TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Problem Gül’ün nerede olacağında...

İki yıl önce AK Parti cephesinde Çankaya merkezli yaşanan tartışmalar, bugün daha yoğun olarak karşımızda. Ancak bu defa merakımızı gidermek ve neticeyi görmek için önümüzde uzun zaman yok. 2 Ağustos 2012’de, ‘Problem Gül’ün yeniden adaylığında değil, nerede olacağında...’ başlıklı yazımdan bir bölümüne göz atalım ve AK Parti’de yenilenme nasıl olacağına cevap arayalım.

“Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan arasında yaşanan hadiseleri AK Parti’nin geleceği üzerinde bir veraset tartışması olarak da görmek mümkün. Çünkü Abdullah Gül’ün Çankaya’dan ayrıldıktan sonra AK Parti ile bir ilişkisi olmasını Erdoğan istemiyor. Parti, yeni dönemde, başlangıçta yola çıkılan Erdoğan, Gül, Arınç ve Şener dörtlüsünün etkisinden tamamen arındırılmak isteniyor. Bu stratejiyi yaşama geçirmek isteyen Erdoğan, kendi Cumhurbaşkanlığı döneminde diğer isimlerden herhangi birinin partide “ağır abi” olarak kalmasını arzu etmiyor. Abdüllatif Şener’den sonra hizmetlerinden dolayı kime teşekkür edileceği önemli...

Ancak asıl tartışmalı konu, Gül’ün yeniden Cumhurbaşkanlığı’na aday olmasından ziyade, partinin başına dönüp dönemeyeceği veya nerede duracağı... Gül cephesi, Erdoğan’ın adaylığına ses çıkarmıyor, ama “Ya sonrası?” sorusuna cevap arıyor.

Recep Tayyip Erdoğan ismiyle özdeşleşen, şahsi etkisiyle prim yapan AK Parti’nin yeni dönemi ve 2023’lü yıllara taşıyacak vizyonu belirlenmek isteniyor. Erdoğan bunu, halktan aldığı destekle, eski yol arkadaşlarının kişisel hesaplarını dikkate almayarak yeni ekiplerle, kendi hissiyatı ve stratejisiyle yapmak istiyor.”

Evet, 2 yıl önceki tartışmalar aynen devam ediyor ve halihazırda taşların yerine oturması için son virajı alıyoruz. Son seçimdeki şahsi başarısıyla Çankaya’ya yürüyen Başbakan Erdoğan’ın tavrı son kertede en belirleyici unsur olacak. Bunun başka şekilde tevili de yok gibi. Öte yandan Gül de Cumhurbaşkanlığı’na yeniden aday olmayarak kendi adına ortaya çıkacak hem tartışmaların önünü kesti hem de partisine güçlü şekilde geri dönüş için bir imkân oluşturdu. Ve ‘Partime döneceğim’ mesajını verdi. Ancak AK Parti Lideri Erdoğan, partisini 2023’e taşıyacak kadro kurmanın, yenilenmenin hesabını yapıyor. Asıl fikir çatışmaları bu noktada yaşanıyor. Gül partisine dönebilir, ama nerede olacağı halen daha meçhul. Çünkü AK Parti’nin bazı isimleri, Abdullah Gül için şunu açıkça ifade ediyor: “Partinin genel başkanı oldu, dışişleri bakanı oldu, başbakan oldu, devletin zirvesine çıkıp cumhurbaşkanı oldu, daha fazla ne istiyor?” Aslında Gül siyasetten kopmamak ve yeniden zirvelerde olmak istiyor. Bakalım siyasi stratejileri onu nereye taşıyacak? Önümüzdeki günler bu sebeple hareketli geçecek.

Rusya Trans Sibirya Hava Sahası’nı kapatırsa ne olur?

Türk Hava Yolları (THY) uçakları Doğu uçuşlarında - ama sadece Japonya demek daha doğru olur - Trans Sibirya Hava Sahası’nı kullanıyor. Rusya’nın bu hava sahasını kapatacağına dair Batılı ülkeleri uyarması şüphesiz Avrupa havayollarının Japonya uçuşlarında ciddi etkili olacaktır. Amerikan şirketlerini pek etkilemeyecektir.

Avrupa’dan Japonya’ya gidecek uçakların Ukrayna problemi sebebiyle daha aşağıdan Türkiye - Gürcistan - Türkmenistan - Çin hava sahalarını kullanmaları gerekecek. Son gelişmenin Türkiye’yi ilgilendiren bir durumu yok, ancak eğer THY uçaklarını etkileyecek olsaydı, bunun anlamı Çin üzerinden 45 dakikalık ek zaman dilimi anlamına gelirdi. Ancak havada rota değişikliğinde Avrupa havayolları için ekstra zaman dilimi daha fazla olacaktır. Sibirya üzerinden sefer yapabilen bazı uçak modelleri bu durumda yeni uçuş hattının uzun olması sebebiyle uçamayabilirler. Sefer yapabilecekler içinse ekstra zaman dilimi ciddi maliyetler getirecektir. Türkiye ise Rusya’nın bu ambargosu sayesinde hava sahamızda trafiğin yoğunlaşması sebebiyle ekstra üst geçiş geliri elde edeceği gibi hava trafiğinin yoğunlaşması sebebiyle de havada risk miktarı artacaktır.

Bir başka açıdan bakılacak olursa; Rusya’nın farklı alanlarda Batılı ülkelere uyguladığı ambargonun Türkiye’ye olumlu yansımaları beklenirken bu durum havacılık sektörü için de geçerli olacaktır.

Özetle Trans Sibirya Hava Sahası’nın Batılı ülkelere kapatılması halihazırda Türkiye’ye ve hatta THY’ye olumlu yansıyacaktır. Ambargoya muhatap olacak şirketler, yeni güzergâhların maliyetleri ve uçuş riskleri sebebiyle sıkıntı yaşayacakken, THY’nin doluluk oranları artacaktır.

Yukarı