TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Çevre bakanlarının profili niçin yükseldi?

Doğal kaynakları ve ekosistemleri korumak için dünyanın dört bir yanında lobi faaliyetleri yapılıyor. Çevre eğitimi ve çevreci eylemler artık merkezi ve yerel yönetimleri karar alma sürecinde ciddi etkiliyor. Ancak hızla kirlenen ve değişime uğrayan evrenin, artık çevreci eylemlere, sosyal etkinliklere değil, içinde bizatihi karar verenlerin olduğu daha köklü girişimlere ihtiyacı var.
Çünkü, kirlilik, türlerin yok olması, katı atıkların azaltılması, geri dönüşüm, küresel ısınma tehdidi ve genetiği değiştirilmiş ürünler gösteriyor ki, insanın doğayla sınavında zor bir döneme girmiş bulunuyoruz. Artık bu konulara hükmeden isimler de çok önem arz ediyor. On yıl önce düşük profilli isimler Çevre Bakanlığı koltuğuna uygun görülürken, günümüzde ise entelektüel ve alanında tercrübeli isimleri bu makamlarda görüyoruz.
ABD Başkan Yardımcılığı yapan Al Gore, Demokrat Parti başkan adayı olarak seçimi kaybettikten sonra küresel ölçekte çevre sorunlarına eğildi. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli çalışmalarıyla da Nobel Barış Ödülü'nü aldı. Hasılı yaşadığımız çevrenin önemini, bazı değerleri kaybetmek üzere olduğumuz an keşfettik. Çevre önem arz edince, bu soruna eğilenler de önemli kişiler olmaya başladı. Yeni Bakan İdris Güllüce de Türkiye'nin çevre meselesini önceleyecek önemli bir karakter olarak öne çıkıyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, "Yerel Yönetimlerin Sorunları ve Çözüm Önerileri" konulu master tezine sahip. Mühendis kimliğini yurtdışı çalışmasıyla zenginleştirmiş, uzun süre yerel yönetimlerde bulunmuş, tam üç dönem Tuzla Belediye Başkanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclis 1. Başkanvekilliği görevlerinde bulunarak bu alanda tecrübesini her açıdan kâmile erdirmiş. İki dönemdir de TBMM çatısı altında milletvekili olarak bulunuyor. Aynı zamanda milletvekili olarak TBMM Deprem Araştırma Komisyonu Başkanlığı yaptığından Türkiye'nin en ciddi sorunu olan çevre ve şehircilik konusunda kendisinden çok şey bekleme hakkımız olduğunu düşünüyorum.
Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, bu göreve gelmeden önce Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tecrübesine sahipti. Ancak Bayraktar'ı, TOKİ Başkanlığı döneminde de ortaya koyduğu projelerinden dolayı sıkça eleştirdim. Bakanlık görevini üstlenince de durum değişmedi. Belki çok çalıştı, çok eserler ortaya koydu, ama nitelik açısından bir karşılığı olmadı. Herhangi bir şehre uğradığımızda karşımıza mimari ve estetik açıdan sıkıntılı, şehirle ve bölgeyle örtüşmeyen, kalite sorunu olan eserler çıktığında, TOKİ aklımıza geldi.
Bayraktar'ın hakkını teslim edelim, çevre konusunda kendisi ciddi adımlar atmadı, ama önüne proje koyanlara da "hayır" demedi. Aynı duyarlılığı Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun göstermediğini ise sektörden biliyorum.
Yeni Bakan İdris Güllüce, geçmişin hatalarını ne kadar telafi edebilir bilemem, ancak birikimiyle en azından geçmişte planlanan hatalı işlerin önüne geçebileceğini düşünüyorum.
Bir örnekle bitireyim: Atık yağlarla ilgili yaklaşık 8 yıldan bu yana birçok gazeteci/yazar arkadaşlarımla beraber yazılar yazdık. Denizlerin, akarsuların ve yeraltı kayaklarının kirlenmemesi için önemli bir konu olduğunu gündeme getirdik. Ayrıca atık yağların ekonomiye kazandırılmasına da dikkat çektik. Ve bu konuda belli bir noktaya gelindi. Bu ve benzeri konularda çevreye duyarlı Bakan Güllüce'den hassasiyet bekliyoruz. Artık işyerlerinden, evlerden atık yağların toplanarak ekonomiye kazandırılması gibi bir mevzu gündeme bile gelmemeli...
İnsan kendisine emanet edilen çevreyi korumakla görevlidir. Ancak yıllarca ne bu emanetin farkında olundu, ne de bu emaneti korumak üzere devletler içinde yapılar kuruldu...

Yukarı