TVRadyo
Güntay Şimşek
Güntay Şimşek

Nükleer füzyon mu? Hayale değer...

Sadece enerji çevrelerini değil, tüm insanlığı heyecanlandıran ‘nükleer füzyon enerjisi’ geçtiğimiz hafta gündeme bomba gibi düştü. Mevcut geleneksel enerji kaynaklarına olan ihtiyacı ortadan kaldıracağına yönelik beklentileri de artıran, ‘nükleer füzyon enerjisi’ şimdilik çalışma aşamasında. Hayal ile gerçeği yan yana taşıyabileceksek, bilim dünyasının atomlara nitelik değiştirerek, büyük enerji elde etme rüyasına dalabiliriz. Nükleer enerji kadar ucuz, fakat çok daha güvenli bir enerji kaynağı olabileceğine inanılan bu yeni gelişme, enerji odaklı kavgaların sonlanmasına da vesile olabilir.

Dünya uzay, havacılık, savunma ve güvenlik sanayiinin bir numaralı dev ismi Lockheed Martin’in farklı bir teknolojiyle, manyetik ayna kullanarak sıcak, elektrik yüklü parçacıkları reaktörün içine hapsetme tekniği, haklı olarak bilim insanlarını da heyecanlandırıyor. Füzyonu, iki zararsız hidrojen izotopu olan döteryum ve trityumdan tedarik etmeyi amaçlayan bu çalışmayla, eğer füzyon reaktörlerini işletmek başarılırsa, güvenli ve ucuz enerji kaynağına da kavuşmuş olacağız. Çünkü uzmanların altını çizdiği üzere, bu elementler, benzer büyüklükteki bir kömür parçasına göre bir milyon kat daha fazla enerji içeriyor.

Deneysel araştırmalar Amerika ve Avrupa’da yapılıyor. Uzmanlar, en yakın zaman dilimi olarak onlarca yıldan bahsetse de, kesin tarih veren önemli bir şirket var. Lockheed Martin, 2017 senesinde kullanılabilir bir prototipi üretebileceğini, 2022’de ise pazarlanacak versiyonunu hazırlayabileceğini belirtiyor. Lockheed, şimdiye kadar geliştirdiği savunma ve hava araçları için de bu şekilde takvim verdi, zamanlamada sapmalar olsa da projelerini hayata geçirdi. Dolayısıyla heyecanlanmamak elde değil...

Ucuz enerji dengeleri değiştirir  

Eğer ‘nükleer füzyon enerjisi’ çalışmaları bahsedildiği şekilde neticelenirse, iki açıdan çok güvenli olacağına işaret ediliyor: Birincisi; Isı ya da radyoaktif füzyon kalıntıları bırakmayacak. Teknik bir sorunla sistemin durması halinde radyoaktif bir yayılma da olmayacak. İkinci husus ise günümüzde İran’a yönelik baskı adımlarıyla anlatmak mümkün. Çünkü bu sistemde uranyum ya da plütonyum kullanılmadığı için nükleer silah yapılması söz konusu değil. İran gibi, ‘Nükleer santral yapacağım’ diye yola çıkıp, nükleer silaha ulaşmak isteyenlere, ‘nükleer füzyon enerji’ ile de ‘Dur’ denebilecek.

Bu projenin üstlenicisi sebebiyle heyecanlanmakta haklıyız. Zira Lockheed’in Boeing ile yarışıp, ihalesini kazandığı son insanlı savaş uçağı Joint Strike Fighter’ın (JSF) geleceğine dair ortaya koyduğu zaman projeksiyonu da böyleydi. Evet zamanda ve maliyetlerde sapmalar oldu, ama JSF projesi yürüyor. Dolayısıyla geleceğin enerjisinde Lockheed imzası olması, ümitleri artırıyor. Lockheed Martin’in 1943’te kurulan Skunk Works departmanı, yaratıcı ve yeni ürünler geliştirmesiyle biliniyor. Yarın için kritik uçaklar, insanlı ve insansız sistemler mesela, saatte 3 bin 500 km hız yapan Black Bird ve F-22 savaş uçağı bu departman tarafından geliştirildi. Özetle; projeyi geliştiren Lockheed, sadece enerji alanında değil, hayatımıza dokunan her yerde, dünyanın en büyük olaylarından biriyle insanlığı tanıştırabilir.

Petrol satanlar kaybedecek mi? 

“Petrol ihraç edenlerin, varili 80 dolar seviyesine inen petrol sebebiyle gelirlerinde daralma olacak ve ithal edenler de enerjiye daha az para ödeyecek” şeklinde tahlil yapılarak, kaybeden/kazanan totosu oynanacak basit bir gelişme değil, petrolde yaşananlar... Fiyatların aşağı çekilmesinde kimlerin rolünün ve faydasının olduğu, petrol ihraç eden ülkeler arasında en fazla hangi ülkelerin gelir kaybı nedeniyle sıkıntı yaşayacağına bakmak gerekiyor. Dolayısıyla Amerika’yı en tepeye koyun, arkasına da geleceğini enerji kaynaklarına endekslemiş Rusya’yı ekleyerek cevap aramaya başlayın, bakalım soluğu nerede alacaksınız?

Yukarı