TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Patron mutlu son istiyor mu?

Bu seneyi pek sağlıklı kapatmayacağımız ortada. İçerdeki dengelerin değişmesi kadar bölgemizdeki dengelerde de ciddi evrilmeler, savrulmalar söz konusu. Amerika ve Suudi Arabistan arasında yıllardır süren sıkı müttefiklik bozulmaya başladı. İngiltere beklenmedik ölçüde Çin ile yakın ilişkiler içine girdi. Rusya yeniden Mısır ile sıcak temaslar kurmaya, Mısır'ın Amerika'dan daha fazla uzaklaşabilmesi için her türlü desteği vereceğine dair sözler vermeye başladı. Türkiye ise nereyle nasıl ilişki kuracağı konusunda ciddi bir stratejisi olmadığı gibi mevcut müttefikleriyle olan ilişkilerini germeye, bazı komşularıyla ticari ilişkiler geliştirmeye çalışırken zor günler yaşamaya başladı.
İngiltere'nin Çin ile geliştirmek istediği ilişkilerin temelinde çok yönlü ve uzun vadeli ticari ilişkiler kurulması var. İngiltere sadece kendisiyle de sınırlı tutmuyor. Çin'le geliştirmek istediği ilişkinin bir
ayağında Avrupa Birliği'nin (AB) de devrede olacağı Serbest Ticaret Anlaşması var. AB için Çin en büyük, Çin için AB ikinci büyük ihracat pazarı. Bu ilişkinin gelişmesi Türkiye'ye nasıl yansır, hesabı bilen yapmaya başlarsa iyi olur.
İngiltere, Çin'in para birimi ve tahvil ticareti için uzmanı olduğu off shore merkezi olmayı hedefliyor. Off shore Yuan işlemlerinin halihazırda % 28'inin merkezinin Londra olduğu düşünülürse, yeni atılımlarla ekonomide de dengeler değişecek demektir.
Suriye politikası sebebiyle aralan giderek açılan Amerika ve Suudi Arabistan'ın ise ikinci tereddüt yaşadıkları konu Mısır oldu. Ardından Amerika-İran yakınlaşmasının gelmesi ise neredeyse ipleri koparma noktasına getirdi. İki ülkenin Ortadoğu politikalarında ciddi ayrışmalara işaret eden bu hadiselere rağmen Amerika, Suudilerle müttefik olarak çalışmaya devam edeceklerini ve ileriye bakılması gerektiğinin altını çizmeye devam ediyor. Ancak hangi gelecek sorusuna Suudiler cevap bulmakta zorlandığı kadar, Ortadoğu'da yalnızlık çekecekleri ve güçlü İran karşısında ne yapacakları telaşına düşmüş durumdalar. Türkiye'nin de bu aralar Suudi Arabistan ile mesafeli olduğu düşünülürse, bölgede İran'ın güçlenmesinin Körfez ülkeleriyle Türkiye'nin yeniden ilişkilerini geliştirme ihtimali olduğunu düşünmek gerekir.
Rusya'nın yeniden Ortadoğu'da sahneye çıkması, ilişkilerini inşa etmek için iyi bir fırsat yakalamasını da dikkatli takip etmek gerekiyor. Suriye politikasında Rusya başarılı olurken, Türkiye tam anlamıyla sınıfta kaldı denebilir. Bunun ekonomiye yansımasının çok yönlü etkileri de devam edecek gibi. Yakın bir zamanda Rusya-Irak ilişkilerinde de ciddi yakınlaşma olacağı görülüyor. Sadece Kuzey Irak ile ilgilenip, merkezi Irak Hükümeti'yle arasını açıp, Basra'da enerji fırsatlarını kaçıran, İran ile ölçülebilir bir ilişki kuramayan, Suriye'yi kaybeden Türkiye'nin karşısına Ortadoğu'da güçlü bir Rusya'nın çıkması dikkate değer bir durum.
Şimdi Mısır-Moskova ilişkilerine bakarsak; Zaten geçmiş yıllardan iki ülkenin bir müttefiklik tecrübesi var. Bu ilişki yeniden tesis edilirken devreye Çin'in de gireceğini akılda tutmamız icap eder. Akdeniz çanağından Türkiye'yi her açıdan sıkıntıya sokacak bu dostane ilişkileri için bizimkilerin nasıl bir reçetesi var, meçhul.
Görüldüğü üzere kimse o patron, Ortadoğu'nun verimli enerji kaynakları üzerinde mutlu sona doğru giderken, Türkiye karışmaya gerçek Ortadoğu olmaya doğru ilerliyor.

 

Bugünlerde ne yapmalı?

1) Erkenden kalkıp, yeni bir bomba patlayıncaya kadar gazeteleri okumayı bitirmeli,
2) Ne oldum demeden, ne olabileceğinin hesabını yapmalı,
3) Herhangi bir ülkede bir asra sığacak son günlerdeki gelişmelerin nasıl hazmedileceğine dair bir önceki yıl olup bitenlere bir göz atmalı,
4) Köşe yazarları dün yaşanan ani gelişimler karşısındaki travmayı atlatıncaya kadar bir kenarda imdada yetişecek güzel bir penguen fotoğrafı bulundurmalı, televizyoncular için penguen belgeseli de olabilir,
5) Sadece Ankara'da neler olacağına odaklanıp kalmamalı...

Yukarı