TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Bence de BMC ama TMSF'ce...

Savunma sanayiimizin önemli bir özel şirketiyken Çukurova Grubu’nun yaşadığı sorunlar sebebiyle, vaatlerini yerine getiremediğinden Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın (SSM) canını sıkan bir konuma geldi. Ancak şanslıydı. Çünkü Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) Çukurova’dan yönetimini devraldığı ağır ve zırhlı araç üreticisi BMC’nin bir tarafıyla devletle ilintili olduğundan, şirketin çok fazla zarara uğratılmadan ve uygun bir adaya satılma şansı vardı. Rezervdeki işleri ve kamuyla iyi ilişkilerini muhafaza etmesi halinde bence BMC’nin geleceği parlak. Zaten en başından bu yana da ortada görünen tek talibi vardı: Ethem Sancak. Bu sebeple başka müteşebbislerin çok iştahlı olmadıklarını söyleyebilirim. Ancak bu gibi kurumların yaşatılması ve geliştirilmesi Türk sanayisi için çok önemli. Yeter ki özel sektördeki rakiplerine de fırsat verilsin, savunma sanayiimiz kısırdöngüden kurtarılsın.

Satış ihalesindeki 725 milyon liralık tek teklifi yapan işadamı Ethem Sancak’ın ES Mali Yatırım ve Danışmalık AŞ’nin rakamı da fena değil. Eğer BMC, TMSF’de bu haliyle biraz daha kalırsa, 985 milyon liralık muhammen bedel bir kenara, yapılan tek teklifin ne kadar daha altına iner kestirmek zor. Çünkü TMSF kontrolündeki bazı şirketlerin işlerinin yolunda gitmediğini biliyorum.

TMSF Başkanı Şakir Ercan Gül ve Fon Kurulu’nun bu detayları dikkate alarak bir şeyi sorgulaması lazım. Eğer satış gerçekleşmezse, mesela 6 ay sonra şirketin değeri ne olacak?

Son söz: BMC gibi kurumların satışında paradan çok daha önemlisi, talip olanların burasıyla ilgili projeleridir. BMC çok daha iyi konuma geçip gelişecekse, küçük hesapların çok da önemi yoktur.

KENT AYAKLANMASI OLARAK 1 MAYIS
İstanbul’un yaşadığı iki önemli olayı, “Gezi Parkı Eylemleri” ve geçen yılın 1 Mayıs olaylarını kent ayaklanması yaklaşımıyla ele aldığımızda karşımıza bambaşka bir tablo çıkıyor. Zira bugün 1 Mayıs’ta nasıl bir gerginlik yaşayacağımızı aşağı yukarı kestirmek kolay, ancak tahlil edildiğinde karşımıza dünya genelinde çeşitli şehirlerde ortaya çıkan benzer eylemlerle pekâlâ mukayese etmek mümkün. Zira önemli bir insan kitlesi çeşitli coğrafyalarda ve çeşitli sebeplerden geleceğinden endişeli olarak bugünlere ve eylemlere ilgi gösteriyor.

BBC’ye mülakat veren New York Şehir Üniversitesi’nden Profesör David Harvey, dünyada bir volkan etkisi yaşandığına dikkat çekerek, ne zaman ve hangi şehirde bir ayaklanma çıkacağının öngörülemediğini ifade ediyor. Prof. Harvey’e göre en önemli gerekçe, insanların dünyanın gidişatından memnun olmamaları. Bugün, dünya nüfusunun yarısından fazlasının şehirlerde yaşıyor olması ve HABİTAT’ın 2010 yılında yayımladığı raporda bu oranın 2050 yılında yüzde 70 seviyesine çıkacağını işaret etmesi ise kent ayaklanması gibi problemlerin devam edeceğini gösteriyor. Dolayısıyla giderek kalabalıklaşan İstanbul’u ve büyüyen sorunlarını, stresini göz ardı etmeyin.

Geçen yıl ve bu sene İstanbul, Rio, Hamburg, Stockholm, Kiev ve Caracas’ta kent ayaklanması şeklinde tarif edebileceğimiz olaylar yaşandı. Bazılarının etkisi ise hâlâ devam ediyor. Dolayısıyla 1 Mayıs gerginliği, Taksim’de törenlere izin verilmemesini gerekçe gösteren taraflar ile otoritenin sürtüşmesinin neticesi olarak bir güç karmaşasının ürünü olacak. Emeğin ve emekçinin sorunlarının yansıması değil. Sokak eylemlerinde tecrübe kazanan kitleler ise otoritenin otoritesini sarsmaya çalışacak. Otoriteyle şu veya bu şekilde hesabı olanlar da bu fırsatı değerlendirecek. Hükümet 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına izin vermiş olsaydı bile kent ayaklanması vari eylemler olacaktır, fakat gerekçeleri asgariye ineceğinden volüm farklı olabilirdi.

Yukarı