TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Sakıp Ağa SASA’yı satmazdı Güler Hanım neden sattı?

Kaderin garip bir cilvesi olarak yorumlanacak bir haber, ancak mevzu o kadar sade ve basit değil. Rahmetli Sakıp Sabancı‘nın vefatının 10. yıldönümü sebebiyle gazetelerde ilanının yayınlandığı gün, Sabancı Holding‘den bir satış haber geldi. “Sakıp Ağa’nın yıldönümünü atlatıp öyle açıklayalım” veya “Sakıp Ağa’yı rahmetle anıp sonra SASA’nın satışını ilan edelim” şeklinde bir beyin cimnastiği bile yapılmaması hem kaderin garip cilvesi, hem de Türkiye adına üzücü bir durum. Çünkü Sabancı Holding, Türkiye’nin sanayide kabuk değiştirmesindeki en önemli özel teşebbüsüydü. Özdemir Sabancı‘nın yaptıklarını, ortaya koyduğu eserleri bugün bile şaşkınlıkla okuyoruz. Onun gibi 2-3 tane daha Türkiye’nin müteşebbisi olsaydı, bugün durumumuz çok daha farklı olabilirdi.
Aynı şekilde Sakıp Sabancı da Türkiye’de işadamı profilini değiştiren, her kesimle rahat diyalog kuran, yaptığı atılımlara ve yatırımlara en basit köylüyü bile ikna eden, inandıran önemli bir kahramandı. Bu iki ismin rahmetli olmasından sonra Sabancı Topluluğu adım adım sanayinde çekilmeye, meşakkati az, getirisi yüksek işlere odaklı hareket etmeye başladı. Güler Sabancı liderliğinde böyle bir yol haritası çizildi; grubun tüm yükü onun sırtında olduğuna göre ne diyebiliriz. Neyi, neden yaptığını sorgulayacak halimiz de yok, “Niçin kâr merkezli düşünüyorsun, grubun Sakıp ve Özdemir beyler döneminde olduğu gibi sanayici, atılımcı ve müteşebbis tarafını neden eritiyorsun” gibi sorularla onu terletme hakkımız da yok.
Ancak bir yere kadar. Sabancı Topluluğu tüm halk tarafından sevilen ve bu bağlamda her türlü sorunun sorulacağı ve sorgulamanın yapılacağı bir adres olarak bilinirdi Sakıp Ağa zamanında. Şimdi o yaklaşım da değiştiğine göre daha resmi sorgulama yapılabilir.
Türkiye’de birçok gruplar, holding, şirket, bir yönüyle de devletin teşvikiyle, koruma duvarlarıyla ve de halkın, iş dünyasının teveccühleriyle bulundukları yerlere, noktalara geldiler. Bu durumda bu şirketlerin satışının da bu denli kolay ve bir açıklamayla olmaması gerekir. Devlet ve milletin hakkının da azıcık gözetilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hatta gerektiği yerlerde devletin ilgili kurumlarının devreye girerek satışın gözden geçirilmesini sağlamalarının da doğru olduğu savunulabilir. Tıpkı İtalya‘da Fiat‘ın, yabancıya satışına izin verilmemesi gibi...
Sabancı Holding ve Güler Sabancı‘nın kararına gelince... Hiç olmazsa iki SA’sı olan bir şirket, SASA Polyester Sanayi AŞ, kurucusu Özdemir Sabancı ve Türkiye’nin efsanevi sanayicisi rahmetli Sakıp Sabancı‘nın aziz hatırası için yaşayan bir müze gibi tutulabilirdi. Hatta halen daha tutulma şansı olduğunu düşünüyorum. Eğer her şey kârlılığa tahvil edilmeyecekse...
Bu konuyu SASA‘nın satış haberinin geldiği günün akabinde kaleme alacaktım, araya başka işler girdi. Çünkü satış haberinin duyurulduğu akşam, Türkiye’nin çok önemli bir kurumunun başındaki isim dertleşmek üzere aradığında, ona hak verip kaleme sarılmıştım. Çünkü o ismin başında bulunduğu kurum, SASA’dan da ilham alarak çok ciddi rakamlı yatırımlar yapıyor. O ve onun gibiler de hâlâ Özdemir ve Sakıp beylerin yatırımlarıyla avunuyorlar. Ama birazcık geciktim. Merhum Özdemir Sabancı tarafından Adana’da 1966 yılında kurulan SASA, 48. yılında elyaf üretiminin gelir-gider tablosuna bakılarak bir yabancı kuruluşa yâr edilecek.
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle’nin, “Sektör olarak fiyat dezavantajına rağmen SASA’yı tercih ederken, firmanın satılmasını doğru bulmuyoruz. Sakıp Ağa hayatta olsaydı satmaz, sonuna kadar direnirdi, o tüm sektöre ilham verendi’ şeklindeki son derece doğru ve haklı sözleri üzerine benim de içimdekileri dökmem şart oldu.
Evet SASA‘nın 60 milyon dolarlık satış bedeli Sabancı Holding için önemli değildir. Belki onlar da bu denli tepki geleceğini tahayyül bile etmemişlerdir. Fakat bu satış, birçok sektörde ve Türkiye’de motivasyonu bozabilir...

Yukarı