hekimleri" girdiğinde ise "işyeri hekimliği" yapabilmek için elinde sertifika olması gerekiyor. Bunun anlamı gayet açık ve net: Elinde sertifikası olanlar, paranın bol ve ihtiyacın had safhada olduğu bu tarafa geçecek. Peki "aile hekimliği" ne olacak?

KAMU DOKTORLARINA EK MESAİ
Yapılan hesaplamalara göre "işyeri hekimliği" ihtiyacını karşılamak için kamuda çalışan 126 bin doktora, mesai sonrası bir işyerinde mesleğini icra etme hakkı verilecek. Bu düzenlemenin, henüz tam olarak rayına oturmamış sağlık politikalarında yeni bir hareketliliğe ve Türkiye'nin hekim ihtiyacını önemli ölçüde artıracak eğilimlere sebep olacağı aşikârdır. Halbuki eski Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ, paranın zoruyla değil, beyinleri zorlayarak, kafaları çalıştırarak sağlıkta Türkiye'de devrimler gerçekleştirmişti. Benzer atılımlara devam için kasadaki paraları değil, beyin gücünü kullanmaya devam etmemiz gerekir. AK Parti Hükümeti'nin iktidarında insana, hayata, kaliteli yaşama dokunan atılımları kimse kusura bakmasın Sağlık Bakanlığı yaptı. Yol, köprü, tünel gibi bütçeye paralar konularak yapılan işler değil bunlar...
Dolayısıyla yeni düzenlemeyle birlikte 600 bin işletme ilk defa işyeri hekimi çalıştırmak zorunlu olacaksa, üzerine biraz daha beyin teri eklemek gerekir. Zira bu zorunluluğa uymayan işverene her ay için 5 bin 390 TL ceza kesmek kolay, ama her şey yasa çıkarıp ceza kesmekle düzelmiyor. Yasaya göre "işyeri hekimliği" sertifikasına sahip bir doktor, birden çok işletmeye işyeri hekimliği hizmeti sunabilecek. Böylece kamuda çalışan doktorlar, aylık 3 bin TL'ye varan ek gelir imkânına sahip olabilecek. Ancak bu değişim ve dönüşümün kamu tarafında ne gibi hasarlara sebep olabileceği ya da bu şekildeki bir sistemin iki tarafın da hayrına olamama ihtimalini dikkate alan var mı?
Özünde "işyeri hekimliği"nin mantığı çok güzel, çok geç kaldığımız söylenebilir, ama çok da "ama"sı var...

Yukarı