TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Havada tavan fiyat neden tutmuyor?

Havacılık sektörünün kamunun menfaati odaklı hizmet verebilmesi için tavan fiyata değil, taban fiyata, güçlü şirketlerin zayıfları ezerek, belli hatlarda tekel olmasına dikkat edilmesi gerekir. Ama otorite ne yaptı, arz-talep dengesine çözüm bulmak yerine tavanla uğraştı. Konuya yanlış yerden müdahale edip baskıyla yanlış karar alınca tutmadı, tutmuyor.
Tavan fiyat, eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın açıklamalarının aksine otoritenin baskısı sebebiyle sektör tarafından kerhen ve mecburen kabul edilmiştir. THY’nin de tavan fiyatı desteklediği yönündeki bilgiler ise tam doğru değildir. THY yönetimi, sektöre bu şekilde müdahalenin yanlış olduğu kanaatindeydi. Ancak konu Ulaştırma Bakanı tarafından gündeme getirilince başka bir durum ortaya çıktı. Nezaket devreye girdi. Ekonomi sınıfı için toptancı bir anlayışla uygulanmak istenen tavan fiyat, aynı zamanda taban fiyatı etkiledi. Bazı şirketler de tavana yakın fiyat uygulamayı tercih etti. Ortalamada bilet fiyatları yukarı çıktı. Bir başka detay ise THY’nin ürün yelpazesi, kalitesi ve fiyat politikalarıyla, aynı kefeye konulan diğer havayollarının aynı kategoride olmamasıdır. Ayrıca iç hatlarda pazarın % 52’si THY’nin, % 28’i Pegasus’un, geriye kalan % 20 de diğer havayollarının. Hülasa muhatap belli.
Tavan fiyatta en fazla baz alınan Bodrumİstanbul uçuşları veya belli günlerde fiyatların yükselmesi vatandaşı rahatsız ettiği için bu yola girildi, ancak çözüm tavan fiyat uygulaması değil, arz-talep dengesinin kurulmasıdır. Mesela Atatürk Havalimanı’nın slot meselesi dikkate alındığında buradan uçuşlar nasıl ucuzlayabilir? Çünkü Ulaştırma Bakanlığı ve uhdesindeki Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ne zamanında Atatürk’ü büyütebildi, ne de 3. havalimanı için önceden ihaleye çıkabildi. Dolayısıyla arzın önü tıkanmış durumda.
Ayrıca Bodrum gibi noktalara uçuşlar genelde belli günlerde gidiş dolu, geliş boş veya tersi söz konusu. Bu durumda uçakların bir bacağı boş uçtuğu dikkate alınarak hesap yapılması gerekir. Benzer durum bayramlar ve diğer tatil günleri için de geçerli. Özetle; arz-talep dengesini ve rekabeti sağlayamadıktan sonra bu tarz yaklaşımlar beyhude...

 

Fazla abartmayalım F35 motoru yapmıyoruz!

Kale Grubu’nun ‘Kale Pratt&Whitney Fabrikası’ yakında hizmete girecek. Kale Teknik Grup Başkanı Osman Okyay, savunma ve havacılık sanayi üretiminden geçen yıl 109 milyon, bu sene ise 200 milyon lira ciro elde edeceklerini söylemiş. Ancak nitelikli işlerde elde ettiğiniz kâr, yani ortaya koyduğun akıl teri daha önemlidir. Gazetelerde manşetlere çekildiği gibi F35 motoru falan yapmıyoruz. Üstelik kendi tasarımımız olan bir ürün de F35’te yer almayacak. Dolayısıyla ortaya çıkan yıllık ciro miktarı en fazla 1-2 adet F35 uçağına tekabül eder. Çünkü Pratt&Whitney tasarladığı ürünleri, Türkiye’deki şartları uygun görmesi sebebiyle burada ürettirecek, o kadar. Dolayısıyla birinci adım takip ederek, kendi mühendislerimizle tasarlayıp, ihalesine girip, üretim aşamasında getireceğimiz yeni gelişmeler önemli. Şüphesiz bu yatırımlar da önemli, ancak abartılacak kadar mı, düşünmek gerekir!

 

Palandöken Kayak Merkezi

Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK), Erzurum Palandöken ve Konaklı kayak merkezlerinin özelleştirmesine karar vermiş. Umarım iyi bir modelle ve projeyle burası özelleşir. Palandöken’deki tesisler 25. Dünya Üniversiteler Kış Oyunları sebebiyle yaklaşık 750 milyon TL harcanarak hizmete sokulmuştu. Tesisler açılmadan gezdiğimde 2 şeyi tespit etmiştim.
1) Harcanan parayla ortaya çıkan eserler örtüşmüyordu.
2) Bu tesisler kamu mantığıyla işletilemezdi.
Nitekim benim 28 Aralık 2010’da, “Erzurum’a ciddi para harcanmış ama...” yazımda dikkat çektiğim üzere, ‘Bu tesislerin işletilebilmesi için bir model gerekir. Profesyonel ellerde hizmet verebilmesi için de arayışa gidilmesi şart’ tespitime yetkililerimiz tesisler mahvolduktan sonra uyanmışlar. Hadi hayırlısı...

Yukarı