TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

İran petrol tacirlerinin yerini IŞİD aldı

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Yaklaşık 7-8 ay önce Ortadoğu’da hangi Batılı şirketin nerelere yatırım yaptığı ve kimin kimle görüştüğü konuşuluyordu. Özellikle Irak’ta Kürtlerin kontrolünde olan bölge ve merkezi Irak Hükümeti’nin Basra’daki petrol stratejileri gündemden düşmüyordu. Hatta eski Irak Başbakanı Nuri El Maliki döneminde, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile ilişki geliştiren şirketlere yönelik uygulanan ambargolar ve iptal edilen sözleşmeler tartışma konusuydu. Türkiye’nin Basra’daki bazı enerji anlaşmaları da Kuzey Irak ilişkisi yüzünden iptal edilmişti.

Ancak Maliki’nin mezhepçi politikaları, Sünni aşiretlerle sorunları ve IKBY ile olan anlaşmazlıkları Irak’ı bambaşka bir havaya soktu. Sonrası malum, artık ne Maliki ne de Irak’ın yeni Başbakanı Haydar el-Abadi ve hükümeti gündemde. Konuşulan ve geleceği tartışılan Irak Şam İslam Devleti, yani kısa adıyla IŞİD. Bu gelişmelerin, Batılı ülkelerin ilgisinden uzak meydana geldiğini kimse düşünmüyordur herhalde...

Evet Maliki gitti Abadi geldi, ancak IŞİD daha fazla gündemde. Petrol rafinerileri, barajlar, yerleşim bölgelerindeki kontroller Abadi ile değil IŞİD’le anılıyor. Her ne kadar Abadi dün İran’ı ziyaret edip destek arayışına devam etse de bölgede farklı bir oyun sahneye konuluyor. Bu toz bulutu içindeki gündemde bir şeyi daha unuttuk: Dünyanın en önemli enerji rezervlerine sahip Ortadoğu’yu ve arkasındaki figüranları...

Halbuki IŞİD, işgal ettiği bölgelerdeki petrol kuyularından, zor şartlarda da olsa çıkardığı petrolü dünyaya satıyor. Hem de İran’ın Batı ambargosunu sıkı yaşadığı dönemde geliştirdiği dünyaya petrol pazarlama yöntemiyle yapıyor. Uygun aracılar buluyor, piyasanın çok altında bir rakamla petrolü Amerikan Doları’na çeviriyor. IŞİD’in kontrolündeki sahalardan çıkardığı petrolün varilini 25-60 dolar arasında sattığı belirtiliyor. Ancak satan kadar, alıcıların da kimler olduğu önemli? Rivayet o ki, önemli petrol üreticileri bile IŞİD’in ucuz petrolüne talip oluyor. Hatta bunu bir yönüyle IŞİD’e destek amacıyla yapıyor.

Hatırlayalım; İran da ambargoyu delebilmek için dünya piyasalarıyla hemhal olan ve bugün bazıları yargılanan adamları kanalıyla petrolünü piyasanın altındaki rakamlarla Amerikan Doları’na çeviriyordu. Çeşitli adalarda kurulan şirketler kanalıyla önce petrolün izi kaybettiriliyor, sonra da satışı yapılıyordu. Akabinde bu paralar zorlu yollardan İran’a yönlendiriliyordu. Bu yöntemle İran’da nüfuzu olan siyasiler de kendilerine düşen paylarını aldıkları için sistem işliyordu.

Hasan Ruhani’nin İran Cumhurbaşkanı seçilmesi ve ekibinin büyük çoğunluğunu Amerika ve Batı’da eğitim almış kişilerden teşekkül ettirmesiyle birlikte, başta Amerika olmak üzere İran’a ambargo uygulayanlar ilişkileri düzeltme sinyalleri verdi. Böylece İran’ın çeşitli kılıflarda dünyaya petrol pazarlama tekniği de rafa kalktı, eski yönetimin adamları olan İran’ın petrol tacirleri de tek tek tutuklanmaya başlandı. Ancak İran’ın uyanık petrol tacirlerinin yerini ve satış modelini, şimdi IŞİD uyguluyor. Belki de İranlılara teşekkür bile ediyorlardır. IŞİD’in bu yöntemle günlük 2 milyon dolarları bulan geliri, Irak ve Suriye topraklarında kontrol ettiği yerlerden günlük 50 bin varil sevkıyat yaparak sağlıyor. Belki IŞİD’in İran’dan öğrendiği veya öğreneceği başka şeyler de vardır. Zaman gösterecek...

Elektrikte kayıp değil hırsızlık sorun

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, elektrik faturalarına yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin hukuka aykırı olduğuna hükmetti, ama sorun hukukla bitmiyor ki. Özellikle Güneydoğu’da çalınan veya kaçak olarak kullanılan elektriğin parasının tahsili önemli. Bu sebeple kamu mallarına zarar veren, kamu personelinin çalışmasını engelleyenler için ciddi yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu dün bir kez daha kaçırılan DEDAŞ çalışanları gerçeğiyle öğrendik. Zira elektriği kaçak kullananlar, kanunkural, helal-haram, ahlak-vicdan gibi kavramlardan çok uzaklar. Anladıkları dille müdahale ve mücadele şart...

Yukarı