TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Müteahhitlere ‘Hazine Borç Üstlenim’ piyangosu...

Yaklaşık 2 yıl önce ‘Büyük projelere kredi bulunamıyor’ başlığı altında yapılan ihalelere ve yaşanan finansman sorunlarına dikkat çekmiştim. Büyük proje denince bakanlık olarak Ulaştırma ve ilgili bakan da Binali Yıldırım akla geliyordu. 15 Ağustos 2012 tarihli yazımın akabinde de Bakan Binali Yıldırım aradı ve nasıl bir çözüm üretmek üzere olduklarını açıkladı. Tam 2 yıla yakın bir süredir üzerinde tartışılan, müteahhitleri rahatlatacak olan o çalışma, hafta sonu Resmi Gazete’de ‘Hazine Müsteşarlığı Tarafından Gerçekleştirilecek Borç Üstlenimi Hakkında Yönetmelik’ olarak yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ama bu yönetmenliğin yürürlüğe girmesinden önce İzmit Körfez Geçişi ve Avrasya Tüp Geçişi (Avrasya Tüneli) için zaten böyle bir sözleşme imzalanmıştı. Bu yönetmelikle geçmişte yapılanlara dayanak oluşturulurken, sıkışmış olan diğer müteahhitlerin de bu imkândan faydalanmasının önü ve arkası açılmış oldu.
Ancak Yap-İşlet-Devret (YİD) veya Yap-Kirala-Devret (YKD) gibi ihale modelleri kamunun borç yükünü ve sorumluluğunu azaltan bir finansman modeliyken şimdi tablo tersine dönmüş oldu. İhaleye giren şirketlere, mesala 3. köprü için araç geçiş garantisi, havalimanları için yolcu garantisi veriliyor. Bu garantilerle ihaleyi kazananlar eğer yurtiçinden ve yurtdışından finansman bulamıyorsa ya hesap kitap yapamadıklarını ya da öz kaynaklarının olmadığını gösterir. Bu durumda kamu tarafının da ‘Hazine Garantisi’ gibi bir yönetmelikten ziyade yaptığı ihaleleri ve ihale modellerini gözden geçirmesi gerekmez mi?
Bu duruma neden ihtiyaç duyulduğu ortada. Çünkü büyük projeleri alanlar kaç yıldır bocalıyor, vaat ettikleri zaman diliminde işleri yetiştirmekte maddi sorunlar sebebiyle sıkıntılar yaşıyorlardı. Kamu tarafı yani AK Parti Hükümeti de mevcut durumda ‘devlet zarar görmesin, projeler de gecikmesin’ diye bir nevi müteahhitlerin borçlarını, sorumsuz hareketlerini garanti altına alarak, işleri bitirmesini sağlayacak adım attı. Hatta atmak zorunda kaldı. Fakat bu noktada; birincisi kamu tarafının bu ihaleleri aceleye getirmiş olması, ikincisi ise kriterleri iyi belirleyememiş olması gibi bir sonuç çıkmaz mı?
Ayrıca müteahhitlere verilen ‘Hazine Garantisi’ çerçevesinde onların yürüttükleri projelerin çok sıkı takip edileceği bir mekanizmanın olması gerekir. Zira bazı işgüzarlar kaynakları başka yere aktarıp boçlarını da devlete rahatlıkla yıkabilirler.
Bu sebeplerden çıkarılan yönetmeliğin tartışmaya açık çok yönü olduğu için yürürlüğe girmesi 2 yılı aldı. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın pek sıcak bakmadığı bir yönetmelik olarak, 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 8/A maddesi ve 16. maddesinin birinci fıkrasına dayandırılmaya çalışılarak ortaya çıkarıldı.
Şimdi hazırsanız, tam 2 yıl önceye, 16 Ağustos 2012’ye gideceğiz. O günlerde kimsenin farkında olmadığı, ama benim yabancı ve yerli banka yetkilileriyle de görüşerek defalarca gündeme getirdiğim ‘Büyük projelere kredi meselesi’ne bir göz atalım:
“Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, sadece İstanbul için yakın zamanda 40 katrilyon krediye ihtiyaç duyulacağını söyledi. Dünkü ‘Büyük projelere kredi bulunamıyor!’ yazım üzerine arayan Bakan Yıldırım, ‘Evet, büyük proje üstlenicileri kredi bulma işini biraz zamana yaydılar. Ama kredi bulunmasında sıkıntı yok. Bütün büyük projeler şu an kredilerinin onaylanması için Hazine’den onay bekliyor’ ifadesini kullandı. İhale sürelerinde ciddi zaman geçtiğini, ama büyük projelerin finansmanlarının onaylandığına dair bilgi olmadığı yönündeki uyarım için de Bakan Yıldırım şu açıklamayı yaptı: ‘Doğru ihaleyi kazanan gruplar hem zaman kaybettiler, hem de krediyi daha maliyetli bulmak zorunda kaldılar.”
Büyük proje üstlenicileri kredi bulma işini zamana yayarak hükümeti sıkıştırıp yönetmeliği çıkartmak zorunda bıraktıkları kanaatindeyim. Fakat yapılan düzenleme ne kadar adil, hakka ve hukuka uygun? Buyurun tartışın...

Yukarı