TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Dicle Elektrik: Devlet bize ayıplı mal sattı

Elektrik dağıtım ihaleleri sonrası piyasanın liberalleşmesini beklerken, ilgili şirketler Enerji Bakanlığı ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kapısını aşındırıp özellikle kayıp-kaçak oranlarında ihale kriterlerine aykırı olarak yeniden düzenleme yapılması için uzun bir süredir baskı yapıyordu. Geçen hafta da bu baskı meyvesini vermek üzereyken, hatta bu vesileyle özellikle Güneydoğu Anadolu’daki 3 şirketin taleplerinin karşılanması amacıyla yeni yasal düzenleme yoldayken, “Elektrikte kayıpkaçak oyunu” başlığı altında bir yazı kaleme aldım.
Yazıma ilk tepki, kayıp-kaçak oranının en yüksek olduğu Abdullah Tivnikli’ye ait Eksim Holding bünyesinde yer alan Dicle Elektrik Dağıtım’dan geldi. Arayan, Dicle’ye haftada 3 gün danışmanlık hizmeti veren, Tivnikli’nin de Boğaziçi Üniversitesi’nden arkadaşı, eski Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu Başkanı Candan Karlıtekin’di. Bölgede araştırmalar yapan Karlıtekin’in ilginç tespitleri var. Gelen açıklamayı yer darlığım sebebiyle birazcık kısaltarak aynen aktarıyorum.

KAÇAK ORANI %75.8
“Eksim Holding de, Özelleştirme İdaresi’nden Dicle Elektrik’i satın alırken söz konusu şirketle ilgili hangi nitelikler beyan edildi ise o niteliklerin mevcut bulunduğu kabulüyle yola çıktı. Ancak Dicle Elektrik satın alındıktan sonra; özelleştirme öncesinde açıklanan (var olduğu taahhüt edilen) kayıp-kaçak oranlarının gerçeği yansıtmadığı, gerçekte daha yüksek olduğu devletin verileriyle net olarak tespit edildi.
Devir öncesinde hazırlanan Sayıştay’ın Dicle Elektrik ile ilgili raporunda Dicle EDAŞ’ın 2012 yılı kayıp-kaçak oranı % 70.7 olarak belirtilmişti. Yine konuyla ilgili kamu otoriteleri yaptıkları beyanlarda bu oranı % 70 olarak ifade etmişlerdir. Ancak devir sonrasında TEDAŞ’ın abone. net programı üzerinde yapılan sorgulamalar sonucunda, 2012 yılında yapılan tahakkukların önemli bir kısmının 2013 yılı içerisinde iptal edildiği görülmüştür.
Devir öncesinde yapılan beyana göre, Dicle Elektrik bölgesinde 2012 yılında toplam 19.3 TWH enerji tüketildiği ve bunun 5.7 TWH’sının abonelere tahakkuk ettirilebildiği iddia ediliyordu. Oysa devir sonrasında 2012 yılında yapılan 5.7 TWH tahakkukun 2012 yılı sonrasında 1.1 TWH kadarının iptal edildiği, dolayısıyla gerçek tahakkukun 4.6 TWH seviyesinde olduğu ortaya çıkmıştır. Bir başka ifadeyle, gerçek kayıp-kaçak oranı % 75.86’dır. Tespiti her türlü bağımsız denetime açık olan bu hakikat muvacehesinde, Özelleştirme İdaresi’nin satışa çıkardığı malın kusurlu olduğu açıktır. Şirket finansallarını doğrudan olumsuz yönde etkileyen yanlış kayıp-kaçak oranının telafi edilmesi, kayıpkaçak oranının takip eden yıllar için de paralel olarak intibak ettirilmesi zorunluluktur.
Yatırımcı bir firma olarak tabii ki ticari bir yaklaşım içerisindeyiz. Bununla birlikte, Dicle Elektrik’in bir elektrik dağıtım şirketi olması dolayısıyla kamusal sorumluluğumuz olduğunun da her zaman idrakindeyiz. Nitekim, uzun zamandır ihmaller yüzünden harap hale gelmiş bir dağıtım altyapısını iyileştirmek için yıllık bazda ortalama 128 milyon TL düzeyinde bir yatırım planımız bulunmaktadır. Bu vizyondan hareketle, bölgede kronikleşen kayıp-kaçak sorununun sadece şirketimizin imkânları ve gayretiyle çözümü mümkün olmayan milli bir mesele olduğuna inanıyoruz.
Maalesef, bedelini ödeme niyeti bulunmadığından olsa gerek, bölgedeki ortalama mesken elektrik tüketimi, Türkiye ortalamasının tam 3 mislidir. Bölgemizdeki aylık ortalama tahsilat ise Türkiye ortalama tahsilatının üçte biri oranındadır. Teknik, idari, hukuki ve cezai her türlü tedbiri ve takibatı etkisiz bırakan ortam nedeniyle, kapasitenin üzerinde bölgede o kadar fazla tüketim var ve tarımsal sulamayla birlikte bu aşırı tüketim öylesine zirveler yapıyor ki zaman zaman enterkonnekte sistem üzerinden Avrupa’daki tüketiciler dahi aşırı voltaj dalgalanmalarından etkileniyor. Bölgede bedeli ödenmeyen elektrik hoyratça kullanılıyor, duyarsızca ve bilinçsizce israf ediliyor. Bugün bölgedeki kayıp-kaçağın maddi bedeli yıllık 3.5 milyar TL, tüm vergi ve fonlar dahil 4.9 milyar TL düzeyindedir. Tarımsal sulamada kayıp-kaçak oranı % 98 düzeyindedir. Elektrik dağıtım şirketi olarak, bu elektriği her gün peşin para ile satın alıyoruz ancak tüketim bedellerinin tahsilatını çok büyük oranda malum nedenlerle yapamıyoruz. Biz bu konuda hem teknik, hem insan kaynağı hem de hukuki açıdan büyük mücadeleler veriyoruz.

DİCLE’YE BAĞLI
Kaçak elektrik tüketmek için bölgede başvurulan yaratıcı yöntemler akıllara durgunluk verecek bir hal almıştır. Geçtiğimiz kış mevsiminde kaçak elektrik kullandıkları gerekçesiyle 10 bine yakın abone hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduk. 8 binden fazla abone ile ilgili olarak icra takibi başlattık. Biz Dicle Elektrik’in lisansını devletten aldık. Bu lisansın icrası esnasında yükümlülüklerimizi deruhte ederken ayakta kalmak için haklarımızın da savunuculuğunu yapmak zorundayız. Başta can ve mal güvenliği olmak üzere haklarımızın teminat altına alınması ve sözleşmelerin tatbikinde devlet olmanın gerektirdiği her türlü hizmeti eksiksiz talep ediyoruz. Elektrik dağıtım özelleştirmesinin başarısı ve kaderi, büyük ölçüde Dicle Elektrik’in başarısına dayanmaktadır.”
Açıklama aynen böyle. Ancak ihale yöntemiyle ayıplı alındığı iddia edilen bir mal için Enerji Bakanlığı ve EPDK gibi kurumlar kanalıyla ve bir torba yasayla düzeltme yoluna gitmek ne derece doğru? Bu tarz tartışmaların yeri yargı değil midir? Bir şikâyet varsa ihaleye girenlerin hakkının korunması ve şikâyetçi olmamaları için düzeltmelerin yargı tarafından yapılması gerekir. Asıl bunu tartışmak anlamlı olur.

Yukarı