TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

YerGen bir seçim...

Bir yerel seçimi daha geride bıraktık, ancak bu seçim son yılların her açıdan en farklı seçimi oldu. Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kesin sonuçları açıklamadı, fakat 81 ilde kazananlar ve kaybedenler belli. Üstelik iş dünyası da seçimlere 2 gün kala, bu sonuçların ortaya çıkacağına yönelik hareket etti. Piyasa bu sonuçları zaten satın almıştı. Şimdi hükümetin atacağı adımlarla, stratejilerle ve Cumhurbaşkanlığı için yeni bir seçim tartışmasıyla yaza gireceğiz. Başbakan Erdoğan, bu seçim neticesiyle devletin zirvesine doğru yürürken, hükümetin başında kimin olacağı da merakımızı cezbeden konu olacaktır.
Ancak AK Parti için bu seçimi iki farklı açıdan değerlendirmek gerekiyor: Bir önceki mahalli seçimlerle kıyas yapalım, ancak bu seçim genel seçim havasında ve Başbakan Erdoğan‘ın liderlik kaşesi altında geçmiştir.
İkinci husus ise sadece bir önceki mahalli seçimle değil, bir önceki genel seçimlerle de kıyaslanması gerekiyor. İki seçim eşliğinde son seçime baktığımızda, ortaya çıkan netice de ikisinin tam ortası bir yer. Bir önceki mahalli seçimlere göre puanını artırdı, ancak yine bir önceki genel seçim oy oranını yakalayamadı.
2009 Mahalli Seçim: AKP % 38.64
2011 Genel Seçim: AKP % 49.87
‘Yerel’ havasındaki ‘Genel’ seçim benim ifademle ‘YerGen Seçim’deki tablo, muhafazakâr kesimin her şeye rağmen AK Parti‘den kopmak istemediğini ortaya koyuyor. Son 10 yılda elde ettikleri kazanımları, ayrıcalıkları, mevzilerini, ülke içinde bir üst sınıfa yükseldiği yeri koruma mücadelesi için de oyunu verdi, denebilir. Muhalefetin iktidara yönelik sadece kara propagandayla girdiği seçim yarışını, biraz da muhafazakâr kesimin bu kazanımların devamından yana hatta genişletilmesi üzerine politika üretmemesinin de irdelenmesi gerekir.

 

Tapeler ekonomiye yenildi

Seçimlerin sonucuna etki eden en önemli mevzu ise tartışmasız ekonomi oldu. Diğer bir ifadeyle ekonomide istikrarın sürmesini arzu edenler de son seçimde 17 Aralık Depremi‘ndeki yolsuzluk iddialarını önemsemedi. Hatta artçı şoklar sebebiyle de önce hükümeti eleştirirken, her tape sonrası bu defa 17 Aralık sürecinden uzaklaştı. Bir nevi tapelerin ters etkisinden de bahsedilebilir. Belki 17 Aralık Depremi sonrası başka gelişmeler olmasaydı, tapelerle hükümete çeşitli açılardan yüklenmeler yaşanmasaydı, bugün seçim neticesi daha farklı olabilirdi. Dolayısıyla Başbakan‘a yüklenmeyle geçen seçim süreci, Başbakan Erdoğan‘ ın taktikleriyle ve seçim başarısıyla bitti.

 

İhracat artıyor ithalat düşüyor ama...

Uzun süredir eleştiri oklarını yönelttiğim ithalat/ihracat cephesinde, Şubat 2014 itibarıyla olumlu sinyaller geldiğinin altını çizmek istiyorum. Bu köşede hükümetin ithalat ve ihracat istatistiklerinin ayrı zamanlarda açıklanmasını sıkça eleştirdim. Özellikle tek başına ihracat rakamlarını açıklayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Ekonomi Bakanlarının dikkatini bu konuya çekmeye çalıştım. Yapılması gereken; İthalat ve ihracat verilerinin analizlerle birlikte beraber açıklanmasıdır.
Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verileri kısmen de olsa bu talebimizi karşılamaya başladı. Mesela ihracat, Şubat 2014’te, 2013 yılının aynı ayına göre % 6.2 artarak 13 milyar 150 milyon dolar, ithalat ise % 5.9 azalarak 18 milyar 250 milyon dolar olmuş. Bu gelişme önemlidir. İthal ürünlerin desteklenmesiyle ülkenin üretim gücünü zayıflattığımız da ortadadır.
Mesela Amerika‘nın hangi ülkeden neyi ithal edeceği ciddi bir çalışma sonucu yapılırken, bizim ithalat politikasını ikinci plana itmemiz doğru değildir.
Dış ticaret açığının Şubat 2014 verileri ışığında % 27.2 azalmasını iyi tahlil edip, bu sürecin devam ettirilmesi şart...

Yukarı