TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Asıl tağşişi Tarım Bakanlığı yapıyor!

İthalatın, neden ihracatın 2 katı olduğundan, dış ticaret açığından şikâyet etmiyor muyuz? Üretim kaliteli, bilinçli ve kontrollü olmayınca, tüketim tarafı da ona göre şekilleniyor. Sadece gıda sektörü değil, tüm alanlar için geçerli bir durum.
Birkaç yıl önce bu köşeden “Bakana ifşa ettiği sucuğu yedirdiler” diye yazmıştım. Bakanlıktan gelen cevap yazısını ise köşeme şu başlıkla taşımıştım: “Bakan yememiş, yedirmiş.” Mevzunun ne olduğunu anlamışsınızdır. Bakanlık yetkilileri kendi yediklerine ve ikram ettiklerine bile dikkat etmiyorlar. Demek ki bir yerlerde eksiklik var. Başka türlü böylesine tuhaf tabloların ortaya çıkması mümkün olur mu?
Zaman zaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, marifetmiş gibi gıda üretiminde taklit ve tağşiş yapan firmaları ifşa ediyor. Yaptıkları bu işin tam olarak karşılığı nedir, bilmiyorum. Vatandaşa, “Bu firmaları bilin ve ürünlerini almayın” demek istiyorlar. Bekliyorlar ki cezayı halk kessin. Bakanlığın ilgili makamları ve yargı, gıdada sahtekârlık yapanlara ne ceza kesiyor, bilmiyoruz. Türkiye’de mantar gibi üreyen, kafası bu tarz sahtekârlıklara çalışan şirketler için ifşanın bir anlam ifade etmediğinin altını çizeyim. Bu konuda ciddi bir yasal düzenleme yaparak ağır cezaların getirilmesi, ifşanın da bunun alt detayı olması gerekir.
Ayrıca ifşa yönteminin de kamu tarafından ahlaklı şekilde kullanıldığını sanmıyorum. Mesela etiketinde tüm detayları olan doğru, düzgün çalışan ve markasına önem veren şirketleri bile tağşiş yaptıkları gerekçesiyle en son açıklanan ifşa listesine eklemişler. Şimdi yapılan denetimlere, “taklit ve tağşiş” gerekçesiyle ortaya konulan araştırmalara ne derece güveneceğiz?
Şirket, mamulün paketine, “Keçi peyniridir” yazmış. İçindekiler bölümüne ise detayları koymuş: “% 90 keçi sütü, % 10 ise inek ve koyun sütü içermektedir.” Yüzde 10’luk kısmı tat, kıvam gibi sebeplerle tercih ediliyor. Bahsettiğim firma öyle merdiven altı değil, bilakis bildiğiniz süt ürünleri şirketlerinin bir gömlek üstünde, piyasanın en iyilerinden ve fiyatları da yüksek. Diğer bir ifadeyle tüketicisi de alım gücü yüksek olanlar ve bilinçli tabaka. Ancak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın uyanık denetçileri, bu markanın Ezine keçi peyniri ürününü, “Tağşiş var; keçi peynirine, inek ve koyun sütü karıştırılmış” şeklinde ifşa edince, zaten bu işi de doğru düzgün yapmadıklarını düşünüyordum, böylece elime bir de örnek vermiş oldular. Farkındaysanız at izi, it izine karışmış durumda...

 

Türkiye’nin üretim ve tüketim sorunu...

“Çin’de yaptır Türk’e kaktır” yazıma, Karaca Porselen, “Biz de ülkemize getirilen ucuz ve kalitesiz ürünlerden ciddi rahatsızlık duyuyoruz. Bizim gibi markaların da en ciddi sorunu; herhangi bir kalite standardı olmayan, sağlık ve hijyen kurallarını hiçe sayan, marka ve Ar-Ge yatırımları bulunmayan, tamamen fiyat odaklı rekabet eden bu tarz ürünler ve firmalardır” şeklinde özetlenebilecek bir cevap göndermiş. Mesala Karaca’nın sektördeki muadilleri, Güral, Esso gibilerden ise ses yok. Halbuki onlar da aynı cevabı verebilir. Yalandan kimse ölmüyor.
Fakat Çin başta olmak üzere yurtdışında bu tarz ürünleri ucuz yoldan yaptırıp içeride “10 yıl garanti” gibi yerine getiremeyecekleri vaatlerle satanları devlet de adeta koruyor, kolluyor. Yazdıklarıma gelen tepkilerden bunu anlıyorum. Bu mağazalardan alınan ithal ürünlerin fiyat/ kalite performansıyla birlikte, iade edilmesinde de sıkıntılar yaşatılıyor.
Halbuki bu işleri denetlemek, çekidüzen vermek amacıyla hayata geçirilen, isimleri de çok havalı kurumlarımız var. Mesela, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü ne yapar veya yapıyor, çok merak ediyorum.

 

BİR SÜRE DÜKKÂN KAPALI OLACAK...

Derlenip toparlanmak ve yenilenmek üzere birazcık izin yapacağım. Yorgunluk atacağım, kafamı dinleyeceğim. Yeterince geziyorum, bu defa evde oturmayı öğreneceğim. En azından deneyeceğim. Evden kastım memleketim, yanlış anlaşılmasın. Görüşünceye dek hoşça kalın...

Yukarı