TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Yatırım Ajansı'ndan New York'ta iz bırakacak adım

NEW YORK - Türkiye'ye yabancı müteşebbisleri çekebilmek ve yatırım yapmak için 10 neden sıralanırken, şu argümanlar kullanılıyordu. Başarılı ekonomi, nüfus, nitelikli ve rekabetçi işgücü, liberal ve yeniliklere açık bir yatırım ortamı, altyapı, merkezi konum, Avrupa'nın enerji koridoru ve terminali, düşük vergiler ve teşvik olanakları, Avrupa Birliği ile 1996'dan bu yana Gümrük Birliği ve büyük iç pazar. Ancak bu hususlar ilk defa Amerika'da New York'ta farklı bir yöntemle, yabancı müteşebbislere, yatırım fonlarına ve medyaya anlatılıyor. Tıpkı Nasrettin Hoca'nın, "Bana eşşekten düşeni getirin" modeli gibi. Bu defa Yatırım Ajansı Başkanı İlker Aycı'nın liderliğinde Türkiye'de yatırım yapanlar anlatacak...
Bu amaçla, Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (kısa adıyla Başbakanlık Yatırım Ajansı) tarafından, ABD Ticaret Bakanlığı Uluslararası Ticaret Müsteşarı Francisco J. Sánchez liderliğinde; Türkiye'deki iş ortamı ile ilgili medya ve yatırımcı algısını pekiştirme amaçlı bir 'ABD Roadshow'u düzenlendi.
Aycı başkanlığında; Citibank Türkiye Genel Müdürü ve ABFT Başkanı Serra Akçaoğlu, Demsa ve Mediasa Başkanı Demet Sabancı, Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Yönetim Kurulu Başkanvekili Akın Kozanoğlu, ABD -Türkiye İş Forumu (ABFT) Y. K. Üyesi / Pepsico Güney Doğu Avrupa Başkanı Eugene Willemsen, ABD-Türkiye İş Forumu (ABFT) Y. K. Üyesi /Türk-Amerikan İş Konseyi (TAİK) Yürütme Kurulu Üyesi/General Electric Türkiye CEO'su Canan Özsoy ve Koç Finans ve Yapı Kredi Baş Ekonomisti Cevdet Akçay'ın da bulunduğu heyete, Türkiye'nin gelecek vaat eden yatırım sektörlerini temsilen üst düzey yöneticiler de eşlik ediyor.
New York ve Washington'u kapsayacak ve toplamda dört gün sürecek bu roadshow'un ilk durağı olan New York ayağında biz de bu farklı çalışmada gözlemci sıfatıyla yer alıyoruz. Merakla, Tanıtım Ajansı'nın New York'taki mutfağında neler pişeceğini gözlemleyeceğiz.

 

Telefonlar akıllanıyor Türkiye de akıllanmalı!

İletişim çağında, iletişim araçlarını üreten ülkelerin bu alana yatırım yaparak nasıl bir gelişme gösterdikleri ortada. Amerika'da son atılımla Apple bir kez daha Coca - Cola'yı geçerek dünyanın en değerli markası koltuğunun bir numarasına oturdu. En değerli on markanın 6'sı bilişim ve iletişim teknoloji alanında faaliyet gösteren şirketlerden oluşuyor. Türkiye ise akıllı telefon başta olmak üzere iletişimin teknolojik cihazlarını kullanmada yeterince ve kaliteli tüketici konumunda bile değil.
İthal edilen her 100 telefondan 60'ı akıllı telefonmuş. Şimdi bu manzaraya 'akıllı' ibaresi penceresinden bakarsanız iyi gibi görünüyor. Fakat akıllı telefonla halkımız, akılsız işler yapıyor. Bilgi veya data işlerinde değil, sadece ses transferinde, boşboğazlıkta kullanıyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun (BTK) verileri ortada. Konuşmada belki de boş konuşmada Avrupa birincisiyiz, ama data transferinde 2 GB olan ortalamanın çok gerisinde 500 MB'lerde bile değiliz.
Mesela akıllı cep telefonu üretme tarafında ise bir modelimiz bile yok. İthal edilen ürün ile hammadde konumundaki yedek araç, gerecin vergileri aynı. Doğru düzgün teşvik, yatırıma dönüşecek bir destek modeli de yok. Akıllı telefon üretmek üzere yurtdışından alacağı ürünlerin vergileri, hazır gelenle aynı olursa nasıl rekabetçi bir akıllı telefon yapabilirsiniz? Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım'a konuyu havale ediyor, yarın bu konuda Milli Eğitim Bakanı'na merhaba demeyi umuyorum.

Yukarı