TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Nihayet ithalata dokunan bir bakan çıktı...

Ekonomide en önemli meselelerimizden birisi şüphesiz dış ticaret açığı. Açığı herkes görüyor, ama neler yapılabileceğine kafa yoran, gündeme getiren olmuyordu. “Neyi üretiyoruz, neleri üretemiyoruz? Üretiminde başarılı olduğumuz sektörlerin bir adım daha ileri gitmesi için nasıl bir strateji planımız var veya olmalı? Henüz imalatına adım atamadığımız alanların desteklenme ve teşvik modelleri ne olmalı?” sorularına tüm bakanlıkların bütüncül bakması gerekiyor. Aksi halde, tek başına bir bakanlığın altından kalkacağı iş değil, dış ticaret açığını asgariye indirmek.

Epeydir medyada bu konuları sürekli gündemde tutmaya çalıştım. Daha önceki ekonomi bakanları ile de ciddi şekilde tartıştım. Ama netice almak mümkün olmadı. Zira kolay ticaretten ekmek yiyenlerin lobisi ağır geldiğinden, kimse çözüm üretmeye yanaşmadı. Sonra neredeyse her şeyi ithal etmeye başladık. Öyle bir hale geldi ki, yurtiçindeki imalat sektörleri tek tek yok oldu. Hızını alamayan uyanık tüccarlar ise ithal ettikleri ürünleri vergiden kaçırma yöntemleri geliştirerek hem içeride sattılar, hem de ihraç ürünleri arasına da ciddi oranda ithal mallarını soktular. Böylece istihdamı, katma değeri, imalat sektörlerini, kapasite kullanımını ithalat lobisi dinamitlemeye başladı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) de bir şey yokmuş gibi her ay sözde kırılan ihracat rakamlarıyla arz-ı endama devam etti. Sonunda, kendinden böyle bir performans beklediğimiz bir bakan geldi ve dedi ki; “Neye el atsam ithal.” Habertürk’ten Deniz Çiçek’in 5 gün önceki haberinde ilginç detaylar vardı.

DAMIN ARDI TANDIRAM, İTHAL MAŞAYLA YANDIRAM

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, mangal almaya gittiğinde hepsinin Çin malı olduğunu görmesi üzerine ithalat çıkmazına eğilmeye karar vermiş. Konu ayakkabıyla gündeme gelmiş, elektrikli aletler, elektronik, mobilya, ev gereçleri, kırtasiye ürünleriyle devam edecek gibi görünüyor. İkili anlaşmamız olmayan ülkelerin tamamından gelen ithal ürünlerin bu şekilde masaya yatırılmasında çok geç kalındığının altını çizeyim. Ama zararın neresinden dönülürse kârdır.

Madem neye el atıyorsak, ithal çıkıyor. O halde türkülerimizi de ithal ürünlere göre şekillendirmemiz gerekir. Çünkü sadece mangal değil, çanak, çömlek, porselen her şey ithal. Hatta mangal maşası bile... Yazın başıma geldi. Güral Porselen’den “yerli malı” diye aldığım ürün Çin malı çıktı. İade etmekte de epeyce zorlandım. Uyanıklara ithalatın önünü açtığınızda, işini iyi yapanlar da mecburen piyasadaki rekabetten dolayı ithal ürüne yönelmek zorunda kalıyor. Yani denetimsiz, kontrolsüz ve başıboş bırakılan ithalat, başta dürüst ticaret olmak üzere Türkiye’nin her şeyini etkiliyor.

Hâsılı; ihracat ve ithalat rakamlarının beraber ve sektör sektör açıklanması gerekir. Bakan Zeybekci’nin bu yönde de bir adım atması şart. Kalem kalem detaylara inilsin, hangi ürünün neden ithal edildiği sorgulansın. İthal edilen ürünlerin, içerideki üretimi ne derece etkilediği, iç dinamiklere, rekabete, kaliteli üretime nasıl bir katkı yaptığı sorgulansın. Hem ihracatçı hem de ithalatçı olanların, yani uyanık tüccarların azıcık üzerine gidilsin. Yarı resmi sivil toplum kuruluşları da bu anlamda mutlaka sorgulansın...

GEÇ GELEN BAKANI UÇAKTAN ATMAK!

Pakistan’da, uçaklarının 2 saat rötar yapmasına neden olan eski bir bakanla bir senatöre öfkelenen yolcular, bu önemli iki zatı yaka paça uçaktan atmışlar. Çünkü uçağın kalkışı bu beyler yüzünden tam 2 saat gecikmiş ve bu esnada yaklaşık 250 yolcu, uçağın içinde bekletilmiş. Eylemlerinde haklılar.

Havayolları da olaydan sonra gecikmenin teknik bir arızadan kaynaklandığını savunmuş. İşte burası önemli:

Gerçekten de gelişimini tamamlayamamış ülkelerde, önemli kişiler için uçaklar bekletilirken, böyle bir yalana başvuruluyor. İkincisi ise gerçekten de uçakta teknik arıza olunca, VIP yolcular uçağa alınmayıp son dakikaya kadar özel salonda bekletiliyor. Sorun giderilip uçağa davet edildiklerinde ise uçakta kıyamet kopuyor. Tabii bu hadiselerin hangi ülkelerde cereyan ettiğine bakmak gerekir.

Yukarı