TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Millisini yapacaksın da kaça yapacaksın?

“Milli” kelimesi bu aralar revaçta. Uygun olan, olmayan her şeyin önüne arkasına “milli” kelimesi ekleniyor. Ancak “milli” ifadesinin eklemlendiği projelerin çoğunluğunda milli kaynakların hebası söz konusu. Çünkü “milli” denebilecek bir akıl terletmesi yoksa, milli kaynaklar makul şekilde harekete geçirilmemişse, alanında yetkin milli insan kaynakları samimi bir şekilde kullanılmamışsa ve kamu-özel sektör işbirliğinden uzak durulmuşsa, bu işlerin arkası gelmez, gelemez.

Kamu kurumlarını ilgili yabancı şirketlerle evlendirip yurtiçinde ihtiyaç duyulan ürünleri, milli kaynaklarla satın alırken, yabancılara yerlilik oranlarını artırma baskısı yaparak milli üretim yapamazsınız. Bunu kamuözel sektör işbirliği olarak da satamazsınız. Birileri “Yaptık, başarmak üzereyiz” diyorsa...

Savunma sanayiinde, kamu kurumları kendi içlerinde, şu veya bu şekilde, milli ürün geliştirip el altından yabancılara bunun bazı bölümlerini sipariş ederek “milli” yaptık diyebilirler. Geliştirilen ürünün tasarımı bize ait olduktan sonra bir yere kadar da kabul edilebilir. Dolayısıyla savunma sanayiinde maliyet mühendisliği öncelikli olmayabilir.

Stratejik alanlarda, tedarikinde çeşitli sebeplerden güçlük çekilen ürünlerin geliştirilip üretilmesinde mali detayları çok önem arz etmez. Bu kabiliyeti kazanmak önemlidir. Lakin savunma sanayiinde bile arzu edilen rekabetçi, muadilleriyle yarışan, hatta onlardan üstün özelliklere sahip araç-gereç yapmaktır. TAI’nin geliştirdiği insansız hava araçları (İHA) bu duruma çok güzel örnektir. Keşke bölgemizin karışık ortamında, faydalı yük taşıyan bir üst modeli de geliştirilip vızır vızır uçuruluyor olsaydı.

AK Parti Hükümeti döneminde, savunma sanayiinin özel sektör cephesinde ise Baykar Makine’nin geliştirip ürettiği ve tüm kriterleri karşılayıp rekor kırdığı “Taktik İHA”nın kabul aşamasında başına neler geldiğine şahidim. Bu sebeple, savunma sanayiinde bile “milli” ifadesini kullananların ne kadar samimi olduğunu bilenlerdenim.

Milli tren gelir hoş gelir

Trenler kaça ayrılır? Konvansiyonel tren setleri (0-160 km/saat hız), hızlandırılmışlar (160-250 km/saat hız), hızlı trenler (250-350 km/saat hız) ve saatteki hızı 350 km’nin üzerinde olanlar ise yüksek hızlı tren sınıfını oluşturuyor. Türkiye’de öncelikle konuşulan, tartışılan 0-160 km arası raylı sistem araçları. Bu aralık da çok önemli, zira travma ve metro araçları bu kategoride yer alıyor. Demiryollarına o kadar para harcandı, ama ilgili bakanların ortaya koyduğu henüz bir raylı sistem aracı yok.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık’ın, “Milli tren kasım ayında raylarda olacak” diye bir açıklaması var. Konunun ne olduğunu anlamayan bazı gazetelerimiz, başına “hızlı” kelimesini de koyup “Milli Hızlı Tren” olarak manşete taşıdı bu haberi.

Bakan Işık’tan birkaç gün önce de Türkiye Vagon Sanayii AŞ (TÜVASAŞ) Genel Müdürü Erol İnal, açıklama yapmıştı. Milli Tren Projesi’nde imalat sürecinin yakında başlayacağını belirterek, “Allah’ın izniyle en fazla 2.5 sene içinde milli tren raya konulacak” demişti. Bu sürede böyle bir şey olması zor. Olursa da “milli” ibaresiz olur.

Görüldüğü üzere milli tren konusunda bir karışıklık var. Çünkü ortada o kadar çok milli tren projesi var ki, seç seç raylara diz. Halbuki bu işlere kafa yoranlar için başarılmış milli bir raylı sistem hikâyesi var. AK Parti’den iki dönemdir Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Recep Altepe’nin özel sektörden Durmazlar Holding’le yola çıkıp başardığı yüzde yüz milli tramvay İpekböceği hizmette. Hafif raylı sistem aracı Green City ise bir ay önce dünyaya Berlin’de tanıtıldı. Dolayısıyla milli trenin nasıl yapılacağına dair somut yol haritası ortada.

Bakan Işık’ın bahsettiği proje, TÜLOMSAŞ çatısı altında geliştiriliyor ve TÜBİTAK tarafından destekleniyor. 10 milyon lira bütçeli proje epeydir konuşuluyor. 5 milyon bütçeyle özel sektörle yola çıkılmış olsaydı, geliştirilen araçlar bugün raylarda olurdu. Bilmem anlatabildim mi?

Yukarı