TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İran’a karşı mülayimliğin cezası...

Türkiye, yıllardır İran’a karşı mülayim davranmasının her daim cezasını çekti ve çekmeye de devam ediyor. Şu an bu ülkeyle sorunlu giden iki önemli konumuz var; Doğalgaz fiyatlandırması ve TIR geçişleri. Doğalgazda yaşadığımız sorunların haddi hesabı yok. Yaklaşık 10 yıldır gaz pazarlığı yapıyoruz ve milim ileri gitmiş değiliz. Konu tahkimde olmasına rağmen İran hiçbir şeye aldırış etmeden yeni sorunlar üretmeyi tercih ediyor. Neden? Çünkü Türkiye, İran’a karşı çok mülayim ve sıradan komşu muamelesi yapıyor.

Türkiye, yıllardır İran’a karşı mülayim davranmasının her daim cezasını çekti ve çekmeye de devam ediyor. Şu an bu ülkeyle sorunlu giden iki önemli konumuz var; Doğalgaz fiyatlandırması ve TIR geçişleri. Doğalgazda yaşadığımız sorunların haddi hesabı yok. Yaklaşık 10 yıldır gaz pazarlığı yapıyoruz ve milim ileri gitmiş değiliz. Konu tahkimde olmasına rağmen İran hiçbir şeye aldırış etmeden yeni sorunlar üretmeyi tercih ediyor. Neden? Çünkü Türkiye, İran’a karşı çok mülayim ve sıradan komşu muamelesi yapıyor.

Mütekabiliyet esaslarını bir saniye bile aksatmadan uygulamaya koyacağımız tek ülke varsa, o tartışmasız İran’dır. Aksi takdirde İran ile yaşadığımız sorunların hiçbirinin üstesinden gelmemiz söz konusu değil. Üstelik İran, 5 kuruşluk menfaati için Türkiye’nin milyarlarını rahatlıkla heder etmeyi göze alan bir ülkedir. Dışişleri Bakanlığı’nın kurumsal hafıza zafiyeti yoksa iki ülke arasındaki meselelere bu zaviyeden bakmak zorunda. Zira yaşanan TIR geçiş probleminin hedefi Türkiye’nin ticaretine balta vurmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.

‘İran’da akaryakıt ucuz Türkiye’de pahalı’ mantığıyla Türk araçlarından transit geçişte tek yönde 750 USD ekstra ücret ile beraber Türkiye’ye dönüşte depoda bulundurulan yakıt için 550 USD ek vergi alarak iki ülke arasındaki taşımaların yüzde 90’ını eline geçirdi. İran, Türk araçlarına uyguladığı ‘ucuz mazot’ yaklaşımını başka ülkelere karşı yapmamaktadır.

Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener ile yıllardır bu meseleleri konuşur, tartışırım, ancak İran meselesinin çözümünde kararlı bir Türkiye’ye ihtiyaç var. Çünkü uluslararası hukuk mevzuatlarıyla da İran’da hak aranması fayda sağlamıyor, zaman kaybettiriyor. Bu ülkeyle yaklaşık 10 yıldır yürürlükte olan doğalgaz fiyat pazarlığı ve en pahalı İran doğalgazı ortada. Dolayısıyla mülayim olmanın, alttan almanın anlamı yok. Sivil toplum kuruluşlarıyla, hatta salt bir iki bakanlığın girişimiyle de İran’la ilişkiler rayına sokulamaz.

Özetle; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan’ın İran’a mütekabiliyet uygulaması, İran TIR’larından akaryakıt fiyat farkının tahsil edilme kararı son derece doğrudur.

Yanlış kemer sıkıyoruz Sayın Babacan!

AK Parti Hükümeti döneminde, ülkenin milli kaynakları beyin terletilerek vatandaşın menfaatine amade edildiği en önemli alanlardan birisi hiç şüphesiz sağlık oldu. Vatandaşın hastaneye, doktora, ilaca erişiminde, teşhis ve tedavisinde çok önemli mesafeler kat edilirken, aynı başarı ilaç sanayiinin gelişiminde gösterilemedi. İlaç mamul olarak ithal edildiğinde yüzde 8, ilacın hammaddesi ithal edildiğinde yüzde 18 vergi alan bir ülkeydik. Yazdım kısmen düzeltildi, ama diyeceğim o ki, bu işlere doğru yerden bakılmıyor. Sayın Ali Babacan da maalesef doğru yerden bakmıyor.

Sık sık ilaç fiyatlarıyla ilgili tartışmalar gündeme geliyor. İlaç fiyatlarında kur kaç yıldır 1.95 Euro’ya sabitlenmiş, güncelleştirilmiyor. Bakan Babacan ise gerekçe olarak, “Enflasyon düzeltmesi yapılıyor” diyor. Devlet bütçeden ilaca 100 TL ayırdıysa, bunu bir yıl sonra enflasyona göre artırıyor, 110 TL yapıyor. Bu artışın ilaç fiyatıyla, ilaç endüstrisiyle ne ilgisi var? Tüketim, volüm artıyor, ama ilaç fiyatlarının değeri aşağı doğru gidiyor. Böyle olunca Türkiye bölgesinde ilaç sanayiini geliştirecek ülke olma özelliğini giderek kaybediyor ve başkasının bulup, geliştirdiği jenerik ilaç üretimiyle idare ediyor. Mali disiplin hesabına sektörler ölüyor...

Yukarı