TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

MİLGEM ihalesi ve müsteşarın uzun izni

Koç Grubu'nun kazandığı Türkiye'nin milli savaş gemisi projesi (MİLGEM) ihalesiyle ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulunun (BTK) hazırladığı ve "Kamu zararı var" raporu sonrası Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayi Müsteşarlığında da (SSM) işler karıştı. Acaba bu karışıklık sebebiyle veya soruşturmanın selameti açısından Müsteşar Murad Bayar uzun süre tatile çıkmak zorunda kaldı mı, kalmadı mı? Veya SSM'nin önemli dokümanlarında 'Daire Başkanvekili' olan bir isim, 'Müsteşar Adına' neden imza atmak durumunda kaldı?
Başbakan Tayyip Erdoğan'a şikâyetle gündeme gelen MİLGEM ihalesinde son karar ne zaman? İhale iptal mi edilecek, yoksa yeniden ihaleye çıkılmasına karar mı verilecek? İptal edilirse sorumlular hakkında ne yapılacak? Galiba bugün veya yarın, hâsılı bu hafta Başbakan Erdoğan'ın isteği üzerine toplanacak Savunma Sanayi İcra Komitesi'nde (SSİK) dananın kuyruğu kopacak.
Koç Grubu'nun RMK Marine Tersanesi, SSM'nin 2009 kriterlerine göre ihaleye davet ettiği iki şirketten birisi olarak, 6 savaş gemisinin seri üretimini kazanmıştı. Tartışma da bu noktada çıkmış, 2 yıl önceki kriterlerin, 2011'de ihalede uygulanarak, diğer tersanelerin ihaleye davetinin neden engellendiği sorgulanmıştı. İhaleye katılamayan firmaların, durumu Başbakan'a iletmeleri üzerine de BTK, mayısta inceleme başlatmış, diğer firmaların ihaleye katılımının engellenmesiyle kamu zararı oluştuğu raporlanmıştı.
Aslında SSM'nin 7 şirket içinden, MİLGEM ihalesi için sadece RMK Marine ve Dearsan'ı davet etmesi özelinde, diğer ihalelerinin de masaya yatırılması gerekiyor.
Mesela Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Şirketleri'ne (TSKGV) benzer ayrıcalıklar, özel sektör dikkat alınmadan, üstelik ihalesiz sağlanıyor. Neden? Kamu kaynaklarını daha iyi değerlendirmek, kaliteli, hesaplı üretimlerle sektör gelişmesini, rekabetçi olmasını sağlamak varken, direkt belli şirketlere SSM hangi beklentilerle iş veriyor? Sonra da bu şirketlerin halka açıklığından dem vuruluyor. Mantığını Müsteşar Murad Bayar izah edebilir mi?


Ulaştırma Şûrası'ndan ne çıktı?

11. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Şûrası'ndan ne çıktığını merak ettim. Karşımda somut bir şey bulamadım. Sektörden şûraya katılanlara nasıl geçtiğini sorduğumda, 'Bürokrasi konuştu, neler yaptıklarını ve bizlerin neler yapmamız gerektiğini anlattılar, dinledik' tarzında bir sitem işittim. 'Şûra ruhuna uygun olarak, sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin ve sektörün önde gelen şirket yöneticilerinin görüşleri, fikirleri alınmadı mı. Tartışma, beyin fırtınası yapılamadı mı?' soruma ise 'maalesef' cevabını aldım.
Dolayısıyla yapılanın şûradan çok bakanlığın bir bilgilendirme toplantısı olduğu söylenebilir. Ulaştırmanın her tarafıyla ilgili çeşitli meseleleri gündeme getirmeme rağmen, Ulaştırma Bakanlığından ve bürokratlardan bilgilendirme anlamında bir cevap dahi alamıyorsam, sektör temsilcilerini kim neden dinleyecek ki?
Meselâ, şûra öncesi havayollarının bilet fiyatlarında tavan fiyat uygulama konusunda bir neticenin bu şûrada ortaya konacağı söylenmişti. Ne oldu? Bunun yanlışlığını şûra öncesinde yazmıştım. Bir şey çıkmayacağı belli olan bir husus dahi şûrada karara bağlanamamış ve üzerine yatılmışsa, 2035 gibi uzak hayaller için böyle bir şûra yapmaya gerek var mıydı?
Şûrada, 2035 yol haritası için bakanlık bürokratlarının hızlarını alamayarak, hedeflerine koydukları, tuhaf bir sonuç kararı var: "Uzaya elektrik üreten güneş panelleri yerleştirip, burada üretilen elektrik enerjisini radyo frekans dalgaları ile yeryüzüne ulaştıracak bir proje gerçekleştirilmesi."
Eğer Enerji Bakanlığı'nın da 2035'te Ulaştırma Bakanlığına bağlanması hedeflenmiyorsa, bu konunun Ulaştırma Bakanlığı neresinde? Hangi tarafı bakanlığı ilgilendiriyor? Bakanlıkta hangi kurum bunun adresi olacak? Uzay mı? Güneş panelleri mi? Elektrik üretimi mi? Radyo frekans dalgaları mı? Hangisi?

Yukarı