TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

‘Bizim oğlan rekor kırdı’

Büyüme ve ihracat rekorlarındaki rakamları zaman zaman ilgili çevreler aldatıcı şekilde kullanıyor. Onlar kendileri adına günü kurtarmış olabilirler, ama uzun vadede ülke kaybediyor. Ancak Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, son tavrıyla, “günü kurtarma” telaşında olanları fark etmişe benziyor.

Şöyle düşünün: 10 yaşında, 125 cm boyunda bir oğlunuz var. 2 komşunuzun da 10 yaşlarında 125’er cm boylarında erkek çocukları bulunuyor. Bir yıl sonra, sizin oğlunuz 130 cm’ye ulaşıyor ve bir yıl önceyle kıyaslayıp “Benim oğlan rekor kırdı” diye de ortalıkta dolaşıyorsunuz. Halbuki aynı yaşlardaki komşu çocukları 135 cm’ye ulaşmış, ama siz bunu görmüyorsunuz. Daha da önemlisi doktor da diyor ki, “11 yaşındaki sağlıklı bir erkek çocuğunun boyu en az 133 cm olmalı...” Anlayacağınız çocuğunuz sağlıklı büyümemesine rağmen siz “Bizim oğlan rekor kırdı” havasındasınız.

Sayın Nihat Zeybekci’nin yerinde olsam, son attığı olumlu adımla birlikte ihracatta rekor kıranları çağırırım ve yukarıda izah ettiğim mantığı sorgularım. 2003’te ne kadar ihracat yapıyorduk, dünya liginde neredeydik, şimdi neredeyiz? Sağı solu hesaplanmayan, kalem kalem incelenmeyen ithal ürünler ülkenin üretim gücüne ne kadar zarar veriyor, ne yapmak gerekir?

Evet, uzunca bir süredir “İhracat rekorları” kırdığımıza dair açıklamalar yapıldıkça, bunun bir aldatmaca olduğunu, kendimizi kandırdığımızı, ithalat tarafına bakmadan, sadece ihracatla meşgul olmanın ülkeye bir şey kazandırmadığına dikkat çekiyorum. Ve bunun yerine ihracat ve ithalat ürünlerinin ve rakamlarının, iki tarafta kırılan rekorlarla beraber ele alınması gerektiğinin altını çiziyorum. Zira 150 milyar dolar ihracata karşılık, 250 milyar dolarlık ithalat yapıyorsak, ihraç ettiğimiz ürünler içindeki ithal payının, ithal ürünlerin iç piyasadaki durumunu ve imalat sektörünü nasıl çökerttiğini bilmemiz gerekir. Ama halen daha değişen bir şey olmuş değil. Önce ihracatta rekor kırdığımız açıklanıyor, bir ay sonra ithalat rakamları onu takip ediyor.

Gelelim somut, olumlu örneğe... Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Hüseyin Çetin, ithal ayakkabıya getirilen yüzde 30-50 aralığındaki ek vergi ile yerli sanayicinin rahat bir nefes aldığını belirtiyor. 2 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren yasaya göre deri ayakkabıda 5 dolardan az olmamak üzere, yüzde 50, suni ayakkabıda ise 3 dolardan az olmamak üzere, yüzde 30 ek vergi getirildi. Galiba şimdiye kadar bu imalat sektörlerinin ölmesi beklendi. Bu sebeple ben de Ekonomi Bakanı Sayın Nihat Zeybekci’ye teşekkür ediyorum, ama yeterli değil diyorum. Benzer hassasiyetin gösterilmesi gereken daha çok sektörümüz var. Kalem kalem incelenip önlemler alınmalı...

Dünya krizle yaşamayı öğrendi

Bugün yaşadığımız krizlere, özellikle de dünyayı besleyen enerji rezervlerine sahip ülkelerde ve yakın coğrafyada meydana gelen hadiselere 10 yıl önce şahit olsaydık, petrol fiyatları başta olmak üzere ciddi ekonomik çalkantı yaşardık. Şimdi yaşamıyoruz, hatta önemli enerji kaynaklarına sahip Rusya’nın Ukrayna ile içine düştüğü buhran ve Batı’nın uyguladığı ambargolar, petrol yatağı Irak’ın gün geçtikçe kötüleşen yapısına rağmen, petrol fiyatları aşağı iniyor. Neden?

Bu konuyla ilgili haberlerin özeti şöyle: “Küresel petrol fiyatları, Ukrayna ve Irak’taki krizin fiyatları yükselteceği endişesine karşın son 9 ayın en düşük seviyesine indi. Brent türü ham petrolün varili 103.70 dolara geriledi.”

Bunun iki sebebi var: Birincisi petrol fiyatları 20 dolarlardan 100 doları aştı ve son 10 yılda yaşanan ekonomik krizler tedbirli yaşamayı öğretti. Daha da önemlisi enerjiye en fazla ihtiyaç duyan ve bu sebeple dünyanın jandarmalığını yapan Amerika, kaya gazında yakaladığı sinerjiyle yıllar sonra petrol ihraç etmeye başladı. Piyasaları en fazla dalgalandıran oyuncu kısmen de olsa sahneden çekildi.

İkincisi ise dünya, krizin yaşandığı bölge ve ülkelerdeki riskleri piyasa dengeleri açısından satın alıyor, etki boyutlarını hesap edebiliyor ve yerine koyacağı argümanları da geliştiriyor.

Yukarı