TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Ekonomi politikaları neden beğenilmiyor?

AK Parti hükümetinin ekonomi politikaları içerde ve dışarıda ele alındığında, Türkiye ekonomisinden bahsedildiğinde, saygıyla anılan, sözlerine güvenilen ve ağırbaşlılığıyla bilinen Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ilk akla gelen isim oluyor. Lafı fazla uzatmadan ve gerçeklerin üzerini politikacı kıvraklığıyla örtmeye çalışmadan, ekonomiye dair düşüncelerini artı ve eksisiyle açıklayan, yol haritası vermekten de çekinmeyen Babacan, busene4'üncüsü düzenlenen İstanbul Finans Zirvesinde yine net konuştu: "Yaklaşan yerel ve genel seçimler nedeniyle bütçeden taviz vermeyeceğiz. Cari açığımız çok, bir de buna bütçe açığı eklenirse Allah korusun finansal ve ekonomik istikrar zarar görebilir."
Ali Babacan'ın, Türkiye'nin büyüme rakamlarını eline alıp oran olarak iyi görünen tabloyla vatandaşı yanıltanlar için de uyarı niteliğinde ciddi açıklamaları var. Babacan'ın üzerinde durduğu hususları özellikle bürokrasi cephesi ve ihracatçıların iyi tahlil etmesi gerekiyor. Artık "rekor kırdık" söylemlerini bırakıp sayılarla, oranlarla değil biraz da içerikle ilgilenmeleri sağlanmalı. Yani nicelik devri geçti, lütfen ekonomiye yön verenler ülkenin hayrı için birazcık da nitelik tarafıyla ilgilenirse iyi olacak. Dış ticaret açığımız ortada. Her açığa kılıf aramak yerine, birazcık da nasıl toparlayacağımıza kafa yoralım.
Alman Marshall Fund'ın yayımladığı Transatlantik Eğilimler 2013 raporunda iki husus dikkatimi çekti. Birincisi; Türkiye'nin bölgesinde yalnızlığı tercih etmesi, ikincisi ise hükümetin ekonomi politikalarının Türk halkı tarafından beğenilmeme oranının artmış olması.
AK Parti hükümetinin ekonomi politikalarını beğenmeyenler 2011'de yüzde 45, 2012'de yüzde 38 olarak belirlenirken, bu oran 2013'te yüzde 52'ye yükselmiş. Ancak ilginç bir durum var. Ekonominin beğenilmeme oranı yükselirken, dış politikada, bana göre doğru adım sayısı az olmasına rağmen, halkımızın bu konuda AK Parti hükümetini destekleme oranı yükselmiş. Anlayacağınız sağa sola
ayar vererek yalnızlaşmayı halkımız da yadırgamıyor. Ne de olsa Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur.

 

Ekonomide 4X4 büyüme var mı?

Geçen hafta, büyüme rakamları medyaya nasıl yansıdı? Dört dörtlük şekilde değil mi? Bakın Babacan, büyümeyi yanlış yorumlayanlara, büyüme kalitesinin öneminden hareketle ne mesajlar veriyor: "Sadece nicelik olarak hangi ülkenin yüzde kaç büyüdüğü değil, büyümenin niteliği de herkesin çok dikkat etmesi gereken bir konu. Büyümenin sadece rakamsal boyutuna baktığınızda o ekonominin yapısıyla ilgili bize fazla bilgi vermiyor."
Buradan defalarca kaydettiğim üzere, ihracat oranlarıyla oyalanıp daha fazla rekor kıran ithalatı
unutarak, üretmeden tüketerek büyümenin mantığı, sürdürülebilirliği söz konusu değilken iyi bir şeymiş gibi sunulması da çok yanlış. Dünya ihracat ligindeki yerimiz 10 yıl öncesine göre geride. Hatta dünya ekonomisinden aldığımız pay da geride. Çünkü büyüme şeklimiz kaliteli değil.
"Büyüme, tüketerek mi yoksa yatırımlarla mı oluyor? Büyüme, iç tasarruflarla mı, kendi kaynaklarımızla mı, yoksa dış kaynaklarla mı oluyor? İşte bütün bunları beraberce değerlendirmek çok önemli" diyor Babacan. Daha çok şey de söylüyor, ama herhalde bana söylemiyor.
Ama ben, Babacan'ın sözlerinden, Türkiye ekonomisine yönelik çok şey çıkardığımı söyleyebilirim. Bir süre önce New York JFK Havalimanı'nda, dünyanın en büyük havacılık şirketlerinden birisi olan Delta Havayollarının Kıdemli Başkan Yardımcısı Perry A. Cantarutti ile Türkiye ekonomisi üzerine sohbet ederken, sürekli övgü dolu sözler sarf edince, cümleyi nasıl bağlayacağını merak ettim. Konuyu nasıl bitirdi biliyor musunuz? "Süper bir Başbakan Yardımcınız var. Ali Babacan benim sınıf arkadaşımdı. Okulda da çok zeki, düzenli, disiplinli birisiydi. Okuldan sonra görüşmedik, ama onu ve başarılarını takip ediyorum."
Süper Başbakan Yardımcımız Ali Babacan'ın birazcık daha sahaya inip "Şöyle rekor kırdık, böyle büyüdük" diyenlere birazcık daha ayar vermesi gerekmez mi?

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
21 Eylül 2013 Cumartesi, 05:19 Misafir 11 yıldır yapısal sorunları çözmeye uğraşmak yerine 57. hükümet ve imf'nin programı ile kırılmış enflasyon ve faiz döngüsü üzerine öğünme faslını unutmuşsunuz yazınızda. cari açık ve büyümenin kalitesi şimdi mi gelmiş akıllarına. büyük fırtına öncesi? türkiye yapısal sorunlarını çözmek için süper bir küresel konjonktür yakalamıştı, maalesef boşa gitti, enflasyon da kırılırsa önümüzdeki fırtınada yandı gülüm keten helva.
Yukarı