TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Soma faciasında trafo neden patladı?

Dünyadaki işçi kazalarının en yoğun olduğu meslek gruplarının başlarında maden kazaları geliyor. Fakat bu gerekçelerin arkasına saklanarak ekonomik, demokratik ve insani gelişmişlik olarak çok altımızda olan ülkelerin de altına girecek bu türden kaza ve olayların giderek artmasını iyi yorumlamamız gerekiyor.
Enerji konularında bilgisine başvurduğum Prof. Dr. Osman Sevaioğlu Hoca’dan, Soma faciasına sebep olan “trafo” hakkında bilgiler aldım, sizinle de paylaşmak istedim. Osman Hoca diyor ki: “Trafo patlamaz, bomba gibi hiç patlamaz.” Peki Soma’da patlayan neydi? Aynen aktarıyorum:
“Trafo aslında yanar. Çünkü tankının içi büyük trafolarda 1-2 tona kadar varan hacimde mineral yağ ile doludur. Bu yağ elbette yanıcıdır ve de tankın dışına sızmaması gerekir. Gerekli kontroller yapılmaz ve önlemler alınmazsa kaza zaten bağıra bağıra gelir. Her trafoda ‘Bucholz rölesi’ olarak bilinen bir cihaz vardır. Bu cihaz, trafo tankının içindeki basınç artınca devreyi keser, trafoyu ve çevreyi yangından kurtarır. Bu röle mutlaka çalışır durumda tutulmalı ve yılda en az bir defa ara sıra çalıştığı kontrol edilmelidir. Soma hadisesinde, bu röle niye çalışmamıştır? Bu önemli bir konudur ve de kesinlikle incelenmesi gerekir. Çünkü dışarıya akan yağ, bir gün mutlaka ama mutlaka tutuşur.”

‘ZAMBİYA DEĞİLSEK, YAĞLI TRAFOLAR YASAKLANMALI’
ODTÜ’de hocalığın yanı sıra Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) üyeliği de yapmış olan Sevaioğlu, enerji sektörüyle de çok yakın çalıştığı için işverenin, kamunun eksikliklerini ve dünyadaki gelişmeleri de iyi biliyor. “Günümüzde artık hiç kimse ‘önemli umum yerler’de yağlı trafo kullanmıyor. İster klasik, ister hermetik olsun kullanmıyor. Günümüzde artık bu gibi yerlerde, içinde yağ olmayan ‘kuru tip’ denilen trafolar kullanılıyor” uyarısında bulunan Osman Sevaioğlu, bir uyarıda bulunuyor. “Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği”nde yapılacak bir değişiklikle bu tür “önemli umum yerler”de yağlı trafoların kullanılmasının yasaklanması gerektiğini ifaden Sevaioğlu, “Bu ülke artık bir Zambiya, bir Etiyopya, Sudan değildir. Yağlı trafolar yerine güvenli olan ‘kuru tip’ trafolar kullanılmalıdır” diyor. Son not yine hocadan: “Ankara’da ve İstanbul’da itfaiyenin en yüksek merdiveni sadece 12 kata göre. Peki daha yukarıdakiler ne olacak? Mesela İstanbul’un siluetini bozan 9.16’da ne olacak?

 

BAZI İZMİRLİYİ KALKINDIRMA AJANSI!

İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) her sene bir hibe çağrısına çıkıyormuş. Bu seneki çağrı bedeli de 600 bin TL’den 1 milyon TL’ye çıkarılmış. Yükseltilen bu rakamlar İzmir Kemeraltı’ndaki tarihi binaların restorasyonuna verilecekmiş. Bana gelen bilgiler bu yönde. İZKA, Hibe Programı’nı yapmadan tüm İzmir genelinde bir fizibilite çalışması yapmış ve çeşitli kuruluşlarla da irtibata geçerek restorasyonunu yaptıracakları binaları ve semtindeki diğer projeleri de listeleyerek raporlamış.
Fakat İZKA’nın yönetim kurulu toplantısından çıkan kararın neticesi, araştırmaların ve ortaya konan raporların işaret ettiği şekilde olmamış.
“Sadece Kemeraltı’ndaki projeler destek alabilir” şeklinde sonuçlanmış. “Neden acaba?” sorusu sorulmadan detay vereyim:
İZKA Yönetim Kurulu ile Tarihi Kemeraltı Yatırım ve Ticaret AŞ (TARKEM) arasındaki bağlantı, “Hibe Programı”nın neden sadece Kemeraltı’na çıkarıldığını gayet net bir şekilde, bal tutan parmağını yalar misali açıklıyor. Çünkü her iki tarafın da yönetim kurulunda görev alan isimler var. Sağ cepten sol cebe gibi bir durum söz konusu.
Mesela; Uğur Yüce hem İZKA YK üyesi hem de TARKEM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı. Hüseyin Porsuk hem İZKA Danışma Kurulu Üyesi hem de TARKEM YK üyesi.
Bu kadar mı? Elbette hayır. Uğur Yüce, ENDA Holding Enerji AŞ’nin YK üyesi, TARKEM YK Başkanı Samim Sivri de ENDA Holding YK Başkanı. TARKEM YK üyesi olan Murat Demirer de ENDA Holding YK Başkanvekili.
Hasılı İZKA’daki taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa...

Yukarı