TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Seçimlerin gözdesi ulaşım sorunu...

Mahalli seçimlere adım adım yaklaşırken, özellikle büyükşehir belediye başkanlıklarına aday olanların gündeminde en esaslı şekilde ulaşım meselesi yer alıyor. Çeşit çeşit projeler açıklanıyor, geçmişte yapılanlara atıfta bulunuluyor. Peki, hangisi ulaşım meselesini çözmüş? İstanbul'da Kadir Topbaş mı, Ankara'da Melih Gökçek mi, İzmir'de Aziz Kocaoğlu mu, Bursa'da Recep Altepe mi? Neden çözemiyorlar biliyor musunuz? Bu yılın başında Washington'da Dünya Bankası çatısı altında yapılan bir ulaşım konferansına katıldığımda, kentlerinde ulaşım problemini çözen belediye başkanlarını dinleyince daha çok vâkıf oldum.
Şöyle; ulaşım meselesi, ulaşım modlarının altyapı ihtiyaçları olan köprü, tünel, yol, raylı sistem, havalimanı gibi enstrümanları tek başına harekete geçirerek çözülecek bir mesele değildir. En önemli husus, kentin iyi bir plana sahip olmasıdır. Daha sonra bu plan dahilinde kentin demografik yapısı, nüfus hareketleri ele alınarak bir neticeye varmak mümkündür. Basit bir soru: İstanbul'da 10 yıl öncesi ile 10 yıl sonrası arasında, yoğun saatlerdeki trafik akışında nasıl bir azalma oldu? Daha önce bir saatte gidilen yolun süresi 40-50 dakika seviyesine indi mi? Cevabınız hayırsa, yapılan köprüleri, tünelleri, metroları ve geleceğe dair rant yaratılması mantığıyla geliştirilen ulaşım projelerini de unutun. Bunlardan da bir hayır gelmez.
Eğer şehir merkezlerinde plansız yapılaşmaya son verilmiyor, yaşam alanların (park, bahçe, bisiklet ve yürüme yolları) oluşturulması yerine yeni alışveriş-merkezleri (AVM) dikilmesi yönünde İstanbul'da olduğu gibi bir gayret varsa geçmiş olsun. Anlatılanlara zerre inanmayın, o şehirlerde ulaşım meselesi hiç bitmez. Sadece köprü, yol, tünel, liman yapanlar cebini doldurur o kadar.
Bir diğer husus ise ulaşım sistemlerinin hem kendi içinde entegrasyonunun hem de diğer ulaşım modlarıyla olan etkileşimlerinin sağlanmasıdır. Bunu da Türkiye'de büyük şehirlerimizde görmek mümkün değil. Habertürk TV'de Fatih Altaylı'ya konuk olan Kadir Topbaş, bir soru üzerine bu hususu itiraf etti. Özellikle İstanbul'da raylı sistemlerde 4 ayrı model/marka kullanılıyor. Bir defa raylı sistemlerin kendi içinde entegrasyonu yok. Ümraniye hattında çalışan araçlar, Marmaray'a entegre olamıyor mesela. Bu anlayışın getirdiği sorunları ise saymak bile mümkün değil. Her şeyden önce maliyetiyle birlikte işletmeciliği baştan pahalıya mal ediliyor. Teknik kadrosu, yedek parçası, bakımı, onarımı gibi hususlar için ayrı ayrı depolar, yedek parçalar, eleman istihdamları, eğitimler gerekiyor.
Bunların üzerine Florya sahilini katleden yeni AVM'yi, Zorlu Center'ı, Mall of İstanbul gibi kentin demografik yapısını altüst eden, nüfus olarak yoğunlaştıran beton yığınlarını da eklediğinizde bu kentin ulaşım sorunu çözülür mü? Tarihi bir şehri betona boğmak yerine tarihi dokuları ortaya çıkaracak adımlar atılsaydı, durum çok daha farklı olurdu.
Bir başka husus ise metroların, raylı sistemlerin dünyadaki benzerlerine göre taşıdığı yolcuların azlığıdır. Bunu da bir yabancı uzmanın değerlendirmesiyle ortaya çıkardım. Nedeni ise bu sistemlere erişimi sağlayacak yeterli organizasyonların olmaması. Mesela bir hattın analizini önüme koymuşlardı. Günlük asgari 500 bin yolcu taşıması gereken hatta 250 bine bile ulaşılamamış.
Özetle; kent merkezleri bir yandan betona boğulmaya devam ediliyorsa, yapılacak ulaşım yatırımları ancak artan nüfusun ihtiyacını karşılar. Ulaşım meselesi ise kangren olmaya devam eder.

Yukarı