TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

ABD İran'la, Türkiye Irak'la haydi hayırlısı...

Ortadoğu'da ilişkiler hiç bu kadar karmaşık olmamıştı. Amerika'nın İran ile nükleer temelli ilişkileri yumuşatma politikasına soyunması, İsrail ve Suudi Arabistan'ı kızdırdı. Türkiye'nin uzun sayılacak bir aradan sonra Irak merkezi hükümetiyle yeniden işbirliğini inşa etme sürecine ise bakalım kimler alınganlık gösterecek? Ya da Kürt yönetimi bu yeni girişimin neresinde olacak?
İran, uluslararası nükleer baskıdan kurtulursa petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarını dünyaya pazarlama imkânına kavuşacağı gibi ekonomik ambargolardan da kurtulmayı hedefliyor. Ancak İran-ABD ilişkisi kolay tesis edilecek gibi görünmüyor. Üstelik bu işbirliği hayata geçerse ABD'nin bölgedeki iki yakın müttefikiyle, İsrail ve Suudi Arabistan'la ilişkilerinin nasıl seyredeceği ciddi merak konusu olacaktır. Türkiye açısından bu ilişkiden netice alınması menfaatimize gibi görünüyor, fakat İran-Irak perspektifinde değerlendirildiğinde Kuzey Irak Kürt Yönetimi ile olan sıcak yakınlaşmalar, enerji nakil hatlarının ihdası, alışverişler ne olur zaman gösterecek.
Suudi yönetimi, Suriye'deki iç savaşla ilgili ABD politikasını eleştiriyor, Mısır'daki askeri hükümete maddi desteği çektiği için de öfkesini açıkça belirtiyordu. Üzerine şimdi bir de İran'ın nükleer programına yönelik ABD'nin çözüm planlı yaklaşması adeta Suudileri çılgına çevirmiş durumda. Irak, İran ve Suudi Arabistan. Üçü de enerji kaynakları sayesinde değeri olan, ama İran'ın içinde bulunduğu açmazdan kurtulmasıyla bölgede etkinliğini artırma şansının yüksek olması Suudileri ürküten asıl gerçek.
Amerika, Ortadoğu'da liderlik yapmayı bıraktı, ortalığın yeterince karışmasına vesile olduktan sonra neredeyse kendi halinde ve kendi mecrasında toparlansın eğiliminde. İşte bu yaklaşım yıllarca sırtını ABD'ye dayamış Suudi Arabistan'ı kızdırıyor, İsrail'i ise kendi başına çözüm üretmeye sevk ediyor. Hasılı tablo bölgemiz adına pekiyi görünmüyor. Ancak bu karışıklık daha çok yoruma muhatap olacaktır. Türkiye'yi ilgilendiren ise merkezi Irak hükümetiyle kuracağı ilişkinin geçmiş 4 yılı telafi edip edemeyeceği, Basra Bölgesi enerji havzasında yeni işbirlikleri bulup bulamayacağı ve en önemlisi Kuzey Irak'la geliştirilen ilişkilerin gelecekte nasıl bir şekil alacağıdır?

 

İlginç adamdın be Savaş Abi!

Bu sene acı bir sene oldu. Havalimanında uzun yıllar beraber çalıştığım Sinan Toros ve Yalçın Özmen, Zaman'da uzun yıllar beraber çalıştığım Galatasaray muhabiri Hacı Hasdemir ve son olarak Savaş Ay. Hepsinin ayrı özelliği vardı, ama ortak yanları mesleğe olan tutkularıydı.
Savaş Ay ile epeyce ortak anılarımız, gezilerimiz oldu. Sabah'ta beraber çalıştığımızda her konuda ilginç taktikleri vermeyi severdi. Gazeteciliğin saha olduğunu, muhabirlik olduğunu yaşayarak gösterirdi. Fotoğraf makinesiz bir Savaş Ay, tahayyül bile edilemezdi.

Geçen yıl beraber Moğolistan'a gitmiş, güzel hatıralarla dönmüştük. Ulan Batur Cengiz Havalimanı'ndayız. THY uçağının kalkmasına yaklaşık bir saat var ve Savaş Abi sigara içecek mekân arıyor. Bana, 'Buralar senin mekânın sigara içecek yer bul.' Araştırdım, terminal içinde içmek yasak. Pasaport işlemini yaptırmışız ve dışarı çıkma şansımız yok. Durumu Savaş Abi'ye anlatınca, 'Sen iki kahve söyle, ben sana içerde sigaranın nasıl içildiğini göstereceğim.' Kahveler geldi ve Savaş Abi sigarayı masanın altında yakıp, fincanın kenarına monte eder gibi tutup içmeye başladı. Gerçekten sigara dumanı kahvenin buharı gibi çıkıyordu. Yanımızdaki garson bile durumu anlayamadı. Ben, 'Bu formülü fotoğraflayacağım ve Savaş Abi tarzı' diye bir gün yazacağım dediğimde, bana işte bu pozları verdi.
Öteki âleme göçen tüm gazeteci dostlarıma Allah'tan rahmet, yakınlarına sabırlar...

Yukarı