TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Niçin başımızı ağrıtıyorlar?

Financial Times'in ingiltere'den, Türkiye için yaptığı ekonomi tabanlı haberlerden bir tanesi daha içeride iyi anlamaya dönük çabalar gösterilmeden, direkt eleştiri tahtasına konuldu. İstanbul'a yapılacak 3'üncü havalimanı ihalesi ve finansman bulma sıkıntılarını gündeme taşıyan, finansın kalbi Londra merkezli haber/yorumu, direkt karalama kampanyası olarak yaftalayıp bu eleştirilerin veya haksız olarak gördüğümüz bu haberlerin neden yapıldığını, doğru taraflarını sorgulayanımız yok. Bu sebeple de daha ağır bir dille değerlendirme yapıp laf yetiştirmeye çalışıyoruz. Tatmin edici cevap veremiyoruz. Başka söyleyecek lafımız yok anlaşılan.
Gazete finansal belirsizliklerin Türkiye'deki büyük altyapı projelerini tehdit ettiğini yazmış. Bu konuyu içerde verileriyle ilk yazan benim. Evet, henüz projesi belli olmayan, ihalesi yapılmayanları da işin içine koyarak biraz abartmışlar; "İstanbul'a 3. havalimanı zora girdi, nükleer ertelenebilir, Kanal İstanbul'a ilgi az" iddiasında bulunması iyi niyet işareti ve sağlıklı bir değerlendirme belirtisi taşımıyor. Bakmamız gereken haberde ayakları yere basan konu hangisi. Bence, yeni havalimanı konusunda haklılık payları var.
Bu ayın başında benzer bir eleştiri tablosuyla, Başbakanlık Yatırım Ajansı'nın New York'ta yaptığı toplantıda karşılaştık. Bir danışmanlık şirketinde New York'un 25 fon yönetici ve temsilcisiyle bir araya geldiğimizde 3'üncü havalimanı hakkında burada soru soruldu. Bu toplantıda İlker Aycı, Türkiye'nin New York Başkonsolosu Levent Bilgen ile birlikte Citibank Türkiye Genel Müdürü ve Ülke Başkanı, ABD-Türkiye İş Forumu (ABFT) Başkanı Serra Akçaoğlu, Pepsico Güneydoğu Avrupa Başkanı, ABFT Yönetim Kurulu Üyesi Eugene Willemsen, Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanvekili Akın Kozanoğlu, Koç Finans-Yapı Kredi Başekonomisti Cevdet Akçay, Mediasa Başkan Yardımcısı Bülent Gençtürk, Yatırım Ajansı Başdanışmanı Hasan Pehlivan yer alıyordu. Türkiye tarafından katılanların hepsi konuşma yaptı, soruları cevapladı. Ancak en sıkıntılısına cevap vermek Hasan Pehlivan'a düştü. İşte New York'ta da karşımıza çıkan o soru 3'üncü havalimanıydı.
Türkiye'de dersini iyi yapamayanların sebep olduğu sıkıntıları yurtdışında gidermek Başbakanlık Yatırım Ajansı'na düşüyor. Dua edelim, onlar derslerine iyi çalışıyor.
New York'ta karşımıza çıkan bu konuyu, benimle birlikte gazeteci olarak toplantıda bulunan Hürriyet'ten Vahap Munyar yorumsuz yazdı. Soru şuydu:
"3'üncü havalimanı ihalesi için konsorsiyumlardan birine 1 milyar dolarlık payla girdik. Ancak bizim öngörülerimizin çok üzerinde, 30 milyarı aşan bir rakamla Türk şirketlerinden oluşan konsorsiyum (Limak-Kolin-Cengiz-Mapa-Kalyon) 25 yıllık kira bedeliyle ihaleyi kazandı. Biz hayal kırıklığı yaşadık. Oluşan fiyat fahiş değil mi?"
Türkiye'de benden daha detaylı olarak kimsenin bu konuyu bildiğini sanmıyorum. Bu sebeple hem soru dikkatimi çekti, hem de "Bizimkiler nasıl cevaplayacak?" diye merakla dinlemeye başladım. İlker Aycı cevaplaması için Başdanışman Hasan Pehlivan'ı işaret edince, dikkat kesildim. İhalenin şeffaflığından başladı, her şeye hâkim bir şekilde cevap verdi. Mesela ihalenin açık artırma bölümünün 20 milyar Euro'dan başlamasına yol açan teklif sahibi IC-Alman Fraport olduğuna dikkat çekti. Bunun üzerine de soruyu soran, yeni sorular sormadan toplantıdan ayrıldı. Ancak benim söyleyeceklerim var.
Bu konuyu geçen hafta BloombergHT'te gündeme getirdim. Kapalı zarflar açıldığında Makyol 4 milyar Euro, dünya devi Fransız ADP ortaklı TAV 9 milyar Euro, Limak-Kolin-Cengiz-Mapa-Kalyon konsorsiyumu 12.6 milyar Euro, IC-Fraport (Alman) konsorsiyumu da 20 milyar Euro teklif etti. Bu rakamlara KDV'siz hali üzerlerine bir de KDV ekleyin ve cevabını verin: "İhaleyi almayı en fazla isteyen iki grubun iki katı bir fiyatı IC-Fraport neden vermiş olabilir?"
İki grubun aksine iki kat rakamla ihaleyi başlatan IC-Fraport daha sonra küçük artırımlarla niçin hemen yarıştan kopma işareti gösterdi? Daha yüksek teklif vermedi, neden? Yarını bekleyin...

Yukarı