TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Füze mi, her yere ulaşan siber mi?

Savunma Sanayii İcra Komitesi'nden (SSİK) çıkan kararı, "Türkiye, uzun menzil füze savunma sistemi projesinde, müttefik Batı ülkelerinden gerekli desteği görmedi" şeklinde okumak yanlış olmaz. Füzenin kendisini gönderen müttefiklerimiz teknoloji konusunda neden Çin kadar Türkiye'ye yardımcı olmuyor? Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) 2009'dan bu yana uzun menzil füze savunma sistemi projesi üzerinde çalışıyordu. ABD, Fransa/İtalya, Rusya ve Çin'in ürettiği füzelerle ilgili de zaman zaman Başbakan Erdoğan'ın üst düzey girişimleri olmuştu. Fakat Batı'da bu temasların karşılığı olmadığı gibi Rusya da yeni nesil füzelerinin teknolojisini paylaşacak adım atmaya yanaşmadı. Bir yönüyle Türkiye, bence haklı ve doğru stratejisi sebebiyle Çinli firmanın FD/2000 sistemini, şartlarını karşılaması nedeniyle tercih etmek zorunda kaldı.
Dolayısıyla Türkiye'nin uzun menzil füze tercihi karşısında Amerika ve NATO'nun gerek müttefiklik hukuku çerçevesinde gerekse ülkelerin kendi savunma sistemlerini kurmada özgür olmak konusunda fazla itiraz etme hakları bulunmuyor. Fakat bu demek değil ki, sessiz kalacaklar. Hatta giderek tepkilerini artıracaklarını söylemek dahi mümkün. Ancak asıl sorgulamamız gereken, Türkiye'nin savunma sanayiinde konvansiyonel top, tüfek, tank, füze ve uçak gibi alanlara yatırım yapmasının ne derece doğru olduğudur? Zira siber çağda yaşıyoruz ve siber teknolojisi olmayan ülkelerin, hardware (donanım) yatırımları dikkate alıp, software'leri (içerik yazılımlarını) ihmal etmeleri demek, geliştirdikleri teknolojiler kendi mühendislerinin milli ürünleri olsa bile, o füzelerin, o ülkeyi rahatlıkla vuracak, onun için potansiyel tehlike anlamına geleceğini unutuyoruz.
Mesela, "İran nükleer silah geliştiriyor" iddialarına İsrail neyle karşılık veriyor? Software ile değil mi? İran'ın software tarafında zayıf olması durumunda, geliştireceği nükleer teknoloji veya silahlar bir nevi öncelikle kendisi için tehlike olacaktır. Çünkü siber teknolojinin bir numaralı ülkesi İsrail, uzaktan, siber teknolojisiyle, o ülkenin geliştirdiği ürünleri kendi lehine rahatlıkla kullanacak veya o ürünleri kullanılmaz hale getirecektir.
Geçen hafta New York'ta bu konularla ilgili önemli bir isimden, siber teknoloji hakkında birazcık bilgi edinince, doğal olarak Türkiye'nin savunma sanayii vizyonunu sorgulamak durumunda kaldım.
Umarım Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun füze konusunda araladığı kapı bir arayışın sonucu olur. "Sıralamanın başında Çinli şirket var, ancak bu, nihai bir tercih değil." Çinlilerin en ucuz teklifle, teknoloji transferini kabul etmesi umarım ülkemizin faydasına olur. Ancak Göktürk Gözetleme Uydusu, İsrail'den alınan insansız hava aracı Heronlar'da olduğu gibi hataların da tekrarlanmaması gerekir.


TT'ye Ertürk, SSM'ye Baraçlı mı?

Seçim atmosferine girmek üzere olduğumuz şu günlerde bakanlar ve bürokratlar cephesinde de ciddi bir hareketlilik söz konusu. Yıpranmış bazı bürokratların da seçimlerde aday olabileceği gerekçesiyle yerlerini boşalmaları istendiği gelen haberler arasında. Seçim bir nevi görevden almak için güzel bir gerekçe olacak.
Bu isimlerden birisi, bu köşede sık sık gündeme getirdiğim, savunma sanayiinde yerlilik oranı arttı iddiasıyla, aslında yerli şirketlerin fatura kesme oranını yukarı çekmeyi başaran Milli Savunma Bakanlığı Savunma Sanayii Müsteşarı (SSM) Murad Bayar. Başta MİLGEM olmak üzere SSM'deki bazı sıkıntılı ihaleler yüzünden iyici yıpranan Bayar, yaklaşık 10 yıldır bu koltukta oturuyor. Bayar'ın yerine
ise İstanbul'daki başarılı çalışmalarıyla bilinen İETT Genel Müdürü Hayri Baraçlı'nın ismi geçiyor.
Bir başka nokta ise Türk Telekom (TT). Burada da hükümet ve yabancı ortakların bir kan değişimine gideceği ve Tahsin Yılmaz'ın yerine eski TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'ün getirileceği konuşuluyor. Bakalım ilerleyen günlerde neler olacak?

Yukarı