TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Kıbrıs’taki enerji tartışması AB kaynaklı!

Güney Kıbrıs’ın ekonomisi iflas noktasına geldiği bir dönemde, Akdeniz’de keşfedilen enerji kaynaklarına iki açıdan ümitle bakılıyordu. Birincisi; enerji kaynakları sebebiyle iki kesimli adaya barış geleceğiydi. Diğeri ise ekonomisi iflas eden Rum tarafının, bu sayede maddi refaha kavuşarak Avrupa Birliği’ne (AB) yük olmadan kurtulup kendi ayakları üzerinde durma ihtimaliydi.

Ancak görünen o ki, Rum Kesimi’nin derdi barış falan değil. Kaynakların ortak kullanımı ise hiç değil. Rumlar, keşfedilen hidrokarbon kaynaklarını Batılı şirketlerle çıkarıp kullanmak ve kendi bildiği yolda ilerlemek istiyor. Fakat bu sanıldığı kadar kolay bir durum değil. Çünkü hem tartışmalı bölgede petrol/ doğalgaz çıkarmak, hem de bunu pazarlamak için Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne (KKTC) ve Türkiye ile iyi ilişkilere ihtiyaçları var.

Rumlar, bir yandan görüşme masasına oturmaya çalışıyor, diğer taraftan adaya barış getirmede önemli unsur olarak görülen enerji kaynaklarını tek başına kontrol etmek istiyor. Bunu yaparken de AB üyesi olma sıfatını ve AB mevzuatlarını sonuna kadar kullanıyor.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Lideri Nikos Anastasiadis’in müzakere sürecinden çekilmede bahane gösterdiği gerekçeler de farklı açılardan yorumlanıyor. Rum tarafınca münhasır ekonomik alan ilan edilen petrol ve doğalgaz araması yapılan bölgeye Türkiye’nin savaş gemilerini göndermesini Rum yönetimine yakın bir kaynağım şu şekilde değerlendirdi: “Türkiye yaşadığı sıcak hadiseler sebebiyle dikkatleri bu bölgeye çekmek için böyle bir adım attı.” Acaba öyle mi?

Türkiye’nin başından beri karşı çıktığı tartışmalı sahada yapılan çalışmaları ise İtalyan ENI, AB mevzuatları çerçevesinde yürüttüğü iddiasında. Türkiye’nin uyarılarına rağmen uluslararası hukuka göre tartışmalı Güney Kıbrıs’ta petrol ve doğalgaz araması yapmak için ENI’nin Rumlarla anlaşma yapmasına Enerji Bakanı Taner Yıldız, geçen yıl tepki göstermiş, ama müzakerelere rağmen bu konuda geri adım atılmamış, bir anlaşmaya da varılamamıştı. Diğer bir ifadeyle, bugünlere Rumlar bilerek ve isteyerek geldiler. AB yetkilileri de sessiz kalarak onları desteklediler. Kıbrıs enerji kaynaklarının ortak kullanımı yönünde enerji fakiri AB tarafında ise sorunları çözecek bir girişim dahi olmadı.

Bölgede yaşanan tartışmalar sonrası Türkiye ile KKTC arasında imzalanan “Kıta Sahanlığı Sınırlandırma Antlaşması” ise Rumların sözde münhasır ekonomik alan ilan ettikleri bölgede, hidrokarbon yatakları konusunda yaptığı çalışmaları daha sorunlu hale getirdi. “Enerji kaynakları barış getirecek” diye beklerken, umarız yeni sorunlara kapı aralanmaz, sağduyu hâkim gelir...

DOĞALGAZ SAVAŞ ÇIKARIR MI?

Geçtiğimiz yüzyıla petrol ve petrol kavgaları damgasını vurmuştu. 21. yüzyılın ise bazılarına göre “doğalgazın altın çağını yaşayacağı” bir asır olacağı beklentisi var. Gazprom Yönetim Kurulu Başkanı Aleksey Miller de bu görüşte olan önemli isimlerden birisi. Miller, 4. St. Petersburg Uluslararası Doğalgaz Forumu’nda yaptığı konuşmada, Amerika’da devrim gibi gelişmelere sebep olan kaya gazının küresel bir pazar haline gelmeyeceği görüşünde. Dünyanın en büyük doğalgaz üretimi yapan şirketin yöneticisinin, en değerli aseti için bu görüşte olması normal. Zira, Gazprom Asya-Pasifik pazarına, 30 yıllık bir dönem için 400 milyar dolar değerinde bir anlaşmayla girdi.

Miller, bu yıl 463 milyar metreküp doğalgaz üreteceklerini, ancak yıllık üretim kapasitelerinin 617 milyar metreküp olduğunun altını çiziyor. Dolayısıyla Rusya’nın elinde satacak daha çok gazı var. Ve bence bölgede enerji kavgalarında asıl tehlikelerden, tartışma çıkaracak sebeplerden birisi de Rusya’nın elinde yeni pazarlar arayan doğalgaz olacaktır. Bu nedenle geçen 4. Hazar Zirvesi’ne dikkat çekmiş, Türkmen doğalgazının Hazar’ı bu şartlarda geçmesinin zorluğuna değinmiştim.

Doğru, Rusya için 21. yüzyıl, doğalgaz yüzyılı olabilir...

Yukarı