TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Vergi için ülkenizi terk eder misiniz?

İktisat bilimi oluşumunu tamamlamaya devam etsin, iktisat, sosyal bilimlerin fiziği olmak için uğraşlarını sürdürsün, ancak vergi verenlerle, vergileri kullananların arasındaki tartışmaya çare olacak gibi görünen bir gelişme henüz söz konusu değil. Daha önce Fransa‘da verginin yüksekliğinden şikâyetçi olan işadamı ve sanatçılar gündeme gelmişti. Şimdi sırada galiba İngiltere var. Ülkesindeki vergi oranlarının yüksekliğinden şikâyetçi olan Virgin Atlantic Havayolları‘nın sahibi Sir Richard Branson‘un, ülkesini daha az vergi vermek için terk ettiği gündeme geldi. Branson, vergi gerekçesini kabul etmediği iddiaya göre kendine ait Karayip’lerdeki Necker Adası‘na sürekli yaşamak üzere gitme kararı almış. Durup dururken üzerine şimşekleri çekecek, işlerine negatif etkisi olacak “vergi” meselesi için terk-i diyar ettiğini söyleyecek değil. Acaba Richard Branson durumunda olan Türkiye’de kaç işadamı var? Bence yok denecek kadar azdır. Çünkü bizde durum işadamlarından yana sayılır. Vergide asıl yük vatandaşın sırtında. Hükümetler kamu harcamalarını ve vergilendirmeyi kullanarak yani Maliye politikalarıyla, ülkelerin ekonomi performansına yön veriyorlar, ama bunu hep vatandaşın sırtına yüklenerek dolaylı vergilerle yapıyorlar. Mesela Türkiye vergi rekortmeni olan işdamlarını bir sorgulayın. Reklam vesilesi yapılmasından öteye bu rekorların ne gibi bir katkısı var? Azıcık sorgulayın. Çünkü şirketleri milyar dolar ciro yapan işadamları, 15-20 milyon aralığında vergilerle rekortmen oluyorlar. Ülkemizde bir kişinin ve ona ait tüm şirketlerinin kazançlarının birleştirilerek vergilendirilmesine (konsolidasyon) yönelik bir sistem olmadığından, vergi rekortmeni listesinde gördüğümüz bazı isimlerin, şirketleri adına ne kadar kurumlar vergisi ödediklerini bilmiyoruz. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de bana katılacaklarını sanıyorum. Cironun belli oranı kadar devlete vergi ödendiğini göreceğimiz bir sistem olmadıktan sonra Türkiye’de hiçbir işadamı vergiden dolayı ülkesini terk etmez. Terk ederlerse de fazla sıkıntı yaşamazlar, yatları, tekneleri zaten vergi sebebiyle başka memleketlere ve küçük ada ülkelerine tescilli. Çünkü burada devletin tuhaf uygulamaları oldu. Türkiye’de şirketlere bakıldığında “ödediğimiz vergiler” diye devlete ödenen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ve Katma Değer Vergisi (KDV) gibi kalemler alt alta toplanarak “Devlete şu kadar vergi katkısında bulunduk” şeklinde gösteriliyor. Bu da tamamen yanlış ve aldatmacadan ibaret. Tüketicinin, yani senin, benim vatandaşın ödediği vergiyi sahiplenmekten, vergi ödemeye aracılık etmekten başka bir şey değil. Gerçek performansı şahısların gelir vergileri göstermiyor, o halde bu sistemden neden vazgeçilmiyor? İhtiyaç duyulan üçte ikilik maktu vergi oranı değil, onu vatandaş zaten ödüyor. Şirketlerin vatandaştan toplayıp kanunen devlete ödemesi gerekiyor. Peki, bu şirketler kazancın vergisi olarak ne ödüyor? AK Parti hükümeti seçmeni ve seçmenini sevdiğine göre, işadamını sevindiren modeli niçin değiştirmiyor? Türkiye’yi terk etmelerinden mi korkuyor? Bayramın birinci gününe denk gelen dünkü yazım için arifeden İstanbul’da gördüğüm kurban manzaralarını aktardım. Geçmiş yıllara göre epeyce mesafe kat edildiğinden bahsedilebileceğine dikkat çektim. Ancak Türkiye geneli için tabloya bakıldığında henüz Ortadoğu‘nun bir parçası olmaktan öteye geçemediğimizi söylemek mümkün. Yılda bir kez Kurban Bayramı olduğuna göre gerekli düzenlemelerin yapılması yönünde, ilgili bakanlıklar, kurumlar ve Diyanet İşleri Başkanlığı en azından bu bayram sonrası harekete geçmeliler. Boşu boşuna vatandaşı eleştirmeyelim. Önce sistemi kuralım...

Yukarı