TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Kürt petrolü, Kerkük- Yumurtalık ve Halk Bankası denklemi!

Tuhaflığa bakar mısınız, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki, yaklaşık 2 ay önce Türkiye’yi Kerkük- Yumurtalık Boru Hattı’nı Kürt petrolüne açması sebebiyle uluslararası arenada mahkemeye vermişti. Diğer ifadeyle bu konuyu tahkime taşımıştı. Ve ne garip ki, 2 ay önce haklıydı, ancak şimdi Kerkük de Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı da Kürtlerin kontrolünde. Peki bu durumda tahkim ne olacak? Kürt petrolü, Ceyhan’a rahat bir şekilde akıp İsrail’e, Rusya’ya sorun olmadan pazarlanabilecek mi? Ya bu petrolün parası ne olacak? Kimsecikler mesele etmeden Halkbank’a yatabilecek mi? Daha önemlisi Halk Bankası’na yatmasına gerek kalacak mı?
Bugün Irak’ta Türkiye’nin lehine gibi görünen durum Kerkük’ün Kürt yönetimine geçmesiyle farklı bir denkleme dönüştü. Ancak nereye gideceği ve nerede duracağı belli değil. Halihazırda kısa günün kârı gibi lehimize görünen Kürt coğrafyasındaki tablonun altyapısı ise Türk Dışişleri Bakanlığı tarafından iyi hazırlanmadığı için Türkmen sorunu daha net şekilde ortaya çıkmış durumda.
Dışişleri Bakanlığı’nın kendi tarafına düşen sorumlulukla, uzun vadeli düşünmediğini şuradan anlıyoruz. Enerji Bakanlığı, Kürtlerle enerji anlaşmaları yaparken, bu konuları tartıştığı, görüştüğü hatta zaman zaman onaylattığı yer, ülke dışındaki müzakereler sebebiyle Dışişleri Bakanlığı oluyor. Daha önce araştırdım ve gördüm ki, Dışişleri, enerji anlaşmalarının arka planını, gelecek projeksiyonunu hiç gündeme bile getirmemiş. “Ucuz Kürt doğalgazı ve petrolünü alalım gerisi bizi ilgilendirmez” havasında imzalar atılmış. Halbuki enerji denince bin türlü senaryo ile müzakerelerin yapılması gerekiyor. Yapılmamış. Şimdi acısını, sıkıntısını yaşıyoruz. Alıkonulan Türk vatandaşları sebebiyle de elimiz kolumuz bağlı Irak’ı izliyoruz.
Bir başka gerçek daha var Irak enerji denkleminde. Kerkük, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) kontrolüne geçince, ülkenin dörtte bir enerji rezervleri de Kürt yönetimine geçmiş oldu. Bu tablonun ne derece sürdürülebilir olduğu tartışmalı bir husus. Çünkü Amerika’nın Irak’a müdahalesinin faturası olarak 3 ile 5 trilyon dolardan bahsediliyor. Dolayısıyla IKYB’nin Irak enerji kaynaklarındaki söz hakkının yüzde 17’lerden yüzde 25’lere çıkmasının da hazmedilmesi gerekiyor. Türkiye açısından ise biraz IKBY ile benzer durum var: Kolay yoldan hazıra konma...

 

Açılım Kerkük

Eğer Kerkük bu haliyle kalırsa, enerjiye dair tüm dengeler değişebilir, ama bunun bir de politik maliyeti olacaktır. Bu hususu da Ankara’daki kaynaklarımdan araştırdığımda, Dışişleri Bakanlığı’nın şu an yardım adı altında yaptıkları ve Kızılay çadırları bir anlam ifade etmiyor. Yine de Türkmenlerin güvenliği ve salim geleceği için Kürt tarafıyla müzakere zamanı var. Bu kritik dönemin iyi değerlendirilmesi şart.
Ayrıca ABD ve Bağdat’ın itirazlarına rağmen Kerkük-Yumurtalık Boru Hattı’na uluslararası teamüllere aykırı bir şekilde eklemlenen Kürt petrolünü taşıyan boru sonrası, Türkiye-Irak ilişkileri gerilmiş, ama Amerika tarafı da bu meseleden dolayı Türkiye adına henüz tamir edilmiş değil. Küçük ama önemli bir detaydır, kenara da not edilmiştir.
Şu soruya ve cevabına da göz atalım. IKBY Başkanı Mesut Barzani’ye CNN International’da, soruluyor: “ABD Kürdistan’ın bağımsızlığına sıcak bakmıyor, Dışişleri Bakanı John Kerry’nin de bu sebeple Erbil’i ziyaret edeceği belirtiliyor. Ne düşünüyorsunuz?” Barzani cevap veriyor: “ABD’ye yardımları için teşekkür ediyoruz. ABD, tüm Iraklılara demokratik ve çoğulcu bir modern devlet kurma şansı verdi. Kürtler de kendi bölgelerini yönetebileceklerini göstermek istiyor.”
Hasılı bölgedekiler kimin patron olduğunu iyi biliyor. Kasaba esnafının şehirleşmiş versiyonuyla, Ortadoğu’da at koşturmak, kafa yormadan, beyin terletmeden, iki adım ötesini dahi düşünecek kadar vizyonu olmadan ucuz enerjiden, güvenli gelecekten dem vurmak zor. Bir de açılımı düşürken bu detayları da dikkate almak gerekmez mi?

Yukarı