TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Singapur başarıyı neye borçlu?

Sımsıcak bir havada gökyüzünden inen ılık yağmur taneleri, konserle birlikte dünyanın dört bir yanından gelenlerin bedenlerini teslim alıyor. “Islandığında zarar görmeyecek bir şeyim var mı” diye kontrolleri yapıyorum. Ceplerimi, su geçirmez çantama boca edip, 2014 Formula 1 Singapur Havayolları Singapur Grand Prix’sinin sıralama yarışı sonrası, sağanak yağmur altında başlayan Robbie Williams konserine katılıyorum. Burada aniden bastıran yağmurlar, sürpriz değil. Dolayısıyla konser de yağmurla birlikte başlıyor. Hatta Robbie, sahnedeki su birikintileri üzerinde sağa-sola kayarak, binlerce insanla birlikte sırılsıklam bir şekilde programına devam ediyor. Üzerimde ıslanmayan tek nokta kalmayınca, duşa elbiselerle girme kararını verip, konserin yarısında, 20 dakikalık mesafedeki Pan Pacific Oteli’ne doğru yol alıyorum.

İşte bu ahval ve şeraitte; “Biz nerde yanlış yapıyoruz, onlar nasıl başarıyor? Kolektif çalışmada ciddi bir başarı hikâyesi olan Singapur’un sırrı nedir? Başladığımız işlerin devamını neden getiremiyoruz? İstanbul, dünyanın en fazla ziyaret edilen ilk on kenti arasında yer alırken, hatta en fazla ziyaret edilmesi arzu edilenlerin de başında gelirken, ziyaretçi sayısı neden rakip kentlerle aynı hızda artmıyor?” şeklindeki sorular, zihnimi kurcalıyor.

Sebeplerin en başında gelişmeyi, büyümeyi yönetememiz, geleceği planlamada başarılı olamadığımız gerçeği yatıyor. Türk Hava Yolları (THY) gibi elimizde bir değer varken, gittiğim her yerde ismi geçtiğinde hayranlık uyandıran İstanbul’a sahipken, bu tarz organizasyonlarda nerede hata yaptığımızı aklıselimle sorgulamamız lazım.

Malum, Formula 1 yarışlarında, Türkiye tartışmalı bir noktada. Özel bir pist yapmamıza rağmen netice ortada. Diğer yandan Singapur, dünyada gece yapılan ilk F1 yarışına ev sahipliği yapmaya 2008 yılında başlamış, ciddi şekilde ziyaretçi kitlesine ulaşmış. Şehir devletin, üstelik sloganı “Bahçeler içinde şehir” olan küçük bir ada ülkesinin, dar alanda ortaya koyduğu organizasyon başarısına tek kelimeyle şapka çıkarmak gerekiyor.

Singapur devleti tüm kurumlarıyla devreye girmiş, Singapur Havayolları ve Singapur Turizm Kurulu (Singapore Tourism Board- STB) ise dünya genelindeki tanıtımı üstlenmiş. Ve ortaya F1’den çok öte bir organizasyon çıkmış. Adeta iyi bir gerekçeyle Singapur F1 yarışı boyunca şov dünyasına çevrilmiş. Her şey kontrol altında, güvenlik diye bir sorun yok. 24 saat şehir emrinize amade. Her tarafta ayrı ayrı programların, partilerin olduğu bir yer düşünün...

Şehrin içinde, dar ve inişli çıkışlı yollar F1 pistine dönüştürülmüş. Ve pistin boş olduğu zamanlarda da kendi içinde ayrı yarışlar ve programlar planlanmış. Benim konakladığım Pan Pacific Oteli, Marina Bay Street Pisti olarak isimlendirilen F1 yarışlarına ev sahipliği yapan yolların yanı başında olduğundan, gün boyunca motor sesleriyle adeta yarışın heyecanına dahil oldum. Otel personeli de yarışın atmosferine uygun giyinmiş, etraf da yine bu atmosfere göre süslenmiş, hatta odamıza gelen yiyeceklerde bile F1 figürleri yer alıyordu.

Singapur Havayolları da uçak içi dergisinde konuya yer ayırmış, kabin içi eğlence sisteminde özel bir F1 yarışı albümü hazırlayıp, servise koymuş. Yine belgesel film kanalları arasında F1 yarışlarına dair bilgilendirici programlara yer verilmiş. Dünyanın en iyi havalimanı unvanını elinde bulunduran ve ismini bir ağaçtan alan Changi Airport’ta ise 12-21 Eylül arasındaki Singapur Grand Prix Season adıyla hazırlanan etkinliklerin rehber broşürleri dağıtılıyordu.

Yarışın olduğu günler boyunca işyerlerine, otellere, evlere ulaşımın sorunsuz sağlanabilmesi için işaretlemeler yapılmış. Yetmedi, her köşe başına görevliler konmuş. Evet, yarış sebebiyle yollar kapalıydı, ama şikâyet edecek bir durum yoktu. Ben de F1 sayesinde, Singapur’u yeraltında gezmeyi keşfettim.

Hasılı, şimdi İstanbul’da yapılacak, ama adında şov olmasına rağmen hiçbir değeri, tanınırlığı, getirisi, şovu olmayan İstanbul Airshow’u da biliyorum. Kolektif çalışma yapmadığımız, içi boş, gösterişi bol işlerdir bizi mahveden...

Yukarı