TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Eğitimin yapboz kara tahtası...

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, kendileri yenilikler yaptıkça "birilerinin"sürekli, "Eğitimi yapboz tahtasına çevirdiler" dediğini kaydetmiş. Maalesef o birilerinin içinde kendimi hissedenlerdenim. Zira 4 çocuk babası olarak bu yapbozun her türlü çilesini çekmiş, eğitim sistemindeki saçmalıklar sebebiyle de Milli Eğitim Bakanı Avcı'dan çok daha fazla tecrübeye sahip duruma gelmiş bir veli durumdayım. Mesela en basitinden, her yıl Milli Eğitim'in hazırladığı kitaplar her sene bir vesileyle değişir ve okulların açılışına yetişmez. Sınav sistemi, sonuçları da reklamları sunar gibi açıklanır. Bu klasiklerden bahsetmek bile istemiyorum.
Milli Eğitim'de süper parlar döner, birileri abat edilir, ancak buna da "dur" diyen olmaz. Uzun vadeli makul, mantıklı çözüm bulunmaz. Okul ihtiyacı karşılanmaz, öğretmen açığı kapanmaz, bunların sebep olduğu "dershane" ihtiyacına da objektiflikten uzak "kapatacağız/yassak" zihniyetiyle yaklaşılır. Şimdi bu eğitim politikasının neresinden tutalım?
Zaten Bakan Avcı da, son olarak 2009'da yürürlüğe giren esasların, aradan geçen 4 yıl içerisinde 6 kez değişikliğe uğramasına rağmen, yeni değişikliklere gidilmesi yönündeki taleplerin artarak devam ettiğini vurgulamış. Üzerinde çalışmadan, kafa yormadan yapılan düzenlemeler sebebiyle bu değişiklikler gündeme geliyor. Gerçek bir yapbozun kara tahtası bu değişiklikler. Savunulacak bir tarafı da yok. Eminim, Bakan Avcı'nın yerine bir başka AK Parti milletvekili bir ay sonra Milli Eğitim Bakanı olursa, o da bugün yapılanları değiştirecektir. Peki, buna yapboz denmez de ne denir?

 

Almanların 'lego otolar'ına dikkat!

Frankfurt Otomobil Fuarı, bugün kapılarını açacak ve Türkiye'de üretilen modeller de bu fuara damga vuracakmış. Dilerim öyle olur da, Alman otomotiv devlerinden birisinin ülkemizde yatırım yapması için teşvik edici etki gösterir. Fakat biraz zor ihtimal, zira Türkiye'nin otomotiv sektörüne yönelik yaptığı düzenlemeler, Almanları ülkemize çekmek için yeterli görünmüyor. Eğer Alman otomotiv devlerinin Türkiye'de pazarında etkinliklerini azaltmak için biraz daha baskı yapılır veya anlamsız önlemler alınırsa bakın ne gibi sorunlar karşımıza çıkacaktır.
Mesela ithalat vergisine dair bir düzenleme yaptık ve Mercedes, BMW, Volkswagen, Audi ve Skoda gibi şirketlerin bazı modellerini Türkiye'de üretmeleri için uygulamaları hayata geçirdik. Kamunun en fazla ithal oto kullandığı gerçeğini aklınızda tutarak, siz böyle bir şey olur mu/olmaz mı sorusuna cevap ararken, ben olduğu takdirde bu engelin nasıl aşılacağını anlatayım.
Otomotivin dev şirketleri, ithalat vergisinin yüksek olduğu ülkelerde, üretim yapar gibi model geliştirerek, parçalar halinde gönderdikleri otoları, satılacağı noktalarda monte ederek ithalat vergisi veya benzer düzenlemeleri bu şekilde aşıyorlar.
Almanya bu sisteme "Sökülmüş araç ihracatı" diyor. Otomobilin yedekleriyle birlikte parçalanıp, iki bin parça olarak konteynerlerle şirketlerin yurtdışındaki tesislerine gönderilip, küçük bir işçilikle burada ürün haline dönüştürülüyor. Eğer devlet yeterli düzenleme yapmamış, uyanık olamamışsa, bu araçlar o ülkede üretilmiş muamelesi görerek engelleri aşıp yabancı pazarlara açılıyor. Dolayısıyla daha az gümrük vergisiyle ve diğer avantajlarla işlem tamamlanıyor. Bu detaylara biraz da yerli tedarik zinciri eklendiği takdirde, işlem tamamdır. Bu durumdan özellikle Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın haberdar olmasını istiyorum. Hatta dünyadaki bu eğilimin, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'nın da ilgisini çekeceğini düşünüyorum.
Bakanlarımız daha detaylı bilgi isterlerse, -tabii ithal otoya karşı yerli üretimi öncelemek gibi bir düşünceleri varsa- Mercedes ve Volkswagen'in küresel lojistik işlerini gören Bremen'deki Lagerhaus şirketini daha yakından inceleyebilirler.
Özetle, "Volkswagen neden gelmiyor, yatırım yapmıyor" eleştirisine Alman devler bu şekilde cevap verebilir. Şimdiden hazır olunsun derim.

Yukarı