TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Cumhurbaşkanı'nın DDK's, ne yapabilir?

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, son günlerin zirvesinde olan 5 kritik konuda kendisine bağlı Devlet Denetleme Kurumuna (DDK) araştırma/inceleme görevi vermiş. DDK raporlarıyla ortaya konacak gerçeklerin veya bazen tam detayına DDK yetkililerinin bile ulaşamadığı araştırmaların, ülkeye nasıl bir katkı sağlayacağı, özellikle bu ortamda ciddi soru işaretleri içermektedir.
Cumhurbaşkanlığının internet sitesinde yer alan, gazeteci olarak da zaman zaman başvuru kaynağımız olan raporlardan maalesef şu ana dek ne derece somut neticeler alındığı muammadır. Mesela Sayıştay ve Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği helikopter kazasına dair raporlar bu konuda örnek gösterilebilir.
Bu bilgiler ışığında; Cumhurbaşkanı Gül;
1) Sosyal medyaya yansıyan telefon ve ortam dinlemelerinin araştırılmasını
2) Yolsuzlukla mücadelede mevzuat ve kurumsal yapıların etkinliğinin gözden geçirilmesini ve zafiyetlerinin irdelenmesini
3) İmar ve kentleşme ve rant yaratan uygulamaların araştırılmasını
4) Hâkim, savcı, vali, kaymakam, müfettiş, denetçi ve uzman mesleklerde fırsat eşitliğini bozan ve ayrımcılığa neden olan düzenlemelerin ve atamaların ele alınmasını
5) Devlet sırrı olarak tarif edilen, ancak yasal boşluklar sebebiyle üzerinde bir türlü uzlaşma sağlanamayan, kurumsal yapı ve mevzuat ihtiyaçlarının incelenmesini sağlayacak bir adım attı.
DDK'ya devletin zirvesinden verilen bu alanlarda araştırma yapılması görevinin ne gibi neticeler doğuracağını, raporlarda nelerin ortaya çıkacağını hep beraber göreceğiz. Fakat DDK'nın yapısı sebebiyle fazla ümitli olmamak gerekir. Çünkü Cumhurbaşkanlığı için yardımcı kuruluş olarak Türk siyasi hayatına katılan DDK, 12 Eylül sonrası yasalaştı. DDK Kanunu, 1 Nisan 1981'de kabul edilerek hayatımıza girdi, ancak etkinliği Cumhurbaşkanlarının etki oranıyla sınırlı kaldı.
Nedeni ise kuruluş amacında ve yasasında gizli: "Yönetimin hukuka uygun, düzenli ve verimli bir şekilde yürütülmesinin ve geliştirilmesinin sağlanması amacı ile Cumhurbaşkanlığına bağlı 'Devlet Denetleme Kurulu' kurulmuştur."
Ancak DDK Kanunu'nun 6. maddesindeki ibareler raporların akıbetinin ne olabileceğini de işaret ediyor: "Kurul raporları Cumhurbaşkanının onayı alındıktan sonra Başbakanlığa gönderilir. Kurul raporlarında; incelenmesi, teftişi, tahkiki veya dava açılması istenilen konular en geç kırk beş gün içinde gereği yapılmak üzere Başbakanlıkça yetkili mercilere intikal ettirilir... Cumhurbaşkanı gerek gördüğünde önemli konularla ilgili raporları doğrudan adli ve idari mercilere intikal ettirir."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bağlı bir denetim mekanizması, Teftiş Kurulu Başkanlığı ve müfettişler de olduğuna göre Cumhurbaşkanı Gül'ün DDK araştırmaları ve raporları, Türkiye'nin bu siyasi şartlarında bir anlam ifade eder mi? Ortaya konacak raporlar, beklentileri karşılar mı? Yorum size kalmış. Başlangıçta bir teselliyle başlar, sonra o da erir gider.

 

Biyolojik ilaç biyolojimize uyar mı?

Dünyada biyoteknolojide en yetkin kurum "Scientific American Worldwide" raporlarına göre Türkiye'nin biyolojik ilaç sanayiinde durumu pek parlak değil. Hatta sürekli geriye giden bir tablo söz konusu. Umarım dün bu köşede gündeme getirdiğim İlko İlaç-Koreli Genexine ortaklığında, Türkiye'de doğan İLKOGEN, bir değişimin/dönüşümün hatta farkındalığın öncüsü olur. Çünkü Türkiye biyoteknoloji yatırımı yapılabilir ülkeler arasında 2009 yılında 30'uncu konumdayken, 2010'da 34'e, 2011 'de 39'a ve 2012'de ise 42'ye gerilemişti. 2013'te ne oldu bilmiyorum. Ama Türkiye, Güney Kore'nin yaptığı gibi nano, biyo ve IT sektörlerine öncelik verip ArGe konusunda adımlar atarak biyolojisini buna göre ayarlamak zorunda. Neden mi?
Dünya biyolojik ilaç pazarı 2004'te 56 milyar dolarken, 2011 'de 142 milyar dolar büyüklüğe ulaşmış. 2018 yılında ise 215 milyar dolara kavuşacağı tahmin ediliyor. Türkiye ise bu alanda sadece pazar olarak görülüyor. Sağlıkta her şeyi yaptığını sanan ve endüstri boyutunu unutan değerli büyüklerimizin dikkatine...

Yukarı