TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Dinç Bilgin mağdur olabilir mi?

İnsanların ve kurumların hafızaları olmadığına güvenen Dinç Bilgin, 4-5 yılda bir mağdur edebiyatıyla ortaya çıkıyor. Amacı ise renkli geçmişini kullanarak hak etmediği şeyleri, mağdur rolü oynayarak elde etmek. Bilgin'in haksız taleplerini, mağdur rolünü nasıl oynadığını kamuoyu unutmuş olabilir, ama önemli gerçekleri bu köşede onun ortaya çıkmasına paralel periyotlarda gündeme getiriyorum. Çünkü Dinç Bilgin'in her sahne alışında, ortaya attığı aslı astarı ve tutarlılığı olmayan konularda hafızaları tazelemem gerekiyor. Bilgin'in manipülasyonlarıyla en son sahneye çıktığı bazı gazeteler ise işin detayını ve gerçekleri bilmeden ona alet oluyorlar.
Dinç Bilgin'in bazı medya organlarını kullanarak mağdur edebiyatı yaptığı işin aslı şu: Bilginler, Ciner Grubu yöneticilerine iftiradan mahkûm olmaları üzerine kararı Yargıtay'a taşıdılar. Yargıtay, mahkûmiyet kararını yetersiz gerekçe sebebiyle bozdu. Bu bozma kararıyla Bilginler gazeteleri ve gazetecileri aldatma yoluna gittiler. Halbuki davanın devamında İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi yeniden yargılama yaparak Dinç Bilgin'in bütün savunmalarını reddetti ve yeniden iftiradan mahkûmiyetine karar verdi. Neticede son durumda Bilginler iftiradan mahkûmlar...
32. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13 Mart 2014 tarihli mahkeme kararının 'Gereği Düşünüldü' bölümünden bazı bölümleri okuyalım:
'Sanık Önay Şevket Bilginin belgeleri imzaladığı, belgelerdeki imzanın Önay'a ait olduğunun gerek ATK raporu gerekse sanığın ikrarı ile sabit olduğu, daha sonra C. Başsavcılığı'na babası olan diğer sanık Dinç ile birlikte şikâyette bulunduğu, belgelerdeki imzanın kendisine ait olduğu bilinmesine rağmen katılanlar hakkında sahtecilik suçundan işlem yapılması için şikâyette bulunduğu, soruşturma başlamasına sebep olduğu... '
Özeti şu: Önay Bilgin imzaladığı belgelerin, Ciner Grubu tarafından mahkemeye sunulmasıyla, "Ben boş kâğıtları imzalamıştım, üzerinde yazılanlardan haberim yok" oyununu sergilemeye çalışmış, mahkeme de iftiradan mahkûmiyetine karar vermiş. Hepsi bu...
Dinç Bilgin'in tartışmalarla yeniden mağduru oynamasının amacı; "TMSF üzerinden yeni bir şeyler koparabilir miyim" çabasından başka bir şey değil. Çünkü Dinç Bilgin'in bahsettiği mahkemeleri kazanması halinde bile gerek ihtilaflı protokollerin ve gerekse bu protokollerden kaynaklanan soruşturma ve davaların TMSF- Park Grubu anlaşmasıyla uzak yakın bir ilişkisi bulunmuyor. Ciner Grubu bu anlaşmayla Dinç Bilgin'e ait olan varlıkların tamamını Etibank hortumlamasından kaynaklanan borçlarının ödenmesi için TMSF'ye hiçbir hak iddia etmeden, üstelik mahkemelerden kendi lehine karar çıkmasına rağmen bir anlaşma yaparak devretti. Sabah-ATV için Ciner Grubu yaptığı yatırımları veya bedellerini de TMSF ile yaptığı anlaşmayla geri aldı. Bu konuda çok meraklı olanlar bir zahmet TMSF'nin internet sitesine girerek 8 Kasım 2007 tarihli 'TMSF-Park Grubu Anlaşması'na baksınlar. Dinç Bilgin'in yalanlarına alet olup komik duruma düşmesinler.
Öte yandan Dinç Bilgin'in, geçersiz veya sahte hukuki belgelere dayanarak TMSF yönetimi Sabah-ATV'ye el koydu ve Dinç Bilgin'in TMSF'ye vergi dairelerine ve bankalara olan borçları ödendi. Fakat Bilginler halen daha yeni entrikalarla ne koparabilirim hesabının peşinde. Bazıları da bilmeden, araştırmadan onun sahnelemeye çalıştığı oyunun parçası oluyor. Beyler sizlere hatırlatmış olayım:
Bilgin'e elini veren kolunu kaptırır. Aradan yıllar geçer ve Bilgin daima müzmin ve ebedi mağdur rolünü oynayarak hak etmediği çıkarlar peşine düşer. Alet olanlar da alet olduklarıyla kalırlar. Uyarması benden...

 

TMSF - PARK Grubu anlaşması

(8 Kasım 2007 TMSF Sitesi)

Bilindiği üzere Etibank AŞ hâkim ortağı Dinç Bilgin Grubu'nun Fon'a olan borçlarının tahsiline yönelik olarak yürütülen çalışmalar sonucunda, aralarında ATV Televizyonu ve Sabah Gazetesi'nindeyer aldığı varlıkların intikal etmiş bulunduğu Merkez Grubu şirketlerinin yönetim ve denetimleri Fon tarafından devralınmış, varlıklar haczedilmiş ve Merkez Yayın Holding AŞ'nin hisseleri de Fon mülkiyetine intikal ettirilmiştir. Bahse konu işlemlerle ilgili olarak Park Grubu tarafından Fon'a karşı adli ve idari yargıda davalar açılmış olup, anlaşmazlıkların sulh ile çözümüne yönelik olarak Park Grubu ile Fon arasında görüşmelere başlanmıştır. Görüşmeler sonucunda 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 132. maddesinin 10. fıkrası ile aynı kanunun 134. maddesinin 8. fıkrası çerçevesinde Fon ile Park Grubu arasında 29.08.2007 tarihinde bir protokol imzalanmıştır.
Bahse konu protokol ile Park Grubu tarafından Merkez Grubu varlıklarının satış işlemlerinin Fon tarafından gerçekleştirilmesi, satış bedelinin tahsili, dağıtımı ve Dinç Bilgin Grubu'ndan olan Fon alacaklarına Fon'un dilediği şekil ve tutarda mahsubuna yönelik olarak Fon tarafından gerçekleştirilecek bütün işlemleri tamamen ve kayıtsız şartsız kabul etmeleri, Fon ve/veya Merkez Grubu ve/veya Medya Grubu aleyhine dava, şikâyet, takip ve itiraz yoluna müracaat etmemeleri, yapılan bütün işlemlerle ilgili tüm itiraz, şikâyet ve dava haklarından peşinen feragat etmeleri öngörülmüş olup, aynı çerçevede Merkez Grubu'nun oluşumu ve faaliyetleri aşamasında Dinç Bilgin Grubu'ndan intikal eden varlıklar arasında yer almayan, Merkez Grubu'nun faaliyetleri sırasında edinilen veya Park Grubu'ndan aktarılmış olan nakit değer, varlık ve şirketlerin Park Grubu'na iadesi düzenlenmiştir. imzalanan bu protokol ile Fon'un Etibank AŞ hâkim hissedarı Dinç Bilgin Grubu'ndan olan alacaklarının daha hızlı ve daha yüksek değerle tahsil imkânı elde edilmiş bulunmaktadır.

Yukarı