TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Irak’la enerji denklemi ne olacak?

Türkiye’de Irak’ın bugünleri yaşayacağını öngören kim ya da kimler oldu? Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile yapılan enerji anlaşmaları, Amerika ve merkezi Irak Hükümeti’nin karşı çıkmasına rağmen bugünler hesap edilerek mi imzalandı, yoksa daha zayıf olasılıklardan hareketle sonuca gidilmek mi istendi? Akdeniz’de uzun süre sığınacak kapı arayan Kürt petrolüne müşteri olan Rusya, bu denklemin neresinde yer alıyor? Amerika, yeniden Irak’ta politik rol üstlenme aşamasına geldiğine göre Irak’ın ve enerji kaynaklarının geleceği ne olacak? Yaptığımız anlaşmaların devamını getirebilecek miyiz? Daha da önemlisi, Kuzey Irak’tan ucuz doğalgaz ve petrol alacağımızı öngörenler şimdi ne düşünüyor? Ucuzluğun “politik maliyeti olacak” hatırlatmasını defalarca bu köşeden yapmıştım, şimdi onlar yeniden hesap yapabiliyorlar mı? Bu “politik maliyeti” üstlenmeye hazırlar mı, buna göre stratejileri var mı?
Irak’ı mezhep ayrımcılığıyla yöneten Nuri el Maliki Hükümeti, uzun süre Sünni Arapları zaten devre dışı bırakmış, Sünni Kürtlere de otoritesini dayatacak çeşitli argümanlar geliştirmişti. Petrol anlaşmazlığının dayandığı temellerden birisi bu. “Otoritemi tanıyın. Özerk bölgenizde bana kafa tutarsanız, para akışını keserim” anlamına gelecek adımlar atan Maliki, Irak’ı bugünlere hazırlarken herhalde tek başına hareket etmiyordu? Dolasıyla asıl sorgulanması gereken Amerika-Maliki ilişkileridir. Çünkü Irak denkleminde, Şiilerin İran’a, Sünnilerin Türkiye’ye yakın duracağını, işbirliklerinin bu çizgide gelişeceğini, Türk-Kürt dayanışmasının da doğal olduğunu Ortadoğu üzerine ahkâm kesmeye başlayan stajyer uzmanlar bile söyleyebilir. Fakat Ortadoğu’da hesaplar çabuk değiştiği için 8 ay önce başka ortamlarda imzaladığımız anlaşmalar da hükmünü yitirebilir. Menfaatimize olan anlaşmaların arkasında durabilmek için akıllı-politik gücümüz var mı?
İngiltere-Amerika ikilisinin Irak’a bakışında da ciddi farklılıklar söz konusu. İngiltere son karışıklıkta “Bağımsız Kürdistan için altın fırsat” tarzında haberleri servis etmeye başladı. Bunun gerçek hedefini kestirmek gerçekten zor. Fakat Türkiye’de önemli bir kesim, İngilizlerin aklıyla hareket ettiğinden, yaptığımız enerji anlaşmalarının da Bağımsız Kürdistan’la realize olabileceğine inanıyor. Ortam sıcak ve Kürtler, Irak hükümetinin doğrudan petrol ihraçlarını engelleme girişimlerini bu atmosferde engelleyemeyeceğini düşünebilirler. Ruslar da Amerika’ya nispet, bu petrolü almaya devam ederse, bu işin geleceği ne kadar parlak olabilir?
Bağdat, Amerika ve Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütünün lider kadrosu ile Iraklı diğer Sünniler, Kürtlerin bağımsızlığını kabul etmeye ne kadar hazır, bilinmiyor. Yoksa yeni bir karışıklık için mi İngilizler, Kürtleri sahneye sürmek istiyor? Türkiye sadece Musul Konsolosluğu meselesiyle değil, topyekûn Irak’ı derin düşünmek zorunda...

 

Türkmenler için bugün değilse ne zaman...

Irak’taki hengâmede kendini en yalnız ve en korumasız hisseden grup Türkmenler. Halbuki IKBY ile enerji anlaşmaları imzalanırken, Türkmenleri de koruma altına alacak adımlar atılabilirdi. Enerji anlaşmaları dünyanın hiçbir yerinde tek başına enerji kaynakları öncelenerek yapılmıyor. Bu anlaşmaların çeşitli cephelerinde yer alan başka disiplinler mutlaka bulunuyor. Kürt petrol ve gazı için aldığımız riskin içine Irak’taki Türkmenlere şemsiye olabilecek detaylar da konabilirdi.
“Türkmenler olarak, Türkiye’deki kardeşlerimizin müdahale etmesini istiyoruz. Irak’ta Şiilerin, Sünni Arapların, Kürtlerin hepsinin kendilerini koruyabilecek askeri güçleri var. Türkmenler bölgedeki korumasız tek topluluk” şeklindeki açıklamaları, Türkiye nasıl değerlendiriyor, bilmiyorum. Ancak Suriye ile yaşadığımız çeşitli meselelerde, Türkmenlere yardım ettiğimiz ileri sürülmüş, Suriye’ye giden çeşitli araçlar, “Türkmenlere yardım malzemesi götürüyor” şeklinde sunulmuştu. Merak ettiğim şu: Acaba aynı ilgiye Irak Türkmenleri ne kadar mazhar?

Yukarı