TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İhracatta 500 milyar tutmaz

Türkiye'nin ihracatıyla yakından ilgili, ithalatıyla ise hiç alakadar olmayan iki bakanlığımız var. Ne hikmetse bu bakanlarımız, ithalat tarafındaki sıkıntıları, nelerin hangi ithalat politikasıyla yurda sokulduğunu masaya yatırmaya bir türlü yanaşmıyorlar. Varsa yoksa ihracat. Ancak ihracat tarafında kamuoyunu yanıltan rekor rakamlarını, içerideki üretimin ithalatla pozitif/negatif ilgisini sorgulayan ise yok.
İhracat rakamları bir ay önceden davulla zurnayla açıklanırken, ithalat rakamları ise bir ay sonra sessiz sedasız Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından ilan ediliyor. Fakat bu gizleme taktiğiyle 100 milyar dolara ulaşan dış ticaret açığı kapanmıyor, giderek büyüyor.
Kısa süre önce göreve gelen Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye'nin dış ticaretiyle yakından ilgili iki isim ve ikisinden de statükoyu devam ettirmekten ziyade daha fazla katkı beklemek hakkımız. Mesela Sayın Işık, şöyle bir açıklama yapmış: "Arzu ediyoruz ki, Türkiye'de ihracatçımız hiçbir engelle karşılaşmasın, ihracatını artırması için yapmamız gereken her türlü çalışmayı, vermemiz gereken her türlü desteği verelim ve 2023'teki 500 milyar dolar ihracat hedefini gerçekleştirelim."
Birincisi; Bakan Işık'ın bu iyi niyetli arzusunun yerine gelebilmesi için Türkiye'nin hangi oranda büyüme gerçekleştirmesi gerektiğini gözden kaçırmayalım. İhracatımız her sene kesintisiz bir şekilde yüzde 10 büyüse bile bu rakam ulaşma şansımız var mı? Yok. Gerçekçi olalım ve 2023'te 350 milyar dolar rakamını yakalayabilir miyiz, ona bakalım. İkincisi; revize edilen ihracat hedefleriyle birlikte Ar-Ge ve inovasyon ekosisteminin güçlendirilmesi gibi sempatik cümleler kurmamıza rağmen markalaşma yolunda ciddi sıkıntılarımız söz konusu. Yurtdışında yarışacak güçte büyük çaplı şirketlerin oluşması yönünde de bir adım yok. Daha önce yazdığım üzere Almanya'da makine üreten şirketlerin 10 katı küçük çaplı firma ülkemizde bulunuyor. Almanya bu alanda lider, Türkiye henüz emekleme aşamasında. Şirketleri konsolide edecek adımlar atamadıktan sonra küçük atraksiyonlarla ihracatımızı ne kadar büyütebiliriz?
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi ve ekibi, ülkemizdeki birçok şirketin yurtdışına açılması, ihracatı öğrenmesi için çaba sarf ediyor, fakat son 10 yılda gördük ki bu gayretler tek başına yeterli değil. O halde aynı yöntemlerle neden oyalanıyoruz? Neden halen daha "gerekir"le biten cümleler kuruyoruz da gerekenleri yapmıyoruz? Niçin belli alanlarda büyüyen, öncü olan şirketlerimizi yurtdışında desteklemek yerine içeride onların önünü kesiyoruz? Neden hâlâ Amerika'da olduğu gibi bir ithalat politikamız yok?

 

Bağdat'ın petrolü aktı Kürt'e yine bir şey yok

Irak Kurdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile büyük iştahla imzaladığımız doğalgaz ve petrol anlaşmaları, başımıza daha büyük dertler açmadan, aklıselimin devreye girmesiyle atlatıldı. Dün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kerkük-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı'na 12 gün sonra petrol akışının sağlandığını duyurduğunda, yanımda bulunan enerjiyle yakında ilgili isimler bunun IKBY petrolü olduğunu sandılar. Bana da anlamlı anlamlı baktılar. Çünkü Türkiye'nin Kuzey Irak ile yaptığı enerji anlaşmalarındaki yanlışlıkları, uluslararası teamüllere aykırılığı, merkezi Irak hükümeti ve özellikle Amerika'nın göz ardı edilme şekliyle netice getirmeyeceği, sadece bu köşede gündeme getirildi. Zaten haberin devamında akmaya başlayan petrolün merkezi Irak hükümetine ait petrol olduğu vardı.
"Neçirvan Barzani ile görüşmemiz oldu. Erbil ve Bağdat arasında görüşmeler oluyor. Onların bir varlığı paylaşacak noktaya gelmesi gerekiyor." İfadeler Bakan Yıldız'a ait. Kerkük petrolünün aksamasında asıl neden Ankara-Bağdat ilişkileri. Türkiye'yi Kuzey Irak tarafında yanlışa sürükleyen İngiltere merkezli odaklara dikkat etmekte de fayda var.

Yukarı